Tesadüflere inanmam!

İki hukuk sistemi işletiliyor. İlki yasalarda yazan hukuk. İkincisi paralel evrende gelişen tesadüfler hukuku.
Tesadüflere inanmam!

Bundan yıllar önce ilginç bir anekdot okumuştum. Amerika’nın ve belki de dünyanın en ünlü gangsteri Al Capone iddialara göre şöyle bir cümle kurmuştu: “Bir adamı sabah gördüğümde tesadüf olarak kabul ederim, öğlen aynı adamı bir daha görürsem kuşkulanırım. Akşam karşılaştığımızda tereddütsüz silahımı çekip vururum. Tesadüflere inanmam.” Daha sonra ‘Kurtlar Vadisi’nin unutulmaz replikleri arasına kopyala yapıştır tekniğiyle katılsa da bu cümlenin aslının Al Capone’a ait olduğu söylenir. Tabii kanıtla kanıtlayabilirsen! Neyse kimin söylediği bir yana şu aralar yaşadığımız kimi olaylar benim aklıma hep bu cümleleri getiriyor.

Mesela son ‘ünlülere uyuşturucu operasyonu’nu ele alarak başlayabiliriz. Tam da Ergenekon davasının en kritik gününde başlayan bu operasyon kimilerine göre ‘zamanlaması manidar’, kimilerine göre ise tamamen bir ‘tesadüf’ten ibaretti. Gelin görün ki ‘baş belası’ Twitter’ın ağzı torba değil ki büzesin! Twitter’a baktığımızda pek çok kişi de bu narkotik operasyonlarını Gezi olaylarının hükümet tarafından bir hesaplaşması olarak algıladı. Şimdi sorsanız, gözaltına alınanların hepsi değil ama neredeyse tamamının Gezi olaylarında Taksim’de bulunan sanatçıların arasında yer almasına hemen ‘tesadüften ibaret’ diyecekler. Polisin 8 aydır dinlemelerin devam ettiğini, operasyonun çoktaaaan başladığını ekleyecekler ama Başbakan “O sanatçılardan da hesap sorulacak” dedikten sonra yapılan bu operasyonları anlat anlatabilirsen! Tam da şu aralar Gezi olaylarında Başbakan’ın ağzından düşürmediği Divan Oteli’nin sahibi Koç Grubu’nu maliye ile birlikte mali polisin basması da elbette bir ‘tesadüf’ olmalı. Zira orada da rutin bir ‘ihbar mektubu’ meselesi var ki artık bu tür ihbar mektuplarının insanların hayatını karartmaya nasıl da yetip arttığını hepimiz biliyoruz. Tesadüf bu ya bir de Koç Grubu’nun aldığı 2 milyar dolarlık gemi ihalesi iptal edildi. Orada da bir çapanoğlu tesadüf bu ya tam da şu günlerde bulunuverdi.

Şu aralar bir de Gezi olaylarını takip eden, tavır koyan hatta açık söyleyelim taraf olan gazetecilerin ardı ardına işlerini kaybetmeleri tesadüfünü unutmayalım. Onlar da neredeyse görünmeyen bir el tarafından gazetelerinden kovduruluyorlar ama gel de kanıtla!
Tesadüf bu ya Edip Akbayram Başbakan’ın iftarına katılmadığının ertesi haftasında maliyeciler tarafından denetime tabi tutuluyor. Hay bin zamanlama ya…

Tesadüfler tek konuda olsa yine iyi. Biliyorsunuz hükümet ve AK Parti arasında bir gerilim olduğunu yazdığınızda hemen araya nifak sokmakla suçlanıyorsunuz. Gelin görün ki hükümeti destekleyen yazarlar ile cemaati temsil ettiğini bildiğimiz yazarlar arasında köşelerde kan gövdeyi götürüyor. İsim vermeden bel altı vuruşlardan başlayıp, “Ankara İstanbul, İzmir emniyetinden hepsini sürdük, şimdi de Milli Eğitim’den sürüyoruz” düzeyinde cümleler tesadüf bu ya artık şu aralar gazete köşelerinde edilmeye başlandı. Bundan bir yıl önce “Cemaat ile Ak Parti arasındaki koalisyon bozuldu” diye yazdığımızda bizi hakaramakaraya alanlar bugün birbirlerine demediği sözü bırakmıyorlar. “Yahu böyle tesadüf mü olur” dediğinizde her iki cephe size dönüp “Kedidir o kedi…” diyor.

Bir başka tesadüfler zinciri de Ergenekon davasının sonuçlarında yaşanıyor. Bırakın aynı örgütün içinde olmayı okey masasında aynı dörtlünün içinde yer almayacak isimler tek çatı altından acayip mahkûmiyetler alıyor. Geçen akşam yurtdışında yaşayan ünlü bir Türk akademisyene Ergenekon sırasında gündeme gelen tutukluluk süresinin Meclis kapısından dönen 10 yıla çıkartılma teşebbüsünü anlattım. “Şimdi ne kadar ki” diye sordu. “Sadece 5 yıl” dedim. Küçük dilini yutuyordu. Benzeri ancak ortaçağda görülebilecek böyle tutukluluk sürelerine böyle cezalar gelmesi de olsa olsa tesadüf olabilir. Ergenekon davasında hükümetin hatta Başbakan’ın onca uyarısına, yasa değişikliklerine rağmen bir milim geri adım atılmaması, atılan her adımın etrafının ‘demir pençelerle’ çakılması da olsa olsa tesadüf olabilirdi!

Türkiye’de son yıllarda iki ayrı hukuk sistemi işletiliyor. İlki yasalarda yazan bildiğimiz hukuk. İkincisi ise paralel evrende gelişen tesadüfler hukuku. İlkinde alacağınız ceza belli, ikincisinde ise hukuk gücü gücü yetene şeklinde özetleyebileceğimiz bir flulukta işliyor.
Bir şeyin hesabı başka bir şey üzerinden görülüyor. Tek tek yaşananlara bakınca bu ‘büyük resim’ gözden kaçıyor. Asıl mesele bu anlayışı nasıl düzelteceğiz. Şu saydığım bütün tesadüflerin arka planında hâlâ oturmamış bir demokratik anlayış yatıyor. Paralel evrende devam eden bir hukuksuzluğun gölgelediği ve her geçen gün daha da beter olduğumuz bir tesadüfler zinciri hayatlarımızı esir alıyor. Topluma güvensizlik pompalıyor.

Hukuk, demokrasinin çıpasıysa tesadüfler o çıpayı kesip atıyor.

Koca bir toplumu Al Capone’laştırıyor!