Yeni hikâye Türkvizyon!

Cemaatin dünya çapında Türkçe Olimpiyatları varsa AK Parti'nin de artık gül gibi Türkvizyon Şarkı Yarışması var.
Yeni hikâye Türkvizyon!

Türkvizyon Şarkı Yarışması sizi de benim kadar heyecanlandırmıştır umarım!

Eurovizyon’a alternatif olarak düzenlenen bu yarışmanın ne olduğunu henüz öğrenemedik ama dün birinci olan şarkı kalpaklı bir spikerimiz tarafından duyuruldu. Türk’ün Türk’e propagandasını biliyorduk, bu vesileyle Türk’ün Türk’e şarkı yarışmasını da öğrenmiş olduk. Bunlar hep AK Parti ile cemaat arasındaki kavganın tatlı sonuçları işte! Bildiğiniz gibi cemaatin yurtdışında okulları varsa AK Parti’nin de yurtdışında (mesela ABD’de baraj sahibi Kızılderililere su parası yardımı yapan) TİKA adında bir örgütü var. Başarıları say say bitmiyor… E cemaatin dünya çapında bir Türkçe Olimpiyatları varsa AK Parti’nin de artık gül gibi Türkvizyon Şarkı Yarışması var. Zaten Eurovision’u protesto ettiğimiz için bir taşla iki kuş…

Bu tatlı rekabetten önümüzdeki günlerde daha nelerin doğduğunu göreceğiz kim bilir! Şu aralar internette sosyal medyada ABD Başkanı Barack Obama ile Ulaştırma Bakanı (AK Parti İzmir Beldiye Başkan adayı) Binali Yıldırım’ın iki konuşması paylaşılıyor. İlkinde Obama, ABD halkına sesleniyor ve “Bilgi çağına girilirken bilgisayara ilgi duyun, program yazın” diyor, ikincisinde ise Binali Yıldırım teknolojinin yeni gözdesi bulut sisteminden pek de ‘çakmadığını’ esprili olarak anlatıyor. Elbette bu iki konuşmayı arka arkaya koyduğunuz zaman ortaya trajikomik bir ikilem çıkıyor. Binali Yıldırım’ın espri olarak söylediği sözlerin abartılıp çarpıtıldığını düşünüyorum. Zira Yıldırım, internetin devlet eliyle düzenlenmeyeceğini bilen, sektörün gelişmesi için çalışan çabalayan bir isim. Bu alanda yaptığı bunca çabanın bir videoda harcanması sadece bakana değil Türkiye’nin teknoloji konusunda geldiği noktaya da ayıp olur.

Asıl üzerinde durmamız gereken ise Obama’nın konuşması.
İsterseniz biraz kulak verelim. Bakın Obama ne diyor: “Eğer Amerika’nın son teknolojide kalmasını istiyorsak sizin gibi genç Amerikalıların hayatımızı değiştirecek araçlarda ve teknolojilerde uzmanlaşmasına ihtiyacımız var. Bu yüzden buna sizin de katılmanızı istiyorum. Bir oyun satın almakla kalmayın. Bir tane de siz yapın! Yeni bir uygulamayı indirmekle kalmayın. Tasarlanmasına da yardım edin! Telefonunuzda oyun oynamakla kalmayın. Programını da yazın! Kimse anasının karnından bilgisayar bilimcisi doğmuyor. Ama biraz sıkı çalışma ve biraz matematik ve bilimle herkes bilgisayar bilimcisi olabilir. Bu hafta bunu denemeniz için iyi bir fırsat var önünüzde. Ve kimsenin ‘Yapamazsın’ demesine izin verme! İster genç bir erkek ol ister genç bir kız, ister şehirde yaşa ister kırsalda, bilgisayarlar geleceğin çok önemli bir parçası olacak. Ve çok çalışır ve sıkı okursan o zaman geleceğe şekil verecek olan sen olursun!”

AK Parti Eskişehir Valiliği’nin düzenleyeceği Türkvizyon Şarkı Yarışması ile heyecanlanırken ABD’nin heyecanlandığı şeyler oldukça farklı.

E, ama olur o kadar...

Toplu eserleri sayabilen var mı?

Biliyorsunuz son yıllarda hükümetimizin ilginç bir alışkanlığı oluştu. Dev hizmetlerin toplu halde açılışı yapılıyor. Bir bakmışsınız 100 ‘eser’ Başbakan tarafından toplu olarak açılıyor, bir bakmışsınız bir bakan tam 83 ‘eseri’ toplu olarak açıyor. Açıyor açmasına ama nerede bu seksenli yüzlü eserler yerini gösterebilen yok. Yerel seçim dönemine girilen şu günlerde inanın artık bu toplu eser açılma bahanesiyle yapılan AK Parti mitinglerinden hiç kimse heyecanlanmıyor. Başbakan’ın prompter’dan okuduğu birbirinin neredeyse aynı olan konuşmalar 28 haber kanalının 26’sında canlı yayımlansa da bu yüzden sıkıcı oluyor, izlenmiyor. Mesele sadece hükümetin açılışları da değil. Benzer bir atalet muhalefette de var. Kılıçdaroğlu’nun en son bütçe görüşmelerindeki performansını dışında tutarsak bugün yapılan salı grup konuşmaları dahil heyecan verici tek bir yeni fikir, yeni bir hikâye yok. Başbakan’a kürsüden sallamak ne yazık ki oy getirmiyor. Kimseyi tatmin etmediği de ortada…

Yeni açılışlar kadar, yeni bir söyleme, yeni umutlara, yeni heyecanlara, yeni hikâyeye, yeni hikâyelere ihtiyacımız var.

Gezi’den darbe çıkarmak!

Türkiye’de gazeteciler tutuklandığı günlerde “Bu tutuklamaları bize anlatıp ikna etmeye çalışabilirsiniz ama dünyaya anlatamazsınız” demiştim. Sonuç ortada. Bize bile anlatamadılar, ikna edemediler. Şimdi herkes gazeteci tutuklanmalarında suçu birbirinin üzerine atmakla meşgul. Ancak kimse de yaşananlardan ders almıyor. Hükümet Gezi olaylarının hesabının sorulmasında kararlı. Savcılıklara Gezi davası açması için yükleniyor. Mahkemeler, ortada deniz gözlüğü ve baret dışında suç unsuru bulamıyor; buna rağmen dava açmak için kendilerini mecbur hissediyorlar. Dün Taraf gazetesinde Hayko Bağdat avukat Efkan Bolaç ile konuşmuş. Efkan Bolaç 610 kişilik bir iddianame olduğunu ve bir ‘cadı avı’ başlayacağını söylüyor. Bu, tek kelime ile ‘çılgınlık’ olur. Böyle bir dava Başbakan Erdoğan’ın otoriterleşmesinin madalyası, Türkiye’nin başka bir lige düşmesinin en somut adımı olarak geri döner.