Serdar Ortaç ile denizde deve güreşi!

Serdar Ortaç'ın milli sporumuz olan denizde deve güreşine heves etmesini sıradan bir Türk erkeği olarak yadırgamam.
Serdar Ortaç ile denizde deve güreşi!

Şu sıcak yaz günlerinde Serdar Ortaç’ın deve güreşi oynarken sevgilisinin omuzlarındaki fotoğraflarını görünce böyle bir yazıyı yazmanın zamanı geldi diye düşündüm. Ne zamandır Türklerin denizdeki eğlenceleri üzerine birkaç satır yazayım diye düşünüp, tırsıyordum. Malum son zamanlarda özellikle temcit pilavı misali aynı konu hakkında en az 20 tane yazı yazmazsanız ciddi bir okuyucu tepkisi alıyorsunuz. Bu tür ‘eğlenceli’ yazılar hafif kaçıyor. Elbette hepimiz biliyoruz ki anketlerde sorduğunuzda Türkler televizyonda sadece belgesel izliyor çıkıyorlar, iş yazıya gelince de 50 yıldır aynı adamların milim kımıldamayan ‘ciddi’ yazılarını okumaya doyamıyorlar. Neyse ki her gazetenin ek olarak verdiği magazin eklerini okuyan kimse de yok!

Tuhaf deniz âdetleri
Yine de belki Radikal okurlarımız malum fotoğrafı görmemiş olabilirler. Sanat dünyasındaki eller havaya popüler şarkıları, Ahmet Kaya’nın linç edildiği gece hafızalarımızdan kolay kolay silinmesi mümkün olmayan ‘performansı’, kumara olan düşkünlüğü ile ilgili magazin haberlerinden tanıyageldiğimiz Serdar Ortaç sevgilisi Chloe ile gazetecilerin huzurunda bir deniz eğlencesinde yakalanmışlar! Yakalanmışlar lafın gelişi, artık ünlülerimiz genelde sahilde bir eğlenceye dahil olmak istedikleri zaman genelde magazin muhabirlerine haber salıyorlar ve huzurlarında ‘eğlenceye’ tutuşuyorlar. Serdar Ortaç ve potansiyel zevcesi de muhtemelen gazetecileri çağırıp kameraların önünde eğlence olarak deve güreşine tutuşmuşlar. Gelin görün ki bu deve güreşi bizim genelde Konyaaltı Plajı’nda ya da Kilyos sahillerinde görmeye alıştığımız denizdeki deve güreşi eğlencelerine pek benzemiyor. Genelde bizde erkeklerin kankalarını omzuna alıp birbirleri ile bellerine kadar gelen denizde güreşe tutuştukları deve güreşi nadir de olsa sevgili adayı kızları omuzlarına alarak yaptıkları artık hepimizin malumu... Serdar kardeşimiz artık mübarek ramazan gününde eğlencenin dozunu nasıl kaçırıp, hangi kafayı yakaladıysa sevgilisini omuzlarına almak yerine sevgilisinin omuzlarına çıkıp denizde deve güreşine tutuşmuş.
Görüntü haliyle tuhaf.
Daha doğrusu komik.

Neyse ki Serdar Ortaç vücut ölçüleri ile kafayı bozan diğer popçularımızdan olmadığı için Chloe yenge omuzlarına aldığında zorlanmamış. O da kompleksizce ‘eğlenmeye’ devam ediyor.
Bizim çok tuhaf deniz âdetlerimiz ve eğlencelerimiz var.
Her yaz birkaç insanımızı bu tür eğlencelere kurban verdiğimiz bir zengin Türk deniz sporu olan jet ski’yi bunların arasında sayabiliriz.
Levent Kırca’nın unutulmaz kaba esprilerine konu olan laf cambazlıkları bir yana bu sporu yapmak için ilk şart paranız olması gerekiyor. Bunun yanı sıra sıfır deniz kültürümüzü unutmamız şart!

Genelde bir gece öncenin alkolünü vücudundan atamamış, hayatında hiç motosiklet kullanmamış ve çoğu zaman da sarhoş kafayla yapılan bu Türk sahillerine özgü spor bu haliyle emin olun dünyanın en tehlikeli sporları arasında yer alabilir.
Türk yetkililerin sıfır denetim prensibi ile hayata geçirilmesini teşvik ettikleri bu spor dalında bugüne kadar verdiğimiz kayıpları saysak buradan Şam’a yol olur.
Bir de denizde hepimizin bildiği kelebek yüzen erkekler sendromumuz var.
Bu konu üzerine sevgili Perihan Mağden kıvamında demedik söz bırakmadığı için isterseniz bunu pas geçelim.

Denizin vergisi
Bizim denizlerle ilgili çok tuhaf bir ilişkimiz var. Uzaktan bakıyoruz ama içine giremiyoruz. İçine girdiğimiz zaman da yapacak çok bir şey bulamıyoruz. Deniz sporları yok denecek kadar az.
Denizcilik ne yazık ki memleketimizde zengin sporu olarak anılıyor. Haksız da değiller. Öylesine korkunç vergiler ile kuşatılmış bir denizcilik sektörümüz var ki bu bile dile getirilmiyor! Arabadan ucuz tekne alabilirsiniz ama vergisi dünyaya bedel. Vergiyi bırakın öylesine kalantör bir imajı var ki binip herhangi bir koya gitseniz adınız çıkacak dokuza inmez aşağıya... ‘Sörf’ dediğiniz sporu nerede ise Çağla Kubat’tan başka yapan yok, optimist moptimist ise yok denecek kadar az.

Üç tarafı denizlerle çevrili, olimpiyatlarda bizim gibi sıfır çeken başka bir milletin olmamasını bilmem nereye bağlayacağız. Durumumuz o kadar feci ve tuhaf ki Türkiye’nin en çok lisanslı dalgıcı Ankaralı! İnanın şaka değil. Kaş’ta dalgıç okulunda bu veriyi ilk duyduğumda şaşırmıştım. Oysa ben de bir Ankaralı olarak dalış dersleri alıyordum. Sonradan sınavlara girip ikinci seferde amatör kaptanlık brövemi de alabildim. Benim gibi kim bilir kaç Ankaralı kaptan var Türkiye’de. Düşünün artık...
Yani bu tablo karşısında toparlarsak Serdar Ortaç’ın milli sporumuz olan denizde deve güreşine heves etmesinde sıradan bir Türk erkeği olarak yadırganacak bir şey yok.
Olimpiyatlarda suda deve güreşi olsa derece alacağımız kesin!
Ama Chloe yengenin omuzlarına çıkıp denizde deve güreşi yapması..
İşte bu ezberleri bozuyor!