Hepiniz oradaydınız be!

Artık şunu çok iyi biliyorum ki özgürlüklerimize sahip çıkmak için bizim bizden başka dostumuz yok.
Hepiniz oradaydınız be!

ildiğiniz gibi ‘köşk’te tek başına yaşayan bir Cumhurbaşkanımız var. İşte o Cumhurbaşkanımız geçen gün yanına basın danışmanı Ahmet Sever’in sevdiği gazetecileri alıp Roma’ya gitti. Nasıl yani demeyin. Başbakan’a uygulanan fanus basın protokolü ne yazık ki ‘köşk’te de geçerli. Cumhurbaşkanı’nı hayatınızda bir kez olsun eleştirdiyseniz ya da mesleki nedenlerden dolayı Ahmet Sever ile geçmişte ters düştüyseniz bir daha ‘köşk’ün kapısından içeri başınızı bile uzatamıyorsunuz. Neyse ki gerçekleri görüp yazabilmek için başbakanların, cumhurbaşkanlarının yamacına sığınmaya gerek yok. Bu yüzden gelelim asıl meseleye…

Ne diyorduk Cumhurbaşkanı Roma’ya gitti. Dönüşte de her zaman olduğu gibi Twitter’dan izlenimlerini fotoğraflarla paylaştı. Şöyle de bir twit attı: “Şehrin yüzlerce yıllık ihtişamlı binaları, meydanları, sokakları öyle korunmuş ki ne bir gökdelen ne de bir AVM var.” 

Cumhurbaşkanı’nın yaptığı bu göndermeyi pek çok kişi İstanbul ile Roma arasındaki kıyaslama olarak algıladı. Anlaşılan Cumhurbaşkanı’nın nasıl da duyarlı bir gönderme yaptığını düşündüğü için 8679 kişi de retweet’lemiş.

İlk okuduğunuzda kulağa gayet hoş geliyor gelmesine ancak İstanbul’un bu hale gelmesinde acaba Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gerçekten bu tweet’i atabilecek kadar masum mu?

Bugüne kadar Meclis’ten geçirilen onlarca torba yasaya sıkıştırılmış imar değişikliklerini bir dakika bile masasının üzerinde bekletmeden kim onayladı da yürürlüğe girdi sahi? Bugün sızdırılan yolsuzluk soruşturmalarında öylesine dehşet konuşmalar duyuyoruz ki Cumhurbaşkanı Gül’ün deyişi ile “İnsan gerçekten hayret ediyor.” Zira bazıları imar değişiklikleri için adam ayarlayıp bir iki defalık yolsuzluk yapmamışlar, torba yasa denilen garabete madde ekletip kanun çıkartmışlar. Yolsuzluk için imar kanunlarını değiştirmişler yahu… İddianın büyüklüğüne bakar mısınız?

Peki kim imzalamış bu kanunları?
Biz bu köşeden İstanbul’da AVM sayıları müze sayısını geçti diye yazarken Cumhurbaşkanı Gül’ün sahi aklı neredeydi acaba? 

Roma Belediye Başkanı, Gül’ü ofisinin balkonuna çıkartıp Roma’yı gösterip bilgi vermiş. Gül twit atıyor: “Yüzyıl önceki fotoğraflardaki Roma’nın bugünden tek farkı, yollarında otomobiller yerine at arabalarının olması.”

Acaba o tarihi kim ne pahasına korumuş hiç merak etmiş mi? Keşke yasaların nasıl işlediğini ya da siyasetçilerin bununla nasıl mücadele ettiğini de sorsaydı. Hazır gitmişken yolsuzluklarla mücadele eden ünlü savcı Di Pietro ile de bir 10 dakika geçirseydi keşke. Faydalı olmaz mıydı!

Yıllar içinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün siyaset sahnesinden uzak durması sanki ona hükümetin icraatlarından bağımsız, dokunulmaz hatta daha demokrat bir imaj havasını yarattı. Oysa aslına bakarsanız uygulamada durum hiç de böyle olmadı. Tam tersi Ahmet Necdet Sezer’e yapılan ‘Çankaya Noteri’ yakıştırmasının ne kadar da haksız olduğunu kanıtlayan bir performans sergiledi. Önüne gelen hemen hiçbir yasa geri gönderilmedi. Birkaç mırın kırın, bir iki basın demeci, hatta Ahmet Sever üzerinden mesajlar gitti geldi ama Abdullah Gül tek bir kez hükümetin karşısında dik durmadı. Gelen yasaları ‘imzalamam arkadaş’ demedi. Bugün İstanbul’un hali böylesine ortadaysa ne yazık ki İtalyan Cumhurbaşkanı’na gösterilecek bir İstanbul silueti bile kalmadıysa bunda Abdullah Gül’ün de payı var. Hiç öyle Başbakan’a, Belediye Başkanı’na laf sokuşturan twit’ler atıp bu işin içinden sıyrılamaz.

Cumhurbaşkanı’nın işlevsizliği o kadar çok test edildi ki artık herhangi bir siyasi krizde beyhude bir “Cumhurbaşkanı krize el koysun” çağrısı yapıldığında bana bir gülme geliyor. Nasıl gelmesin dönüp bakın el konulan tek bir kriz hükümetin aleyhine sonuçlanmış mı? 

Bütün bunları yazmamın nedeni Cumuhrubaşkanı’nın seçimler öncesinde son bir teste daha tabi tutulacak olması.

Hükümet bildiğiniz gibi internete ağır bir sansür yasası getiriyor. Bu, öyle bir yasa ki Türkiye’de internet özgürlüğü denilen ne varsa rafa kaldırıyor. Hükümetin çok şikâyet ettiği atanmışları, yargının ve seçilmişlerin üzerine taşıyor. Böyle bir sansürü yıllarca Brüksel’de yaşayan Ahmet Sever de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de pekâlâ bilir ki Avrupa Birliği’ne üye hiçbir ülkede göremezsiniz.

O yüzden Cumhurbaşkanı’na bir çift sözüm var: “Sayın Abdullah Gül tamam bugüne kadar hükümet ne gönderdiyse ‘he’ dediniz, sessiz kaldınız; imzayı bastınız. Türkiye’deki hayati kriz anlarında Gezi Parkı dahil yumuşak güç gibi görünüp bir iki toplantı ve demeç ile durumu geçiştirdiniz. Bugün dünya sizin interneti en iyi kullanan siyasi liderlerden biri olarak gösteriyor. Hepsini geçtim, sadece Twitter’daki 4.330.000 takipçiniz hatırına önünüze gelecek internet yasasını imzalamayın. O koltuğu bırakmadan önce bunca yıl sonra bari bir kez, tek bir kez dik durun. İnternet yasaklarına karşı durun. En azından bunu yapın.”

Yukarıdaki satırları yazdım yazmasına ama inanın yazdıklarıma ben bile inanmıyorum.

Artık şunu çok iyi biliyorum ki özgürlüklerimize sahip çıkmak için bizim bizden başka dostumuz yok.

Öyleyse yıkıl Roma!