scorecardresearch.com

Aziz Yıldırım, Fethullah Gülen'e savaş (mı) açtı!

06/07/2012
Böyle bir şey olamazdı zira olsaydı dünyada ilk kez bir spor kulübü ile bir cemaat karşı karşıya geliyor demekti.
Aziz Yıldırım, Fethullah Gülen'e savaş (mı) açtı!

Önceki gün internet sitelerinin en çok okunan haberinin manşeti pek çok sitede buydu. Gelin görün ki haberin içeriğinde böyle bir cümle geçmiyordu. Hatta Aziz Yıldırım’ın ne dediği bile net olarak anlaşılmıyordu. Aziz Yıldırım’ın sözlerini bizlere aktaran Ertuğrul Özkök’ün alıntıladığı sözlerin ne kadarının Aziz Yıldırım’ın ağzından çıktığı, ne kadarının Ertuğrul Özkök’ün bir ‘temennisi’ olduğu net değildi. Mesela yazılanlardan Aziz Yıldırım’ın Fethullah Gülen’i sorumlu tuttuğunu anlıyorduk ancak Yıldırım’ın “Tek başıma kalsam da mücadele edeceğim” sözlerinden sonra gelen cümle “Bu yargılamalar artık Türkiye’nin meselesidir” olmuştu. Hayli zorlama bir bağlantıydı!
Nitekim dün bu sözlerin tamamı bizzat Aziz Yıldırım tarafından Fenerbahçe’nin resmi sitesinde yalanlandı. Bu yalanlama gelmeden önce tam da bu konuyla ilgili “Eğer bu sözler Ertuğrul Özkök’ün alışıldık ‘Her taşın altında the cemaat var’ paranoyalarından biri ise üzerinde durmaya değmez. Yok eğer bu sözler gerçekten Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a aitse ortada çok ciddi bir durum var demektir” diye başlayan bir yazı yazıp gazeteye göndermiştim. Böyle bir şey olamazdı zira olsaydı dünyada ilk kez bir spor kulübü ile bir cemaat karşı karşıya geliyor demekti. Bizim gibi futbolun neredeyse bir din mertebesinde, inançla, tutkuyla, ölümüne sevildiği bir ülkede böyle bir karşılaşma, kitlelerin başka kitlelere bu şekilde doldurulması çok sarsıcı çatışmalara yol açabilirdi.
‘Aziz Yıldırım’ hakkındaki iddialar ortada. Bu iddialara da cevabını mahkemede verdi. Kamuoyunu ikna etti ancak mahkemeyi ikna edemedi. Serbest bırakılmasına karşın ceza aldı. Umarım Yargıtay’da bozulur ve aklanır. Şimdi bütün bu süreçleri by-pass edip işi bir Fenerbahçe-Gülen cemaati derbisine çevirirseniz bu maçın içinden hiç kimse çıkamaz diyordum. Aziz Yıldırım basın toplantısını beklemeden yapmak zorunda kaldığı açıklamada “Bilinmesini isterim ki bu ziyaretler sırasında karşılıklı yapılan konuşmalarda hiçbir kişi, kurum veya oluşum adı kullanılmadığı gibi, yine hiçbir kişi, kurum veya oluşum hakkında övgü ya da yergi niteliğinde ifadeler kullanılmamıştır” diyordu. Aziz Yıldırım böyle diyorsa o zaman büyük bir tezgâh ile karşı karşıyayız. Bilmem tehlikenin büyüklüğünün farkında mısınız?

Cami yapımını doğru eksende tartışmak
Farkındaysanız ilk kez bir cami yapımını doğru eksende tartışıyoruz. Türkiye yıllarca Taksim’e cami yapılıp yapılmamasını laiklik-şeriat ekseni üzerinden tartıştı. İlk kez Çamlıca’ya cami yapımı konusunu şehircilik ve mimarlık üzerinden tartışıyoruz. Türk basınında neredeyse sadece bu köşede gördüğünüz mimari tartışmalar bütün gazetelerin saygın köşelerine taşındı. Mimarlık yazdığı için bir önceki köşesinden kovulan benim için bu yazılar bir hediye gibi...

Suudi Kralı’nınki hediye de sponsorlu basın gezisi hediye değil mi?
Diyelim çok satan bir gazetenin muhalifliğe soyunan bir köşeyazarısınız. Bazı konuları kamu yararına gündemde tutuyorsunuz. Bunlardan bir tanesi de Suudi Kralı’nın Başbakan’a verdiği hediyelerin akıbeti. Her hafta bunu inatla ve haklı olarak hatırlatıp hesabını soruyorsunuz. Peki, böylesine ilkeli bir duruşunuz varken bir içecek firmasının davetine katılıp otel, yolculuk, maç bileti gibi, masrafları tamamen bu firma tarafından karşılanan mesela Avrupa Şampiyonası finaline gider misiniz? Diyelim gittiniz, hatta üzerine yazılar da yazdınız, peki en azından bunu iki satırla tıpkı Mehmet Ali Birand’ın ya da diğer meslektaşlarımızın yaptığı gibi okurlarınıza duyurmanız gerekmez mi? Bu hem sizin bu seyahatinize sponsor olan firmaya bir teşekkür ama daha da önemlisi sizi okuyan okurlarınıza bir saygı sorunu değil midir? İlkeli duruş bunu gerektirmez mi? Böyle yapmazsanız yarın hediyelerin hesabını sorduğunuz Başbakan da kalkıp size “Sen önce şu gezinin hesabını ver, bu da gazeteciye hediye olmuyor mu?” diye sorabileceği anlamına gelmez mi? Hediye hediyedir. Sonuçta ha Suudi Arabistan Kralı devlet başkanına vermiş, ha bir içecek firması gazeteciye vermiş fark etmez.
Dün Hıncal Uluç Sabah gazetesindeki arazisinde benim başlattığım bu tartışmaya girmiş, isim vermeden beni sponsor düşmanı ilan ediyor. Tam tersi, ben sponsorluk kurumunun gelişmesi taraftarıyım. Böyle gezilere de katılıyorum. Hatta en son Vodafone TedGlobal’e davet etti, önceden yaptığım bir program olmasaydı hem katılacak hem de bu köşede izlenimlerimi yazacaktım. Ancak bu geziye Vodafone’un davetlisi olarak katıldığımı belirtmek şartıyla. Bu tür gezilere katılanlara yani hediye alanlara da bundan sonra ahkâm kesmeyerek. Hıncal Uluç doğru söylüyor, bu memlekette kimse bir ‘hediye’ uğruna satılmaz. Ancak başkalarının aldığı hediyenin hesabını sorarken kendisi de hediye kabul etmez.
Ederseniz de bu ülkenin en saygın roman yazarlarından birini ‘hırsız’ diye madara etmeye kalktığınız günün ertesinde bakın böyle yakalanıp dımdızlak kalırsınız ortada.

http://www.radikal.com.tr/1093343109334320

YORUMLAR
(20 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Bazı kişiler cemaatten neden hoşlanmıyor - ehlibeyt

Cemeaati çok yakından tanıyan birisi olarak yazıyorum.Son yıllarda cemaat doğu ve güneydoğudaki kürt bölgelerine ciddi bir şekilde eğildi, o bölgelerde okullar,yurtlar, okuma salonları vb.Açtı.Ve ciddi oranda dağa çıkışı engelledi.Pkk yanlısı kürt kardeşlerim lütfen hemen tepki vermesinler,bu herhangi bir asimilasyon ,veya kürt kardeşlerimizi devletin istediği çizgiye çekme hareketi olarak düşünmesinler,bu hareketteki insanları ben yurt dışındaki okullarından çok iyi biliyorum bu insanlar, kişilerin ne renklerine nede ırklarıyla ilgilenirler.Cemaat fenerbahçeyi ele geçirip ne yapsın.Taraftarlık tam anlamıyla bir sevgi işi,cemaat fenerbahçeyi ele geçirince bütün taraftarlar cemaatçi mi olacak.Bunlar tam anlamıyla hedef saptırma gayretleri. Dostlar cemaatin yapacak o kadar önemli işleri var ki.böyle boş konularla uğraşacal ne vakti ne de böyle boş şeylerle uğraşacak kadrosu var. Cemaat tüm dünyaya barışı,sevgiyi,hoşgörüyü egemen kılmanın savaşını veriyor,ve bunu tamamen gönüllülerle yapıyor. Velhasıl cemaat böyle incir çekirdeğini doldurmayan konularla ilgilenmez.Ben radikal okurlarının yorumlarını sürekli takip ediyorum.Kürt yazarımız Kemal BURKAY'a yapılan saldırı ve hakaretler, cemaate bu kadar yüklenilmesinden şunu anlıyorum ki radikal okurları içerisinde pkk yanlıları bir hayli yoğun, ve bu kitlenin cemaate bu kadar tepki vermesinin nedeni acaba Kürt kardeşlerimizin dağa çıkışının engellemesi olabilir mi? Saygılar

Farketmez olur mu hic? - dusuntasin

Hepimiz Mehmet Yılmaz'ı kastettiğinizi anladık ama neden doğrudan adını vermek yerine dolambaçlı anlatım yollarını seçtiğinizi anlayamadık... Bir gazeteciye bir firmadan verilen hediye ile ülkenin cumhurbaşkanına ya da bir hükümet görevlisine verilen hediyeyi nasıl bir tutabilirsiniz ki? Bir gazetecinin ülkenin kaderini etkileme gücü ile cumhurbaşkanının ya da başbakanın etkileme gücü aynı olmadığı gibi o hediyeler karşılığında kalınan gebelik seviyesi de ülkemiz açısından aynı olmaz... Sevda Tepesi'nin 27 yıl sonra ansızın bir gecede imara açılmasını düşünün isterseniz. Ayrıca Mehmet Yılmaz sadece hediyeleri değil KPSS sınavı rezaleti ve suikast senaryosunu da sorup duruyor. Sizin gazeteceliğinizi böyle garip polemikler yerine hediyeleri boşverin ama hiç değilse diğer iki konuda da kullanmanızı diliyoruz. Övündüğünüz araştırmacı sorgulayıcı gazeteciliğinizin bir gereği olarak...

@sansiro - savassarioglu

Fenerbahçelilerin en büyük savunmalarının " ne yani bundan önce de şike olmuyo muydu" olduğunu nereden uydurdun bilemiyorum ama bir Fenerbahçeli olarak seni biraz aydınlatayım: Biz Fenerbahçeliler şunu çok iyi biliyoruz ki Türkiye'de, futbolda şike ve diğer yolsuxluklar yapılıyor ancak bunlar her zaman Fenerbahçe'nin aleyhine, bilhassa da Trabzonspor, Bursaspor ve Galatasaray gibi belli bir kesime yakın kulüplerce yapılıyor. Bu takımların son yıllarda kendi aralarında oynadıkları maçlara ve birbirlerinden yaptıkları transferlere bakılırsa ne dediğim çok iyi anlaşılır. Son yıllarda Fenerbahçe'nin bir çok şampiyonluğu son anda yapılan organizasyonlarla (örneğin Denizli maçı) kaybetmesi de sözlerimi destekler. Bu konularda Fenerbahçe'nin yaptığı başvurular sürekli geri çevrilirken de tesadüfen iktidarda hep aynı kesime yakın bir parti vardı. Geçen sezon hakkında, mahkemenin "şike girişimi" dediği duyumları futbol otoriteleri incelemiş, şike olmadıklarına karar vermiştir. Zaten işin içyüzü de Fenerbahçe Yönetimi'nin (maalesef, onaylamadığım bir biçimde) adaleti kendisi sağlamaya kalkmasıdır. Bu olaylarda senin tuttuğun taraf seni ilgilendirir ancak Fenerbahçe hakkında konuşurken gerçeklere sadık kalman gereklidir.

yanlış düşünüyorsunuz - LU35

Cüneyt bey belli ki Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Yılmaz'ı kastediyorsunuz. Hep severek okuduğum (internetten okuyorum elbette çünkü o gazeteyi bedava verseler almam) ve "umarım bu Pazartesi de yazmıştır, sormuştur hediyeleri, Bülent Arınç suikastını ve KPSS skandalını, umarım vazgeçmemiştir bunları sormaktan" diyerek her Pazartesi daha bir heyecanla okuduğum Mehmet Yılmaz'a haksızlık ediyorsunuz. Eğer Mehmet Yılmaz "falanca firmanın sponsorluğunda filan ülkeye maça gittim" diye yazarsa ben asıl o zaman yadırgarım yazarın o firmanın reklamını yaptığını düşünürüm ve üzülürüm. Tıpkı sizin bu yazınızda Vodafon'un reklamını yaptığınız gibi. M. Ali Birand isim verip teşekkür ediyormuş ki tam da ondan beklenen davranış budur, yakışır... Onun TRT dönemini de biliriz, siz de bilirsiniz. Ayrıca Mehmet Yılmaz'ı devlet başkanı, başbakan ile karşılaştırmanız hiç olacak şey değil. başbakan şu anda Bodrum'da Fettah Tamince'nin yatında tatil yapıyor, siz onu sorgulayın.

nasıl yırtılır... - Sansiro

eğer bi suçtan yırtmaya çalışırsan karşında bi düşman oluşturmalısın. bu öyle bir düşman olmalı ki somut değil soyut olmalıdır. soyut olsun ki herkesin algısını bozmalısın. bi kaç gün önce Fener taraftarı yürümüş Kadıköyde. cumhuriyet laiklik kavlinden sloganlar atmışlar. cemaat ve din eksenli sloganlar. Aziz Yıldırım iyi başardı bu cemaat operasyonu algısını yaratmak için. gerçi bunu yemek için ağzı açık hipnotize edilmiş bir kesim de vardı. onların önüne ne koysan yemeye hazırlar. hani hep eleştirdikleri o dogma lafı var ya.. işte tam da dogmatik kafa onlarınki.. körü körüne inanç asla sorgulamadan inan.

ne camaatmış bee - turkdanis

sanki hayalet, gözle görülmez,elle tutulmaz?* bunları ne kadar çok büyültüyordunuz,Aziz yıldırım önce FB nin içini temzilesin,FB dernek başkanlarının %90 cemaatçi zaten.Hangi biriyle baş edecek.Önce buradan başlamalı.

Şike Davası - Sayyeah

Yargıya müdahelenin en açık örneğidir. Bu ülkede sınıf sınıf yargılananlar var izlenimini uyandıran en somut dava. Daha te rü taze. Hafızamızın en derin yerine işlendi. Kurtarma paketleriyle yargılama nasıl yoluna koyulur çok net biçimde bütün ülke gördü. Daha söz söylemeye hacet yok. Cemaati işin içinde katıp (birçok olayda olduğu gibi) kafa karışıklığı yaratarak işin içinden çıkmak. Ne dahiyane bir metod. Her ciddi meselede işe yarıyor bizim ülkemizde...