Meraklı gazetecinin notları

Bozulmadık bir YGS kalmıştı. Yeni tehdit: Adımı Google'a yaz! Cemil İpekçi, Mardin'e küsmüş, Mardin'in haberi yok!

Türkiye’de bozulmadık bir tek YGS kalmıştı, o da son sınavdaki kopya skandalı ile Hakk’ın rahmetine kavuştu. Bu olay doğru ise skandal demek az kalıyor. Mors alfabesini bulanlar bile bu kadar cinliği akıl etmemişlerdir! 

* Başbakan Erdoğan, Londra dönüşü uçağında, geziye katılan gazeteciler ile bir poz vermiş. 10 gazeteci var. Hepsi erkek. Tamam, yarısı kadın olsun demiyoruz, ama dış gezilere en azından 1 kadın gazeteci götürülmeli... Nazarlık anlamında! 

* Sadettin Saran günlerdir hakkında çıkan Zeynep Beşer ile aşk iddialarına isyan etmiş. “Yanımda 2000 kişi çalışıyor, bu haberler ile bana ayıp ediliyor, bu kadını tanımıyorum” diyor. Doğruysa, adam haklı beyler! 

* Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında da bir ‘başkanlık sistemi’ anlaşmazlığı mı var, bana mı öyle geliyor? 

* Güniz Akkuş adlı, polislikten atılıp mafya işlerine bulaşan zat-ı muhterem ilginç bir tehdit modeli geliştirmiş. ‘Google’a adımı yaz!’ Bu da iyiymiş... 

* Özetlersek, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad dünyayı ters köşeye yatırdı! Çarşamba günü dünya açıklama beklerken o Robert Fisk’in ‘sirk’e benzettiği dalkavuklar meclisinde şen şakrak bir konuşma yaptı. Sonuç; Suriye cephesinde yeni bir şey yok! 

* Dün Ayşe Arman’da yayımlanan ‘şık’ tekzip metnini görünce Perihan Mağden’in yazılarını özlediğimi fark ettim. Oysa yazarımız edebi çalışmaları nedeniyle bir süredir Brüksel’de... 

* Hanefi Avcı aynı zamanda hem ulusalcı Ergenekon örgütü üyesi hem de Devrimci Karargâh örgütü üyesi olarak tutuklanmış durumda. Yakında Hizbullah’tan da tutuklanırsa şaşırmayacağım! 

* GATA’daki şu erlere yönelik tıbbi deney meselesi nedir, önümüzdeki hafta anlamaya çalışacağım, söz. 

* Dün Taraf’ta yayımlanan WikiLeaks belgelerinde JİTEM ve Emniyet İstihbarat’ta 12 yıl çalışmış ve ABD’lilere bilgi veren üzeri xxx ile kapatılmış ‘güvenilir’ kaynak kim olabilir sizce? Üstelik bu kaynağın ABD’lilerle Anadolu seyahatine çıkacak kadar zamanı var, hem de polis akademisinde ders veriyormuş. Benim aklıma tek bir isim geldi! Dannn... 

* Tam da bir grup Türk gazetecinin ağırlandığı Paris gezisinde Cem Uzan ile ünlü Hotel Le Meurice’in barında karşı karşıya gelmelerini ‘rastlantı’ olarak nitelemek Cem Uzan’ın zekâsına hakaret gibi geliyor bana... 

* Ayşenur Arslan geçen gün Tarafsız Bölge’de ciplerin üzerinde katyuşa füzesi ve ağır makineli silahlarla çarpışan Libyalıları ekranda gösterip ‘çapulcu bunlar’ gibi bir şey söyledi. Kendisi muhtemelen hiçbir savaş meydanına gitmediği için bilmiyordur. Bu bölgelerde bulunmuş bir savaş muhabiri olarak ona kötü bir haberim var: “Ne yazık ki böyle oluyor 3. dünya ülkesinde savaş halleri.” 

* Kaybedenler Kulübü’nün gerçek kahramanı Kaan Çaydamlı, Açık Radyo’da yaptığı bir programdaki anısını anlatmış. Diyor ki canlı yayın sırasında dan dun konuşmaya başlayınca Ömer Madra yukarıdan koşturarak gelip “Ne oluyor lan! Küfür mü ettiniz burada?” demiş. Gözümde o sahneyi birkaç kez canlandırmaya çalıştım... Iıııhh, nafile olmuyor. 

* Gökkubbede cemaat hakkında söylenmedik yeni bir söz kaldı mı? 

* Bodrum ile Yalıkavak arasındaki yolun bir sahibi yok. Yanlış duymadınız, sahipsiz. Sanırım dünyada bu bir ilk. Karayolları ‘benim değil’ diyor, Bodrum belediyeleri ilgilenmiyor. Öksüz yol! 

* Sabri Uzun’un adı o kadar çok her yerde geçiyor ki olası bir Ergenekon dalgasına kapılacak ilk isim olduğunu söylemek için bilmem kâhin olmaya gerek var mı? Gerçi bunun en iyi farkında olan kendisidir, o da ayrı tabii... 

* Cinayete kurban giden gazeteci-MİT mensubu Haluk Akter’in hikâyesi bana 70’li yıllarda Basın Ajansı kuran Emniyet İstihbarat’ın hikâyesini çağrıştırdı. ‘Önemli İşler
Dairesi’ kitabımda ayrıntılarıyla yazmıştım, Emniyet
İstihbarat 70’li yıllarda bildiğiniz bir haber ajansı kurmuş ve gazetecileri çalıştırmıştı. 

* Diyelim, bir gazeteci bir diğer gazeteciye ‘Şu kitabı yaz’ dedi. Hadi diyelim diğer gazeteci de o kitabı yazdı. Peki ama Nedim Şener neden bunlardan sorumlu tutulup cezaevine girdi? Bunun cevabını bilenimiz var mı aramızda?

* Dinamo FM’de Barış Manço’nun bir şarkısının cover’ını jingle yapmışlar (Ne kadar çok yabancı kelime değil mi?), gerçekten müthiş olmuş. Fırsat bulursanız dinleyin, şarkının adı sanırım ‘Gönül Bahçesi’ ya da ben sallıyorum. 

* Cemil İpekçi, Mardin’e küsmüş, Mardin’in haberi yok! (Benim de yeni haberim oldu, Mardin adına büyük kayıp Üstelik espri de yapmıyorum bakın). 

* CNNTürk’te hiç kimseye hissettirmeden önümüzdeki hafta programları biraz erken bitirip 21.30 seansında İstanbul Film Festivali’ne tüymeyi düşünüyorum. Lütfen çaktırmayın!


Hammer time
Atiye yeni albüm çıkarmış, merak etmeyin, şalvar pantolon aynı! Hammer time! ‘You can’t touch this!’ 


Ciddi değilse güzel...
Yalçın Küçük kendisinin tutuklanmasını isteyen Zekeriya Öz’e dönüp “Bana dokunma, bana dokunan yanar” demiş. Zekeriya Öz’ün görevden alınmasından sonra “Bu kadar çabuk olacağını beklemiyordum” diye demecini patlatmış. İşin tuhafı, Yalçın Küçük’ün Ergenekon mahkeme heyetine de “Kendinize dikkat edin” demesi. Yalçın Küçük ciddiyse korkun, ciddi değilse cidden iyi espri...


Ayrılık acısının raf ömrü kısa!
Nurgül Yeşilçay sabaha kadar eğlenmiş. Gazeteciler Mithat Can’ı sorunca “O da kim! Öyle birini tanımıyorum” demiş. E, artık bir hafta bile sürmüyor 21. yüzyılda ‘ayrılık acısı’. Gerçi gördüğümüz kadarıyla beraberlikler de bir ayı bulmuyor ya, o da ayrı hikâye...

.