Meltem Cumbul ne yaptı da Altın Küre'de çıktı?

Hiç kimsenin torpili, sponsorluğu olmadan sadece bunu becerebildiği için bile 'helal olsun' Cumbul'a.

Meltem Cumbul geçen gece birkaç saniyeliğine bile olsa Golden Globe (Altın Küre) ödüllerinde ‘uluslararası film yıldızı’ sıfatı ile sahneye çıktı; Türkçe ‘merhaba’ dedi, kısa bir konuşma yaptı. O sahneye çıkarken Madonna sahneden iniyordu. Gündüz provalarda Angelina Jolie ile beraberdi. Anlayacağınız dünya yıldızları ile şahane bir gece geçirdi. Hiç kimsenin torpili, sponsorluğu olmadan kendi çabaları ile sadece bunu becerebildiği için bile ‘helal olsun’. Bunların hiçbiri olmayıp sadece Meltem Cumbul olarak o salona davetli olması bile bence hakkında konuşmamız için yeter ve artardı. Ancaaak Meltem Cumbul sahneye çıktıktan sonra Türkiye’de pijamayla ve uykusuz gözlerle Golden Globe’u seyredenleri aldı mı bir küçükseme telaşı! Doğru ya “Meltem Cumbul ne yapmıştı da aniden biz onu böylesine uluslararası bir sahne şovunda üstelik de sahnede görmüştük?” Bu serzenişlere “O sahneye çıkmak için hayatta yapamayacak hiçbir şeyi olmayanların zavallı kibiri” diye dalgamızı geçebiliriz. Zaten geçtik de. Ancak bunun üzerinde çok da durmamak gerekiyor. Gelin bu kaybedenler ve tutunamayanların zihinlerini meşgul eden bu soruyu başka bir yerden soralım: Sahi Meltem Cumbul ne yapabirdi de yapmadı?
Mesela Meltem o sahneye alnının akıyla çıkmak için konservatuvar mı okumalıydı? E tamam Meltem konservatuvar okudu. Yeterince dizide oynayıp tecrübe mi kazanmalıydı? Evet onu da yaptı. Yalnız dizilerde değil filmlerde mi oynamalıydı? E onlarca filmde de oynadı. Uluslararası projelerde de mi yer almalıydı? E onu da yaptı. Fatih Akın’ın ‘Duvara Karşı’sı ile uluslararası bir kariyere de ulaştı. Sadece Cihangir kafelerinde ömür öldürmek yerine Los Angeles’a gidip şansını mı denemeliydi. Gitti onu da denedi.

Nuri Bilge Ceylan ne yapmadığı için Oscar’ı kaçırıyor?
Dedim ya soruyu biz hep yanlış yerinden tutup soruyoruz. Mesele, “Meltem Cumbul ne yaptı” meselesinden ibaret değil. Örneğin aynı soruyu “Uluslararası haklı bir başarıya ve üne sahip olan Nuri Bilge Ceylan yıllardır bir derviş sabrı ile film çekerken biz ne yaptık” diye sorabiliriz. Durun ben söyleyeyim: Adamı hem millet hem de devletçe yapayalnız bıraktık. Böyle yapsak belki çok da önemli olmayabilirdi. Her fırsatta, cahil magazin yazarından kendini yaşam gurusu bellemiş köşebabalarına kadar yerden yere vurduk. Aşağıladık. Dibe çektik. Devletin bizim vergilerimizle finanse ettiği Türk modacılarının başarısızlık hikâyelerini paketleyip Türk’ün Türk’e propagandasını yapmakla zaman harcıyorduk o aralar. Geçen gün dipnot.tv sinema eleştirmeni Ali Arıkan’a “Oscar’larda yarışan Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filminin şansı nedir” diye sordum. “Bir mucize olmazsa seçilme şansı sıfırdır” dedi. Ardından Oscar’a giden yabancı filmler için o ülkelerin nasıl bir kulis faaliyeti yürüttüğünden uzun uzun bahsetti. Filmlerin tanıtımı yapılıyor, özel gösterimler düzenleniyor ve gerek devletler gerekse yapımcı firmalar Oscar adaylığına giden süreçte aylar öncesinden bir lobi faaliyetine başlıyordu. Nuri Bilge Ceylan ise yapayalnız. Ortada ne büyük bir sinema sermayesi var ne böyle bir sermayeyi teşvik eden devlet sistemi ne de bir kamuoyu...

Türkiye’den neden Steve Jobs çıkmıyor?
Geçen gün Türkiye’nin son yıllardaki en cesur girişimcilerinden biri olan Ali Sabancı ile SoruYorum programında uzun bir sohbet gerçekleştirdik. Laf döndü dolaştı Steve Jobs’a geldi. “Türkiye’den bir Steve Jobs çıkar mı” diye sordum. “Çıkmaz, çıkmama nedeni Steve Jobs gibi yetenekli bir Türk’ün olmaması değil; o çıkacak kişiyi öne çıkartacak, sahiplenecek, parlatacak bir sistemin olmaması” dedi. Ali Sabancı haksız mı? Şu anda Malatya’dan ya da Gebze’den çıkan parlak bir bilgisayar mühendisi ya da tasarımcının kendi şirketini kurması, geliştirmesi ve büyütmesi için yeterli altyapı, teşvik, vergi indirimi mevcut mu? Bunları konuşmuyoruz. Konuşamıyoruz. Zira bir konuşmaya başlarsak konuşmamız gereken çok konu var. Emek, organizasyon ve beceri.. Tartış tartışabildiğin kadar. Bunun yerine ahlanıp vahlanıp “Bu ülkeden neden dâhi çıkmıyor” diye ağlamak işin kolay yolu.

Cezaevinde sulh dünyada sulh!
Bugün gazeteleri elimize alıp köşelere, magazin haberlerine baktığımızda hayatta hemen hiçbir şey başaramamış onlarca kibirli kalemin köşesinde yine Meltem Cumbul’la kafa bulan “Ama o ne yaptı ki orada?” diyen küçümsemelerini okuyacağız. Meltem’e laf sokuşturmaktan “Türkiye’de sinema sektörü ne yaptı ki” sorusuna yine sıra gelmeyecek. Kapıları görünmez kilitlerle kapalı bir ülkede, duvarların üzerinden aşarak açılmaya çalıştığı dünya arenasında sadece kişisel ilişkileri ile eğer Meltem Cumbul, Golden Globe’a birkaç saniyeliğine bile ‘uluslararası Türk yıldızı’ olarak sunuluyorsa emin olun çok şey yapmıştır. Meltem sahnedeyken Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Dünyada Sulh’ sözlerini hatırlatmış. Bazıları da takıla takıla buna takılmış. Haklılar! Keşke Meltem bir de tutuklu gazetecilerden bir cümle bahsetseydi işte o zaman 10 numara olurdu bakın. Artık o da sevgili Nuri Bilge Ceylan’a kısmet. Hele bir Oscar’ı alsın umutla ve merakla bekleyeceğiz.