Kutluğ Ataman'ı yedirtmeyiz!

İddiaları o kadar abartılı ki içine düştüğü duruma kızmaktan çok Ataman'a acımak ile üzülmek arasında bir çizgide kalıyorsunuz.
Kutluğ Ataman'ı yedirtmeyiz!

Tam da Bedri Baykam hakkında yazıp çizmekten usandığımız, onun da bize laf yetiştirmekten bıkmadığı şu sıcak yaz günlerinde imdadımıza yeni ‘star’ sanatçımız Kutluğ Ataman yetişti. Kendisini bir süre Twitter hesabı üzerinden takip etme gafletine düşüp, sonrasında sanatı ile kişiliği arasındaki korkunç uçurumu fark edip takipten vazgeçtiğimiz için hakkındaki güncel gelişmelerden mahrum kalmıştık...

Gezi olayları sonrasında günah çıkartma röportajından anladığımız kadarıyla ‘star’ımızın maceraları tam gaz devam etmiş. Bu arada minik bir hatırlatma yapalım. Kendisini insan olarak sevdiğimiz Bedri Baykam ile bundan bir süre önce Murat Ülker’e ve Ülker ürünlerine yabancı basında onca laf ettikten sonra ‘boş çerçeve’ eserini 120 bin dolara satması üzerine ilginç bir polemiğe girmiştik. Bedri Baykam’a “Bizlere sadece boş bir çerçevenin değil yıllardır pazarladığı boş bir ideolojinin de satılabilir olduğunu gösterdiği için teşekkür borçluyuz” diyerek tartışmaya kendi adıma nokta koymuştum. 

Çağdaş sanatçı olarak anılan Kutluğ Ataman röportajında görüyoruz ki Türkiye’de sanatçıların ideolojik görüşleri birbirinden tamamen zıt yönlere düşüyor olsa da bir sanat eseri satışı pek çok ideolojiyi de beraberinde piyasaya sunabiliyor. 

Kutluğ Ataman’ın son eserlerini satın almadığı için başta Ömer Koç olmak üzere bütün Koç Grubu’nu neredeyse Ergenekoncu ilan etmeye kadar vardırdığı iddiaları o kadar abartılı ki içine düştüğü duruma kızmaktan çok Ataman’a acımak ile üzülmek arasında bir çizgide kalıyorsunuz. 

Ataman’ın tutarsızlığı
Tam bu noktada Kutluğ Ataman’ın eserini satın almadı diye neredeyse tüm Koç Grubu’nu Ergenekoncu yaftasıyla düşürdüğü seviye ile kıyasladığınızda Baykam’a haksızlık ettiğiniz gibi bir duygu da gelip yakanıza yapışıyor. Kabul edelim ki Bedri Baykam’ın görüşlerinin çoğuna katılmasak da en azından kendi içinde bir tutarlılığı var.
Oysa Kutluğ Ataman’ın sözlerine baktığınızda pek çok görüşünün maşallah fırdöndü gibi olduğunu görüyorsunuz. Bir bakmışsınız uluslararası şöhretinin gücüyle Gezi olaylarının en alevlendiği günlerde İngiliz gazetelerinde Başbakan Erdoğan’a ayar veren demeçler yayımlatıyor. Aradan iki gün geçiyor, ne görsek beğenirsiniz... Ataman, Başbakan’ın çizgisinden bu sefer tüm Gezi’ye katılanlara ağza alınmayacak laflar ediyor. Zaten insanı rahatsız eden de Kutluğ Ataman cephesinde işlerin görüşlerin ‘beş dakikada değişir bu işler’ hızında seyretmesi. 

Bir başka rahatsız edici yan ise kavramsal sanatçımızın rol çalma gayretkeşliği. Star gazetesindeki söyleşisinden anladığımız kadarı ile Kutluğ Ataman Gezi olaylarının bir noktada ‘bir Ergenekon komplosu’ olduğuna uyanıyor! Hatta kendi iddiasına göre Gezi’de tehdit bile ediliyor. Peki, ne yapıyor dersiniz?
Gezi olaylarına katılanları temsilen Başbakan’a çıkan heyetin içinde yer alıyor! Haydaaa..
“Yahu madem anladın ortada çok büyük bir Ergenekon komplosu var, o zaman senin hâlâ Başbakan ile görüşen Gezi temsilcilerinin arasında ne işin var?” diye soran olmadığı için Woody Allen filmi olan Zelig’in malum kahramanı gibi her yerden çıkıyor. 

Koç Vakfı’nın yalanlaması
Ataman’ın eserini almadığı için kulaktan dolma sözlerle suçladığı Koç Vakfı tarafından tamamı kibar bir şekilde yalanlanan iddiaları Türkiye’de gazetecisinden sanatçısına kadar iktidarın gölgesine nasıl sığınılacağına dair bize çok güncel bir duruma işaret ettiği için bu kadar üzerinde duruyorum.
Bu kadar olsa iyi... Kutluğ Ataman malum söyleşisinde sadece Koç Grubu’nu hükümetin önüne atmıyor, aynı zamanda şahsen görüştüğü, konuştuğu sanatçı arkadaşlarını bile isim vererek rencide etmekte hiçbir sakınca görmüyor. 

Başa doğru filmi geriye sararsak eğer Koç Vakfı, Ataman’ın eserini önceden söz verdiği gibi alsaydı muhtemelen bu söyleşinin bambaşka bir versiyonunu, muhtemelen zıt görüşte bir gazetede okuyor olacaktık. 

Kutluğ Ataman’ın Gezi olaylarından rol kapması, hâlâ onun ekmeğini yemeye çalışması, bir kesim tarafından madara edilirken diğer kesim tarafından ‘yedirtmeyiz’ sloganıyla koruma altına alınması bu ülkede sadece gazetecilerin, işadamlarının değil aynı zamanda en özgür ve marjinal diye umacağımız uluslararası şöhrete sahip bir çağdaş sanatçının bile nerelere düşebileceğini bizlere gösteriyor. Gezi olayları sonrasında AK güreşçi, AK işadamı, AK gazeteciden sonra bakın gül gibi bir AK çağdaş sanatçımız da oldu.
Dünyada bir örneği daha olmayan, neredeyse bir kavramsal sanat eserine dönüşen bu ‘duruş’ nedeniyle bile Kutluğ Ataman’ı yedirtmemeliyiz.
Kendisi ile benzer kulvarda at koşturan Çin hükümetinin her türlü baskısına onurlu bir şekilde direnerek sanat eserlerini üretmeye hayatını adayan Ai Wei Wei bilmeyebilir ama bu gibi durumlarda kullanmak üzere sürekli zulamızda tuttuğumuz Sevgili Murathan Mungan’ın çok güzel bir sözünü hatırlamanın tam zamanı. Mungan bu sözünde “Türkiye’de her şey olabilirsiniz ama bir tek rezil olamazsınız” diyordu. 

Gördüğünüz gibi her şey olabiliyorsunuz...