Yolsuzluk operasyonları ne anlama geliyor?

Kentsel dönüşümün bugüne kadar pek çok yönünü konuşmuştuk. Sıra ekonomisini konuşmaya geldi.

Türkiye son yıllarda adına ‘kentsel dönüşüm’ dediğimiz bir fırtınaya yakalanmış durumda. Bu konuyla ilgili haberleri nerede ise yalnızca Radikal gazetesinde okuyorsunuz. Kimi zaman gazetemizin manşetinde, kimi zaman özel haberlerinde, kiminde ise biz köşe yazarlarının gündeminde hep bu kentsel dönüşüm ve sonuçları yer alıyor. Şehircilik, çevre, sosyoloji açısından bu değişimi konuşup duruyoruz. Bu değişimin nedenlerini, sonuçlarını anlamaya ve anlatmaya çabalıyoruz. Dün başlayan yolsuzluk operasyonları ile kentsel dönüşümün nihayet ekonomisini de konuşmaya başlıyoruz.

3 bakanın oğlunun gözaltına alındığı bu operasyonları pek çok kişi Cemaat-Ak Parti çekişmesinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriyor. Haklı olabilirler. Bu yine de operasyondaki iddiaların, suçlamaların ciddiyetini ve önemini azaltmıyor. Tam tersi aralarında bir devlet bankasının genel müdürünün ve 3 bakanın oğlunun bulunduğu bu operasyon bizlere ne kadar önemli bir soruşturma ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Üstelik bu sefer bir süre önce ortaya çıkan bir bakanın kayınpederi, Başbakan Danışmanı’nın eniştesi gibi uzaktan akrabalar da değil. Ne yazık ki gözaltına alınan bakanların oğulları birebir babalarını bağlıyor.

Türkiye’de Ak Parti iktidarında bu tür operasyonları çok gördük. CHP’lisinden MHP’lisine oradan BDP’li belediye başkanlarına kadar cezaevine girmeyen belde belediyesine kadar operasyon yapılmayan muhalif hiçbir belediye kalmadı. Bu köşede bir süre önce buna dikkat çekmiş ve bunun hayatın doğal akışına aykırı olduğunun altını çizmiştim ve “Yahu bari bir Ak Partili belde belediyesine olsun sembolik bir soruşturma açılması gerekmez mi” diye sormuştum.

O sorunun yanıtını sanırım hep beraber göreceğiz.

Türkiye tuhaf bir ülke…

Bazı tuhaflıklara öylesine alıştık ki normal olan ‘şeyler’ bize tuhaf gelmeye başladı. Mesela sanırım hiçkimse Ekonomi Bakanı’nı geçtim, Şehircilik Bakanı’nı geçtim, İçişleri Bakanı’nın oğlunun gözaltına alınmasını aklına hayaline sığdıramıyor. Bunun büyük bir meydan okuma hatta daha fazlası olduğunu düşünüyor. Sadece siyasetçilerin değil akrabalarının da bir dokunulmazlığı olduğunu varsayıyor. Mesela böyle bir olay Belçika ya da İngiltere’de meydana gelse kimsenin aklının ucundan geçmeyecek sorular memleketimizde dehşet efektiyle dile getiriliyor. Herkesin dilinde koskocaman bir ‘AMA’ var… Yalçın Akdoğan günlerdir cemaate yönelik net ve sert üslubunu bırakmış “Kaybet kaybet sarmalına sürüklenmeyelim” diye twit atıyor. Kim ne kaybediyor bilmiyorum ama eğer memlekette bir yolsuzluk varsa ve bu hangi nedenle olursa olsun ortaya çıkartılıyorsa bunun tek kaybedeni o yolsuzluğu yapan, göz yuman, sesini çıkartmayan, engellemeyendir. Şu anda paralel evrende Ak Parti ile cemaat arasında seyreden kavga başka bir şeydir, bu kavganın sonucu bile olsa ortaya çıkan (eğer doğruysa) yolsuzluklar ise bambaşka bir şeydir.

Bu operasyonlarda yıllar içinde tıkır tıkır işleyen kentsel dönüşümde artık sokakta herkesin bildiği sırlar haline gelen bir düzenin de çökeceğinin işaretidir.

Yeter ki daha önce büyük operasyonlarda rastladığımız savsaklıklar bu sefer de yaşanmasın. Kurunun yanında yanan yaşlar olmasın. Kimse günahsız yere hukuk sisteminin avantajları kullanılarak yok yere cezaevlerine atılıp yıllarca çürütülmesin.

Başbakan bu operasyonları biliyor muydu?

Bunu ayrıca tartışalım.

İçişleri Bakanı’nın haberi var mıydı?

Bunu da ayrıca tartışabiliriz.

Savcılar UYAP dahil yargının çalışması içinde gerekli yerleri zamanında bilgilendirdi mi?

Bu da önemli bir tartışma.

Soruşturma cemaatin Ak Parti’yi bitirmesi için siyasi amaçla mı yapıldı?

Bu sorunun da cevabını ayrı bir yazıda uzun uzun irdeleyebiliriz.

Yolsuzluk var mı, kim yapmış, nasıl yapmış?

Evet, işte bunu da tıpkı diğer sorular gibi net bir şekilde konuşmalı, tartışmalıyız. Diğer soruların cevapları bu son soruyu tartışmamızı, konuşmamızı engellememeli.

İmar değişiklikleri, teşvikler, bir anda kılıfına uydurulup peydahlanan devasa binalar, devasa binalara eklenen ilave katlar, ilave katlardaki orantısız genişlemeler, zenginleşen politikacılar, politikacıların yakınlarının iş dünyasında yükselen yıldızları, bağzı belediye başkanlarının son yılarda gözle görülen artan servetleri, büyük bir rantsal paylaşımı izledik durduk…

Bunların hepsi gözlerimizin önünde yavaş yavaş gerçekleşti.

Kentsel dönüşümün bugüne kadar pek çok yönünü konuşmuştuk.

Sıra ekonomisini konuşmaya geldi!