Siyasi bir aşk-nefret haritası (2013)

Bugünkü durumda ise en çok oyu alan Ak Parti olmasına rağmen en yalnız partinin de Ak Parti olduğu göze çarpıyor.
Siyasi bir aşk-nefret haritası (2013)

Yerel seçimlere doğru giderken gelin isterseniz Türkiye siyasetinin başrol oyuncularının son durumuna bakalım. Türkiye’de siyaseti etkileyen partilerin ve aktörlerin şöyle bir listesini çıkarttım. Tahtaya isimlerini yazdım. Sonra da kim kimi seviyor kim kimi sevmiyor kim kiminle durumuna göre ittifaka yakın duruyor onları çıkartmaya çalıştım.

Bu eğlenceli çalışmayı yaparken arkadaşlarımızla en çok şaşırdığımız 2002’den bu yana değişen pek çok ittifak olduğu kesin. Bugünkü durumda ise en çok oyu alan Ak Parti olmasına rağmen en yalnız partinin de Ak Parti olduğu göze çarpıyor.
Buyrun isterseniz listemizi hep beraber gözden geçirelim.

Ak Partililer şu aralar cemaatçilerden hazzetmiyorlar. Peki o kadar mı? Hayır değil. Mesela BDP’li Kürtlerden de pek hazzetmiyorlar. Barış sürecinde kerhen muhatap alıyorlar hatta Başbakan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni bile ziyaret ediyor ama sözünü de zamanı gelince sakınmıyor. Ak Partililerin Irak Kürdistanı’ndaki Kürtlere kucak açmasına bakarsak meselenin Kürtler değil çıkarlar olduğunu anlıyorsunuz. Barzani ile Erdoğan yeni kankalar. Esad ile Erdoğan da bir ara kankaydılar. Neyse suyu bulandırmayalım. Ak Parti’nin Irak Kürdistanı’ndaki Kürtleri sevmeleri Suriye’de Rojava’daki Kürtleri sevecekleri anlamına gelmiyor. Nitekim bunu da saklamıyorlar. Türkiye ile Rojava arasına duvar çekmekten zoraki vazgeçiyorlar. Ak Partililer CHP’lileri zaten sevmiyor, MHP’yi rakip olarak görüp hazzetmiyorlar ama zaman zaman Meclis’te ittifak yapabiliyorlar. Çevreciler ile aralarına Gezi girdi. Aleviler konusunda verilmeyen haklar gerçeğinden yola çıkarsak araları iyi değil. Son tahlilde Ak Partililer görüyoruz ki bir tek Ak Partilileri seviyorlar.

CHP’de de kafalar az karışık değil. CHP’lilerin Ak Parti’ye karşı olmaları bir sır değil. MHP ile zaten yolları hiç birleşmedi birleşmesi de genlerine aykırı. CHP’lilerin en çok askerler konusunda kafaları karışık. Cezaevindeki tutuklu askerleri destekliyorlar ama görevdeki bazı generalleri hükümetin adamı olarak gördükleri için uzak duruyorlar. Ulusalcı solculara mesafe koyuyorlar, Erbakan’ın yeğenini partiye üye yapıyorlar. CHP’liler açıktan söyleyemiyorlar ama BDP ile de ayrı dünyanın partileri. CHP Genel Başkanı Alevi ama Misak-ı Milli sınırları içinde göğsünü gere gere “Ben Aleviyim” bile diyemiyor. Liberalleri satılmış görüyor. Bir şeyin yanındalar ve o bir şeyi tanımlamakla uğraşıyorlar.
Cemaatin de dengesi şaştı. Artık onlar da Ak Parti ile yolları ayırdılar. Liberaller ile araları iyi. Ak Parti’ye karşı olan bir zamanlar kendilerini bitirmeyi kafaya koyanlarla “Düşmanımın düşmanı dostumdur” diyerek ittifak yapmıyorlar ama Ak Parti’ye karşı artık aynı yerde duruyorlar. Askerleri sevmiyorlar ama polislerle araları fena değil. Hâkimler ve savcılarla olduğu gibi… Her an Mustafa Sarıgül’e dümen kırabilirler ama CHP’den uzak duracakları da kesin gibi. MHP ile aralarında kara kedi var. BDP ile alttan alta bir rekabet gidiyor. Cemaat can derdinde, yeni ittifaklar peşinde…

MHP’liler en net siyasi durumda. Ak Parti’yi sevmiyorlar. CHP’yi beğenmiyorlar. BDP’den nefret ediyorlar. Cemaatten hazzetmiyorlar. Solcuları zaten baştan silmiş durumdalar. Liberallere hakaret etmekte tereddüt etmiyorlar. Çıkarları gereği ara sıra ulusalcılarla Meclis’te ise Ak Parti ile geçici müttefik olabiliyorlar. O kadar… Oh mis!

BDP’liler siyasette yeni bir yol arıyorlar. Ak Parti’yi sevmiyorlar ama barış görüşmeleri nedeniyle aynı masada oturuyorlar. CHP’yi sevmiyorlar ama barış sürecine takoz koymasınlar diye şu aralar pek ilişmiyorlar. MHP’yi zaten muhatap almıyorlar. Cemaat ile ileriye ertelenmiş bir “Güneydoğu’ya kim hâkim olacak” hesaplaşması var. Gezicileri seviyorlar. Alevileri kucaklıyorlar. Son tahlilde Öcalan ne diyorsa onu yapıyorlar.

Liberallerin bir zamanlar ittifak yaptıkları Ak Parti ile şu aralar araları kötü. CHP’ye güvenmiyorlar. Kürtlere sempatileri büyük. MHP ile kanları uyuşmuyor. Cemaat ile ittifak yapmıyorlar ama karşı da durmuyorlar. Askerlerin topunun siyasette olmasına karşılar. Solcuları sevseler bile solcular onları sevmiyorlar. Açık görüşlüler ama onlar bile marjinalleştirildiler!

Ulusalcılar buraya kadar saydıklarımın alayına düşman. Bir kısmı baĞzı CHP’lileri seviyorlar ama o kadar. Ak Parti’den çok hedefe Başbakan Erdoğan’ı koymuş durumdalar. Solculara güvenmiyorlar. MHP ile Kürt meselesi gibi pek çok konuda aynı yerde duruyorlar ama ittifak da yapmıyorlar. Cemaatten hiç hazzetmiyorlar.

İşte siyasetteki ana oyuncuların yerel seçimler öncesi pozisyonları böyle.

Bu tabloya baktığınız zaman hiçbir ittifakın Türkiye’de siyaset dengelerini değiştiremeyeceğini görüyorsunuz. Elbette bu tabloda yer almayan bir aktör daha var: Gezi Ruhu! Bu denklemi değiştirebilecek hatta yıkıp geçebilecek tek ‘şey’ ne yazık ki ortada olmayan Gezi Ruhu olarak gözüküyor.

Ne diyelim, ey ruh gelince lüften üç kere vur!