TSK uzay hayallerine el koymuştur!

Dün ilk kez Türkiye'de birilerinin ciddi olarak uzay hakkında kafa yorduğunu öğrendik. Ne yazık ki o birileri silahlı kuvvetler çıktı.

Biz Türklerin uzayla ‘komik’ bir ilişkisi var.

Bundan 14 yıl önce 5n1k programı cnntürk’te ilk başladığı gün konuğum Cüneyt Arkın’dı. Arkın’ın evinde bir koltuğa çökmüş beraber Dünyayı Kurtaran Adam filmini seyretmiş üzerine sohbet etmiştik. Türklerin ilk uzay macerası sayılabilecek film dünyanın en kitch filmleri arasında sayılıyordu. Cüneyt Arkın filmin yıllar sonra yeniden ünlü olması karşısında şaşırmıştı. İlk bilimkurgu filmimiz her ne kadar görsel efektleri ile pek çoğumuzu oturduğumuz koltuklardan kahkahalarla düşürtecek kadar zavallı olsa da kabul edelim ki engin bir hayal gücünü beyazperdeye taşıyordu. Cüneyt Arkın’ın peluş kıyafetli uzaylıları dövmesi ayaklarına kayalar bağlayarak kriptonik güçlerini güçlendirmesi gülünse bile ufuk açıcı hayallerdi.

Sanırım ikinci uzay maceramızı Cem Yılmaz’a borçluyuz. Türklerin uzaydaki hallerini hicveden esprileri ve canlandırmaları unutulur gibi değildi. Nitekim GORA ile bu espriler film olarak beyazperdeye de taşındı. Biz de bilmediğimiz dünyalara ışınlandık!

Her ne kadar pek gülemesek de ‘Hababam Sınıfı Uzayda’ diye film bile çekmişliğimiz var.

Bu arada itiraf edeyim Türkiye’nin ilk bilimkurgu uzay romanını büyük kitlelerle buluşturan da ben oldum. 1988 yılında Ali Nar’ın yazdığı Uzay Çiftçileri eserini 1995 yılında bir fanzinde okuyuncaya kadar benim de haberim yoktu. Ardından Ali Nar’ı bulup o zamanlar ATV haberin arkasında yaptığımız ‘Cüneyt’in Büyüteci’ programında sohbet etmiştim. Kitapta 2038 yılında Halep Uzay Üssü’nden kalkan bir uzay gemisinin Dünya İslam Federasyonu adına ‘Uzayda Bitkisel Gıda Üretme Projesi’ni gerçekleştirmek üzere çıktığı yolculuk anlatılmaktaydı. Ali Nar belki de konu uzay olduğu için hayallerinde oldukça uçmuştu. Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısı Müslüman bir uzay yolculuğunun ipuçlarını da bizlere veriyordu.

Kelimesine dokunmadan alıntılarsak aynen şöyle yazıyordu: “Ruhu fetih arzusuyla dolu, kendine güvenen, tarihine, inancına ve coğrafyasına sahip çıkan genç insanların uzay macerası nasıl olur? Uzaydaki uyduların, galaksilerin ve komuta merkezlerinin isimleri bu gençlerin verdiği isimlerle anılıyor. Uzay yolculuğu bu kitapta sadece kuru madde ve bildik yalnızlık temasıyla işlenmiyor; daha da öteye gidilerek insan ruhunun engin denizlerine yelken açıyor ve bize ruhi bir miraç da sunuyor. Türkiye’nin ilk bilimkurgu-uzay romanı hem de kendine güvenen, uzayı fethedeceğine inanan bir ‘yerli’nin üslubuyla!”

Ali Nar o programın sonunda “Bari hayallerimize karışmasınlar” diye sözlerini bitiriyordu.

Komikti, hayaldi, gerçek oldu



Dün ilk kez Türkiye’de birilerinin ciddi olarak uzay hakkında kafa yorduğunu öğrendik. Ne yazık ki o birileri Türk silahlı kuvvetleri çıktı. Ne yazık ki dememin nedeni Türk silahlı kuvvetlerimizin bu işin altından kalkamayacağı değil, uzay meselesinin bir güvenlik konsepti içinde yer alması. TSK’nın bayram değil seyran değil yaptığı uzun açıklamadan anladığımız kadarıyla 2000 yılından bu yana ‘hız kazandırılan’ uzay çalışmalarımız var. Bu çalışmalarda ana konsept ‘uzayın barışçı ve savunma amaçlı kullanımı.’ Nitekim bu amaçla ilk uzay uydumuz Göktürk 2’nin komutasının da askeriyemizde olduğunu kesin olarak anladık. Bir de Uzay Grup Komutanlığımız var. Aslında biz böyle bir dairenin resmi olarak kurulduğunun ilk ipucunu Haziran 2012’de Suriye’nin düşürdüğü askeri uçağımızn pilotu Gökhan Ertan’ın biyografisinden öğrenmiştik. Şehit düşen pilotumuzun astronot olarak yetiştirildiği duyrulmuştu ancak olayın sıcaklığından bir türlü “Nereden çıktı şimdi bu astronot meselesi”nin üzerine gidememiştik.

TSK’nın açıklamasından anladığımız kadarıyla Türkiye’nin 2023’te bir uzay hayali var ancak uzun açıklamanın hiçbir yerinde o hayalin ne olduğu yazmıyor. Tek yazan 700 bin kişilik ordumuzun bir de uydusu olduğu. Şu andaki uzay çalışmalarının da daha çok güvenlik amaçlı, yani dünyadan uzayı keşfetmekten çok uzaydan Türkiyemizi gözlemlemek şeklinde geliştiğini söyleyebiliriz. TSK’nın bu açıklamasını okuduktan sonra heyecanlanıp, hayallere dalıp “Baba ben astronot olacağım” diyen çocuklar çıkmayacağından emin olabilirsiniz. Oysa New York Times’ın yayımladığı bir WikiLeaks belgesinde THY’ye 20 Boeing alımı karşılığında NASA’nın bir Türk astronotu uzaya götürmesi üzerine bir pazarlığa girişildiğini öğreneli çok olmamıştı. İnanın o haber bile bu açıklamadan daha heyecan vericiydi.

İçinde hayaller olmayan bir uzay programı ne işe yarar emin değilim. Büyük keşifler büyük hayallerin sonrasında geliyor. Eğer hayaliniz yoksa uzay denilen umman sizin için uyduların dolaştığı bir dünya yörüngesi ediyor o kadar.

TSK’nın ufuksuz ve iddiasız uzay programındansa Ali Nar’ın yazdığı uzay çiftçilerini tercih ederim.

Madem yapacağınız yok, bırakın bari hayalini kuralım.