Mesele sadece yolsuzluk değil arkadaş!

Bazen gerçeklerin ortaya çıkması için böyle krizlere ve kavgalara ihtiyaç doğuyor. Bırakın herkes eteğindeki taşı döksün.

Medyalar paylaşıldı.

Gazetelerde tasfiyeler yapıldı.

Sosyal medyaya konuşlanıldı.

Sahte hesaplar açılıp, takibe alındı.

Karşılıklı kasetler toplandı.

Bizden, sizden listeleri yapıldı.

Karşılıklı dezenformasyonda her türlü yöntemi kullanacak internet siteleri açıldı...ve savaş başladı.

Bu savaşın adını isterseniz en başından koyalım.

Bu, bir ‘algılar savaşı’ olacak.

Bu ilk soruşturma sakın kafanızı karıştırmasın. Baskın bir soruşturma sonrasında istifalar, atamalar, haberler, tapeler…

Acele etmeyin, daha yeni başlıyoruz.

Önümüzdeki günlerde Ak Parti-cemaat kavgasında hepimizin aklını uçuracak, ağzımızı açık bırakacak daha ne operasyonlar ne kasetler ne kampanyalar göreceğiz. Her iki kesim de hem karşısındakini yok etmeye çabalayacak hem de karşısındakinin yok edilmesi gereken bir düşman olduğuna bizleri ikna etmeye çalışacak. Zaman zaman “Biz bu filmi görmüştük” dediğimiz anlar yaşayacağız. Kimi zaman “Bu kadar da olmaz” diyeceğiz.

Savaşın bir cephesinde boğazına kadar yolsuzluğa batmış, güvenilmez bir Ak Parti algısı inşa edilmeye çalışılacak. Cephenin diğer tarafında ise devlete musallat olmuş bir cemaat-çete algısı ince ince işlenecek.

Bu algılardan bir tanesini önce örebilen, sağlam temeller üzerine oturtan savaşın galibi olacak. Operasyonlar, kasetler, haberler hepsi bu algı savaşının sadece küçük cepheleri olarak kalacak. Elbette bu algı bir günde oluşmayacak. Zaman alacak. Ne düne kadar Türkiye’nin en çok oy alan ve adını AK olarak benimseten partisini A-Ke-Pe’ye çevirmek kolay iş, ne de hizmet ve dünyadaki okulları ile özdeşleşmiş cemaati bir günde çeteye döndürmek…

Bu yüzden her iki tarafın bayağı bir uğraşması, Türkiye kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor. Sadece Türkiye’yi olsa iyi, bir de dünyayı ikna etmeleri şart. Tıpkı yakın zamanda gördüğümüz Türkiye’deki askeri vesayetin ortadan kaldırılma mücadelesinde olduğu gibi. Türkiye’nin %90’ının en güvenilir bulduğu bir ordunun marka değerini düşürmek, güveni sarsmak, makulleştirmek, olması gereken sınırlara geriletmek nasıl kolay olmadıysa bu da kolay olmayacak.

Türkiye’de askeri vesayetin yenilme nedeni askerlerin 700 bin kişilik silahlı güçlerini kaybetmesi değil bu algı savaşını kaybetmeleriydi. En güvenilen kurumdan en güvenilmeyen kurum yaratma savaşı kolay olmadı ama gördüğünüz gibi bal gibi de oldu. Üstelik bu algı savaşını yöneten güçler bu işin nasıl yapılacağı konusunda gayet iyi bir tecrübe de kazandılar. Hem karşılarındakine ne yapacaklarını biliyorlar hem de karşıdakilerin kendilerine neler yapabileceğini...

Bir süre bu satranç tahtasında piyonlar, filler, kaleler hareket edecek. Zaman zaman oyunun kahramanları, zaman zaman kurbanları olacağız ama hep beraber seyredeceğiz. Bu algı savaşının galibi olan, diğer kesimi tasfiye edecek. Türkiye siyasetinin vazgeçilmez bir gerçeği bir kez daha tekrar edecek. Kaybedenler cezaevlerine atılacak, sürülecek, rezil edilecek.
Bu kavganın başlangıcını bilebilmek için İslam’ın kurulduğu yıllara kadar gitmeniz gerekiyor.

Evet taa oradan başlayan iki farklı İslam yorumunun kavgası bu.
Ancak bu kavga aynı zamanda gelecekte nasıl bir Türkiye tezahürünün de belirleneceği bir kavga olacak. Kazanan taraf yeni Türkiye’nin
hem içeride hem de dışarıda rotasını belirleyecek. Yeni bir Türkiye inşa edecek.

Biliyorum bu düşüncelerimi böylesine açık açık, kısa, net cümlelerle yazınca inanılmaz geliyor. Rahatsız ediyor. İrkiltiyor.

Ancak durum bu. Yapacak bir şey yok. Algılar savaşının ilk raundunu seyrederken hepimize kamuoyu adına büyük bir görev düşüyor.
Biz yani ben, sen, o, hepimiz bu kavganın jüri üyeleriyiz. Hem seyircileri hem de karar vericileriyiz. Bizim yorumlarımız, bizim ‘Dalgacı Mahmut’luğumuz, bizim iğneleyici esprilerimiz, bizim acıtan sözlerimiz, bizim dedikodularımız, bizim fısıltı gazetemiz bu algılar savaşının galibini belirleyecek.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıllık hikâyesinin en kritik dönemecine geldik.

Bugüne kadar iyi kötü düşe kalka gelip gelebileceğimiz yer burasıydı. O hikâye bu kavga ile bitiyor.

Bu kavganın galibi Türkiye’yi bambaşka bir yere taşıyacak.

Bazen gerçeklerin ortaya çıkması için böyle çatışmalara, krizlere ve kavgalara ihtiyaç doğuyor. Bırakın herkes eteğindeki taşı döksün.

Döksün ki algalar savaşının galibi ortaya çıksın.