İş ilanı; üst düzey kadın yönetici aranıyor!

Sadece bizim sektörümüzde değil bütün işkollarında kadınların üst düzey yönetici pozisyonlara yükselmeleri kolay değil.
İş ilanı; üst düzey kadın yönetici aranıyor!

Geçen gün kadın bir meslektaşım ile oturup iş ilişkileri üzerine konuştuk. Çalıştığı yerde yöneticisi de kadındı. Gelin görün ki kadın yönetici kadın çalışanına aman vermiyordu. Kadın kadına dayanışma, pozitif ayrımcılık gibi akla gelen politik doğruculuk adına olması gereken ne varsa olmadığı gibi hayatı ona zindan etmek için elinden geleni ardına koymuyordu.
Kadın meslektaşım istifa edecek noktaya gelmişti. Şöyle bir geçmişe doğru gittim. Yıllar içinde bulunduğum medya sektöründe kadın yöneticilerin kadın çalışanlara nasıl davrandığını gözden geçirdim. Birkaç istisnayı saymazsak tek kelime ile gaddardılar. Bu tür örnekleri gördüğümde bir erkek olarak her zaman şaşırmışımdır. Zira içinde bulunduğumuz dünyada sadece bizim sektörümüzde değil bütün işkollarında kadınların üst düzey yönetici pozisyonlara yükselmeleri kolay değil. Yükseldikten sonra o koltuklarda tutunabilmeleri ise hiç kolay değil. Bu yüzden bu koltuklara aday olanların başarısı veya başarısızlığı önemli. Geçen gün siyasette var olmaya çabalayan Sümeyye Erdoğan’a değinmiştim. O yazıda eksik bıraktığım noktaları dün Mutlu Tönbekici Vatan gazetesindeki köşesinde tamamladı. Sümeyye’nin yalnızca laiklik bekçilerine karşı değil kendi camiasında da işinin kolay olmadığını anlattı. Çok doğru bir tespit. Özellikle mütedeyyin kesim üst düzey yönetimde kadınları görmek istemiyor. AK Parti’nin bugün bir başarısı varsa bunda kadın kollarının gece gündüz çalışmasının da büyük rolü vardır, değil mi? Gelin görün ki üst düzey yönetimde nedense kadınları göremiyoruz. Bakanlar kurulunda ayıp olmasın diye kadından sorumlu bakanlığa bir bakan atanıyor, o kadar. Bir nevi kabinenin nazar boncuğu! Sanmayın ki AK Parti’de durum böyle de gündemin vazgeçilmez başrol oyuncusu cemaatte farklı. Cemaat okullarında, Türkçe olimpiyatlarında kadın öğretmenleri görüyoruz, gelin görün ki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı dahil üst düzey yönetimde kadınları hiç göremiyoruz. Mütedeyyin kesimin kadınlarla bir derdi olduğundan değil, ezberlenmiş erkek davranış biçiminin burada da tekrar etmesinden kaynaklanıyor. (Hakkını verelim, BDP ve CHP’de durum görece daha iyi gözüküyor.) Anlayacağınız, kadınlar, kadınlarımız iş hayatındaki üst düzey koltuklardan bilerek ya da bilmeyerek dışlanıyorlar. Gelin bunun nedenlerini biraz sorgulayalım.

Cam tavan sendromu 1970’lerin başında ABD’deki sosyal bilim araştırmacıları kadınların iş hayatındaki rolü ile ilgili yeni bir kavram ortaya attılar. Bu kavrama göre kadınların üst kademe yönetim pozisyonlarına ulaşmasını engelleyici davranışsal ve örgütsel önyargılardan kaynaklanan görünmez engeller vardı. Bu kavram işletme, hükümet, eğitim ve kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda çalışan üst kademe pozisyonlara ulaşmak için çabalayan kadınların karşılaştığı engelleri tarif etmek için kullanılıyordu.
Aradan geçen 40 yılda kadın cephesinde hemen hiçbir şey değişmedi. Görünmeyen bir el, kadınların orta sınıf yönetici olmasına izin verirken üst düzey yönetime geçmelerini engelledi, eteklerinden tuttu ve kulaklarına otur oturduğun yerde diye fısıldadı. İş dünyası aslında bir ‘erkekler kulübü’. Bunu ezbere söylemiyorum. Mesela Avrupa’da yapılan bir araştırmada orta kesimde kadın çalışanların çok olmasına rağmen üst kademeye yani yönetici pozisyonuna yükselen kadınların oranının yüzde 3 olduğunu söylüyor. Bizde bu oran tam tersi, orta kademede çalışan kadınların sayısı görece daha az olsa da üst yönetimde bulunan kadınların oranı yüzde 8’e kadar varabiliyor. Yine araştırmalara bakarsanız özellikle küçük işletmelerde kadınların girişimsel başarıları yok sayılıyor.
Türkiye ekonomik olarak son yıllarda çağ atladı. Dünyanın 16. büyük ekonomisi olmak azımsanacak bir başarı değil. Gelin görün ki Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Endeksi’ne baktığınızda Türkiye 126. sırada yer alıyor.
Doyasıya utanabiliriz!
Gelişmiş ülkeler kadınların önündeki görünmeyen engeli yani cam tavan sendromunu kırmak için tedbir alıyorlar. Mesela Norveç iş hayatında özellikle üst düzey yönetici kadınların sayısını arttırmak için bir kanun çıkardı. Her holdingin yönetiminin üçte birinin kadın olmasını şart koştular. Biliyorum, bunu okuyan holding sahiplerinin tüyleri diken diken oluyor. Hâlâ bağımsız yönetici üye meselesini tartışırken nereden çıktı bu kadın kotası, değil mi!
Gelelim bizdeki duruma, bizde orta düzeyde yönetici koltuğuna oturan kadınların sayısı yüzde 23 civarında. Gelin görün ki bu sayı üst yönetime yani zirveye çıktıkça azalıyor. Yüzde 11’e hatta yüzde 8’e kadar zirveye çıktıkça, sayı iniyor. Zaten yükselenler de kadın kimliklerini geride bırakıyorlar. Yine yapılan araştırmalar üst düzey yönetici kadınların ‘erkek’ gibi davrandıklarını ya da davranmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Anlayacağınız, kadınların iş dünyasındaki durumu pek parlak değil. Bütün bu rakamları ve araştırmaları sizlerle paylaşmamın nedeni, siyasetçilerden kadın yönetici talep ederken iş dünyasından da benzer bir talebi istememiz gerektiğini düşünmem. Cam duvarları kırmak siyasetçiler kadar bizim de görevimiz. Bir değişim istiyorsak işe çalıştığımız yerden başlayabiliriz.
Dipnot: Bu yazıda kullanılan veriler için Özge Bulut Maraşlı’ya teşekkür ederim.