KA-DER'imse bile artık çekilmez

KA-DER Meclis'te 275 kadın milletvekili istiyor. Kadınların % 60'ı örtülü, talep edilen bu 275 kadının kaçı bu % 60'ı temsil ediyor?

Parti genel merkezlerine hafta sonu gerçek bir akın vardı. Milletvekili aday adayları TBMM’ye girmek için son başvurularını yaptılar. Artık iyiden iyiye seçim atmosferine girdiğimize göre biraz yeni seçimlerdeki Meclis’in tablosunu konuşabiliriz.

İsterseniz Meclis’teki bu tartışmayı partiler üzerinden değil de çok daha basit bir düzlemden yapmaya başlayalım. Mesela Meclis’teki kadın-erkek dağılımı üzerinden konuşalım. 2007 seçimlerinde Meclis’teki kadın oranı % 8.85, yani 542 milletvekilinin sadece 48’i kadındı. Bu utanılacak tablo, aslında Türkiye’deki kadın vekil sayısı açısından bakıldığında büyük bir rekordu.

Kadın Adayları Destekleme Derneği, yani KA-DER bu yıl da sayıyı daha da yukarı çekmek için çalışmalarına başlamış. Hedefi de büyük tutmuşlar. TBMM’nin yarısının kadın milletvekili olmasını istiyorlar. Nitekim çekilen üç ayrı reklam filminde ünlü kadınlarımız 275 kadın milletvekilinin ne anlam ifade ettiğini anlatıyorlar. İnternet sitelerine girip özellikle aralarında kaç başörtülü kadın var diye baktım. Malum Türkiye’de kadınların % 60’ının başı örtülü, acaba talep edilen bu 275 kadının kaçı bu % 60’ı temsil ediyor diye düşündüm. Sonuç 1 çıktı. Yazıyla yazayım, sadece bir kişi.

KA-DER’in kampanyasındaki tek başörtülü Nihal Bengisu Karaca’yı aradım. Karaca, KA-DER’den böyle bir teklif geldiğinde tereddüt etmiş. Aklımıza gelen ilk soruyu KA-DER’in yöneticilerine sormuş. “Bana geldiklerinde ‘Başı örtülü kadınların da Meclis’e girmesi gerektiğini düşünüyorum, buna yer açacaksanız ben bu kampanyaya destek veririm, bu bizim için sakıncalı olur derseniz girmeyeyim’ dedim” diyor. KA-DER’in yönetim kurulu başkanı Çiğdem Aydın, bu konuda yönetimde görüşbirliği olduğunu ve kadınların her şartta Meclis’te temsil edilmesini istediklerini söylemiş... Nihal Bengisu kampanyanın tanıtım toplantısından ilginç bir anekdotu da anlattı. CHP kökenli olduğunu tahmin ettiği bir KA-DER yöneticisinin seyirciler arasında söz alıp, sadece AK Parti’nin değil CHP’nin de başörtülü kadın milletvekilini Meclis’e sokması gerektiğini söylemiş ve salondan hiçbir tepki gelmemiş.

AK Parti’nin bugün başörtülü 4 kadın aday adayı var. Hülya Kamçı, AK Parti Balıkesir İl Kadın Kolları Başkanı; Cemile Biçer, Konya’dan bir akademisyen; Ayşe Suna Köseoğlu, Trabzon’dan aday adayı ve AK Parti kurucularından Fatma Bostan Ünsal. 4 kadın da seçilirlerse başlarını açmayacaklarını söylüyorlar. Hatta Fatma Bostan Ünsal eğer aday gösterilmezse kendisinin bağımsız aday olacağını söyleyecek kadar iddialı.

CHP ve MHP’de ise başı kapalı aday adayı bile var mı, emin değilim. Masa başına oturup 275 kadının yarısı başörtülü olsun demenin olmayacak duaya amin demek olduğunu biliyoruz. Peki ama sembolik bile olsa başı örtülü kadın milletvekillerinin Meclis çatısına girmesine engel olan nedir? Dün Nazlı Ilıcak Sabah’ta yazdı, ortada yasal bir engel yok. Peki, şimdi siyasetçilere seslenelim, o zaman neden korkuyorsunuz?

Biraz cesaret... Başı örtülü kadınların önünü açın. Kadınların % 60’ının başı kapalı olduğu bir ülkede bu ikiyüzlü erkek düzenine son verin.

Virüslü mail paniği
Dün esrarengiz bir mail aldım. Ekinde bir dosya var, ama açılmıyor. Virüslü dosya paranoyası hepimizi sarmış durumda. Nitekim gönderen kişiyi aradım, onun da haberi yok. Twitter’a yazıp sordum: ‘Sizce ne yapmalıyım?’ İlginç cevaplar geldi.
% 50 şansın var.
Ya herru ya merru, aç gitsin.
Mail’i açtığınız bilgisayarı yakın.
Virüs iddiası tamamen yalan (Emre Uslu).
Sevmediğiniz insanlara forward’layın.
Bilgisayarın yanında çekiç var mıydı?
Geçmiş olsun!

Cove
Japonya’daki felaket görüntülerine bakarken aklıma yunusların bir koyda öldürüldüğü Cove belgeseli geldi. Acaba Taiji tsunamiden etkilendi mi diye merak ettim. Evet, etkilenmiş. Dalgalar 6 defa Taiji’yi vurmuş. Balıkçılar denize açılıp kurtulmuşlar. Koydaki 24 yunus ise kayalıklara çarparak parçalanmış. Kurtuluş yok.


Subay eşleri
160 subay, tutuklu olarak Balyoz davasında yargılanıyor. Bir yandan yargılama devam ederken diğer yandan da subay eşleri vardiya nöbeti altında aralarında örgütleniyorlar. Onlar örgütlenirken çeşitli internet sitelerinde subay eşleri ve bu örgütlenme ile ilgili belgeler, subayların gizli kaydedilmiş konuşmaları yayımlanıyor. Subay eşleri üzerinden yeni bir algı yaratılıyor. Daha önce Atilla Kıyat’ın kaleme aldığı anılarında yakındığı bir durum da bu internet sitelerinde yayımlanıyor. Özellikle Çetin Doğan’ın eşinin altın gününe katılacak subay eşleri için yapılan askeri organizasyon şemaları görmezden gelinecek gibi değil. İftira ise subay eşleri çıkıp konuşmalı, iftira değil gerçek ise o zaman da biz ‘böyle iş olur mu’ diye sormalıyız.
Yine bu yayımlanan gizli kaydedilmiş konuşmalarda subay ve astsubaylardan kesilen 1 TL’lik yardım meselesi de var. Koskoca bir albayın, bir uzman çavuşu, maaşındaki 1 TL’lik kesinti için ikna ettiği konuşma yayımlanıyor. Tutuklu askerlere yardım etmek isteyen silah arkadaşlarını hiç kimse suçlayamaz, ama 1 TL bile olsa, kimsenin maaşından emir-komuta zinciri içinde yardım kesemezsiniz. Mesele 1 TL değil. Yardımseverlik gönülden olur. Emir-komuta zinciri içinde olmaz. Bir tek lira için bile olmaz!

.