Hanefi Avcı'dan mektup var: İddialar yalan!

Hanefi Avcı, mektubuna o iddiayı düzelterek başlıyor. İsterseniz kendi satırlarından dinleyelim.
Hanefi Avcı'dan mektup var: İddialar yalan!

Yarın Odatv davasında bir kez daha hâkim karşısına çıkacak olan Hanefi Avcı’dan dün bir mektup aldım. Silivri Cezaevi’nden yazdığı toplam 8 sayfalık mektubun 4 sayfasını eliyle yazmış. Diğer 4 sayfası ise bilgisayar çıktısından oluşuyor. Ak Parti-cemaat kavgasını irdelediğim ilk yazılardan birinde hatırlarsanız Sabah gazetesi yazarı Sevilay Yükselir’in yıllar önce yazdığı bir yazıdan alıntı yapmış ve kamuoyunun çok az bildiği bir isim ile ilgili iddiaya yer vermiştim. Sevilay o yazısında Hanefi Avcı ve gazetecilerin tutuklanmasının ardında cemaat içi bir kavga yaşandığını, Hanefi Avcı’nın da tasfiye edilen cemaatçi ekip içinde yer alıp Kemalettin Özdemir’e yakın olduğunu iddia ediyordu. Hanefi Avcı, mektubuna bu iddiayı düzelterek başlıyor. İsterseniz kendi satırlarından dinleyelim:

“Hiç kimseyle öyle bir ilişkim yok, zaten benim görev harici tüm ilişkilerimi herkes bilir. Ziyaretime gelen, benim gittiğim, telefonla konuştuğum herkesi çevrem bilir. Ayrıca kitap zamanı olaylar sonrasında araştırmadık hiçbir konu kalmamıştır. Tüm telefon irtibatım olan herkes tek tek incelenmiştir. Zaten tabiatım itibariyle hayatta herkes beni izliyor gibi davrandım. Hiçbir şeyle, hiç kimseyle gizli ilişki geliştirmek hoşuma gitmez.(Görevim gereği olanlar hariç)

Yayınlara konu olan Kemalettin Özdemir veya başka bir kişiyle öylesi bir ilişkim yoktur, geçmişte de olmamıştır. Aslında kitabımı okuyan herkes de böyle bir şeyin olmayacağını bilir. Ayrıca basına yansımayan bazı savcılıklara verdiğim dilekçe ve ifadeleri bilenler böyle bir şeyin olmayacağını da çok iyi biliyordur.

Kitap ilk çıktığında biraz da menfi propagandaların tesiriyle çoğu kişi acaba abartı mı var vs. gibi okudu. Halbuki bugün kitabım yeniden okunsa çok daha farklı anlaşılacak, belki de daha iyi anlaşılacaktır.”

Hanefi Avcı bir kitap yazdı hayatı kaydı.
Bugün Hanefi Avcı farklı davalardan tutuklu olarak yargılanıyor. Kimi davalardan öylesine cezalar aldı ki bırakın hukuku, akıl mantık kabul etmiyor. Bir sistem eski bir polis müdüründen birkaç örgüte üye bir terör üyesi yaratmayı başardı. Davalarda öylesine tuhaflıklar var ki bunlar da başlı başına birer kitap konusu olabilir. Yarın Odatv davasından aylar sonra bir kez daha hâkim karşısına çıkacak Hanefi Avcı’ya isterseniz biraz daha kulak verelim:

“Aslında dava süreci ve hâlâ yaşananlarla bir şeyler yazmak isterim ama yapmak da zor. Çünkü her şeyi yazıya dökmek zor ve çok uzar. Az yazılırsa insanlar olanları, haksızlıkları sadece bu kadar zanneder. O açıdan da yazmak hele mektupta yazmak çok zor. İnanılmaz bir şekilde yapılan tüm soruşturmalarda bulunan her şey tam tersine benim masumiyetimi ortaya çıkardı. En ufak bir şey bulamadılar. (…) Kısmen basında takip etmişsinizdir, yargılandığım her iki davada da örgüt üyesi denen herkes serbest ama ben tutukluyum.

Hatta son davada 19,5 yıl ceza verilen kişi de serbest ama ben tutukluyum. Belki o kişi suçsuz ama mahkeme madem 19,5 yıl ceza verdi hem de evinde çatışma olup bir polisin şehit olduğu olayda bu kişinin geçmişte ertelenmiş davası da var. Buna rağmen serbest, bu kişiye uygulanan hukuk doğru ama buna karşın bana uygulanan garipliği göstermek için yazıyorum.

Ayrıca örgüte yardım ederek, örgüt üyeliğinden daha fazla ceza alma bu dünyada örneği olmayan şey. Daha kötüsü bana ceza vermek için benim örgüt arasında irtibat kurulan insanlara da ceza verdiler.”

Önceki gece Mustafa Balbay’ın cezaevinden çıkışında canlı yayında olay anını anlatırken Türkiye’de siyasetin nasıl bir kısırdöngüde ilerlediğini fark ettim. Hükümeti yıkma girişimi ile darbeci iddiası ile yargılanan bir gazeteci 5 yıl kaldığı cezaevinden milletvekili olarak çıkıp dün Meclis’e yemin etmeye gidiyordu. Türk siyasetinde hainlerle kahramanların çok hızlı yer değiştirdiği bir ülkede yaşıyoruz. Hanefi Avcı’nın durumu buna çok iyi bir örnek. Birilerinin kahramanı bir bakmışsınız beş dakikada birilerinin haini oluverdi!

Her şey istenirse kılıfına uyduruluyor. Bugün Hanefi Avcı’nın bu absürd tutukluluk durumunun en büyük müsebbibi cemaat ile ilgili yazdığı kitap olarak gösteriliyor. Konu açıldığında cemaatten kiminle konuşursanız konuşun bunun kendileri ile alakası olmadığını inanarak, altını çizerek söylüyorlar. Onlara söylemekten çekinmediğim bir gerçeği sizlerle de paylaşayım. Ne yazık ki bu sözlerine kendilerinden başka inanan hiçkimse kalmamış durumda. İletişimde önemli bir kural var: ‘Algı gerçektir!’ Şu andaki algı Hanefi Avcı’nın yazdığı kitap nedeni ile bu absürd tutukluluk halinin devam etttiği yönünde. Bu absürd tutukluluk hali aslına bakarsanız cemaati korumaktan çok, haklarındaki şüpheleri ete kemiğe büründürüp marjinalleşmesine de yol açıyor.

Yarın görülecek Odatv davasında bakalım son tutuklulardan biri olan Hanefi Avcı serbest bırakılacak mı?
Yoksa…