Nekrofil ha!

O tweet Bağış hakkındaki bütün yolsuzluk ve rüşvet iddialarından sıyrılmanın çaresizliğini ortaya koydu.

Siyasette yazılacak o kadar çok konu var ki isterseniz Egemen Bağış’ın malum patavatsızlığından başlayalım. Egemen Bağış’ın bir yerde duvara çarpacağı belliydi. O aşırı neşeli hallerinin, Başbakan'dan daha çok Başbakancı tutumlarının bir sonu olacaktı. Yine de bir Ahmet Kaya şarkısıyla söylersek ‘olmayaydı sonu böyle’ iyiydi.

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarında adı geçen bakanlardan biri de Egemen Bağış’tı. Nitekim görevden alınan 4 bakandan biri de o oldu. Hakkındaki fezleke de Meclis'e ulaştı. Diğer bakanlar durumlarının vahametinden utana sıkıla kenara çekilirken Egemen Bağış tam tersi bir taktik izledi. Sanki o ses kayıtları, o dolar dolu elbiselerin hayırsever bir işadamı tarafından kendisine gönderildiği ya da o dolar dolu çikolata kutularının teslim edildiği iddiaları yokmuş gibi davranmayı tercih etti. Her zamanki coşkusunu bu süreçte ikiye katladı. Son zamanlarda Twitter'daki bu coşkusu görülmeye değerdi! Geçen gün yüz binlerce insan 15 yaşındaki bir çocuğun cenazesindeyken attığı şirazesinden kaçmış tweet işte böyle bir haletiruhiye’nin ulaştığı son nokta oldu. O tweet Bağış hakkındaki bütün yolsuzluk ve rüşvet iddialarından sıyrılmanın çaresizliğini ortaya koydu. Ne diyordu o tweet'inde Bağış: "Terörün bitmesinden ve kardeşliğimizden rahatsız olup çözüm sürecini hedef alan nekrofillere de gereken cevabı milletimiz 30 Mart’ta verecek.”

Demagojinin boyutuna dikkatinizi çekerim. Yahu Berkin Elvan’ın cenazesine katılanların arasında tek bir kişi, tek bir slogan bile barış sürecini hedefliyor muydu? Ya da bu cenazeye katılan insanların üzüntüsünün nesine 30 Mart’ta cevap verilecek. Oyların %50’sini değil hadi %60’ını alın, %70 hatta, %100’ünü alın başınıza çalın. Hangi oy oranı 15 yaşındaki bir çocuğu geri getirebilir. Hangi oy oranı bu çocuğun ölümüne üzülen milyonlarca kişiyi teskin edebilir. Gelelim o tweet'in en sorunlu ve en kritik yerine, ‘nekrofil’ meselesine... Ekranda yüzüm kızardı, çocuklar var diye anlamını söyleyemedim. Nekrofil kelimesini kibarca ‘ölü sevici’ olarak çeviriyorlar. Hayır, ölü sevici değil; nekrofil, ölülerle cinsel ilişki yaşamak isteyen insanlar demek. Bağış, şimdi de buna haklı olarak tepki gösteren insanları suçlayıcı açıklamalar yapıyor.

Egemen Bağış hakkındaki onca yolsuzluk iddiasından günün birinde temize çıkar mı bilmiyorum, bu ülkenin vicdanında artık ebediyen mahkûmdur.



BU BAKAN ÇOK ÂLÂ!
Türkiye tartışmalı çok İçişleri Bakanı gördü. Kiminin üslubu tartışıldı, kiminin icraatları, kiminin görevdeyken kurduğu ilişkiler. İddia ediyorum hiçbiri seçilmiş değil atanmış bir bürokrat olan Efkan Âlâ’nın yanına yaklaşamaz bile... Bugüne kadar İçişleri bakanlarının tamamı kanunlar içinde hareket ediyordu. Yaptıkları icraatları kanunlara uydurmaya çalışıyor, kanunları eğiyor büküyor ama hep içinde kalıyorlardı. Son sızdırılan ses kayıtlarından anlıyoruz ki Efkan Âlâ kendisinde kanunların üzerinde bir güç görüyor. Aldığı kararların kanuna uymaması önemli değil, “Kanunları değiştiririz” diyor. Hakkını verelim dediğini de yapıyor. Bakın bu Türkiye’de ilk olan bu anlayış işte. Rejim değişikliğinin en somut göstergesi. Hoşuna gitmeyen gazetecinin “Kapısını kırın, tutuklayın; itiraz ederse savcıyı da tutuklayın” diyen bir zihniyet İçişleri Bakanlığı koltuğunda otururken sadece biz gazetecilerin değil emin olun hepinizin korkması gerekiyor.

BOYNER’DEN ZENGİNLİK DERSLERİ
Cem Boyner’in şirket çalışanlarına attığı bir mail olay oldu. Cem Boyner bu mail’de Berkin’in cenazesinde çıkabilecek olası olaylar için çalışanlarını uyarıyor ve masum halka yardıma ihtiyaç duyarlarsa işletmelerinin kapılarını açmalarını söylüyordu. Tıpkı Koç Grubu’nun Gezi olaylarında Divan Otel’de yaptıkları gibi. İktidarın dezenformasyon trol’leri Cem Boyner’in bu mesajından sonra muhtemelen daha önce önünden bile geçmedikleri Boyner Grubu’nu hedefine aldı. Akıllarınca boykot kampanyaları başlatıyorlar. Oysa bırakın boykotu Cem Boyner’i kutlamak gerekiyor. Sadece masum insanlara ihtiyacı olduklarında yardım ettiği için değil yeni zenginlere tek bir mail’de zenginliğin ne olduğunu da anlattığı için. Anladık ki zenginlik evinde nereden geldiği belli olmayan şaibeli milyar dolarların nakit para olarak durması değil, hayata bakışınla, duruşunla yıllar boyu alın teriyle kazandığın milyar doları bu ülkenin insanı uğruna kaybetmeyi göze almak demektir.

PARALEL VİCDAN
Paralel devlet var mı bilmiyorum ama paralel vicdan diye bir şey varmış, Berkin’in cenazesi sonrasında bunu da gördük. Bu vicdan 17 yaşında Mısır’da ölen bir genç kız için hüngür hüngür ağlayabilirken 15 yaşında ölen bir çocuğa Allah’ın rahmetini ya da ailesine kuru bir başsağlığını bile çok görebiliyormuş. “Dolar kuru düşmedi, geçiniz” diyebiliyormuş. Vicdanı dolarda tutunca bu da normal!