scorecardresearch.com

Protesto demokratik bir haktır

05/12/2010
Ne hakla o otobüsleri durduruyorsunuz? Protesto mu yasak, öğrencilerin İstanbul'a girmeleri mi?

Üzerinden daha bir gün geçmedi. Yazdığımız yazının mürekkebi kurumadı. Dün yine İstanbul’da polis, öğrencileri feci şekilde dövdü. Hem de dün beni arayıp, “Biz açık havada yapılan eylemlere müdahale etmiyoruz” diyen İstanbul Emniyet Müdürü’nün ve yardımcısının inadına, çevik kuvvet öğrencilere biber gazıyla girişti. Kabataş’taki olaylar bir yana, benzinlik dayağını kabul etmek mümkün değil. Yani ortada güvenliği bozacak bir durum da görünmüyor. Ankara’dan yola çıkıp Başbakan’ın rektörlerle buluşmasını protesto etmeye gelen öğrencilerin otobüsleri İstanbul girişinde durdurulup şehre sokulmuyor. Pardon ama ne hakla bu üç otobüsü durduruyorsunuz? Protesto mu yasak, öğrencilerin İstanbul’a girmeleri mi? Polis öğrencileri geri yolluyor, üstelik dönüşte mola vermelerine de izin yok. Zaten arbede bir benzincide çıkıyor. Olayın ham görüntülerini izledim. Polislerin öğrencilere vurduğu anların görüntüsü kayıtta görünüyor ama doğruya doğru, polis müdürleri de megafonlarla kendi ekiplerine sürekli, ‘yapmayın’, ‘durun’, ‘vurmayın’ diye bağırıyorlar. Sonuç tam bir aptallık resmi geçidi. Dün burada, “Teori tamam, darısı pratiğin başına” demiştim. Görünen o ki İstanbul polisindeki bu demokratik yaklaşım henüz tepeden en aşağıya inmemiş.
İstanbul polisine ilk olarak şunu hatırlatmakta fayda var. Bir grup üniversitelinin Başbakan’ı protesto etmesi demokratik bir haktır. Üniversite öğrencilerine slogan bile atmalarına izin vermeden girişmek hiçbir yasada yazmaz.

Dayak yemek eylem değildir!

 


Dün İstanbul’un ortasında, neredeyse göğüs göğüse çatışma görüntülerini izlerken, öğrencilerin çaresizliği karşısında üzüldüm. Öğrenciler yeni bir protesto dili geliştiremezler mi? Günlerdir bakıyorum, ben ve birkaç köşe yazarı dışında hemen hiç kimse bu eylemlere kulak asmıyor. Oysa öğrencilerin itiraz ettikleri önemli noktalar var. Seslerini yükseltmelerinin arkasında ciddi bir siyasi duruşları olduğu da kesin. Peki ama hâlâ 1970’lerden kalma bu eylem biçimi çok demode değil mi? Üç slogan atıp flama sopasıyla polise girişip cevap olarak biber gazı yenilince bu eylemler hedefine ulaşmış mı oluyor? Hiç zannetmiyorum. Polisin ne yapacağı, yaptıklarına baktığınızda ortada. Bu yüzden üniversiteli gençlerin eylemlerde ezber bozacak yeni fikirler bulmasının zamanı geldi. Şiddetin dili egemen olduğunda ortada kazanan ya da kaybeden kalmıyor, emin olun.

Derin Mermerci’nin yüzüğü
Türkiye’nin en zengin kadınlarından biri olabilir. Köklü bir ailesi, göz kamaştırıcı bir şaşası da olabilir. Hatta sınırları aşıp jet-set sosyeteye girmiş bile olabilir. Hallice bir güzelliği olması da mümkündür. Velakin bütün bunlara rağmen Cem Uzan ile ilişkisini soran gazetecilere cevap olarak parmağında kendisine hediye edilen bir yüzüğü gösteriyorsa... Aslında o kadardır işte! O yüzüğün ifade ettiği ‘şeyler’ kadardır.

Al sana İstanbul’a çılgın proje!
Dün Suada’dan bir yönetici ile görüştüm. Kendisi beni ‘bilgilendirmek’ için geldi! Sanırım biraz da Hıncal Uluç ile tutuştuğumuz polemikten güç alarak bana ‘Hıncal Uluç’un aslında diğer bir gece kulübüne gittiğini, bu yüzden sürekli Suada’yı gündeme getirdiğini, oysa o kulübün de kaçak yapıları olduğunu’ anlatmaya başladı. Kendisine hiç düşünmeden, “Bu anlattığınıza kargalar bile güler” dedim. “Siz sanırım önce bu bakış açınızı değiştirmelisiniz” diye devam ettim. Hıncal Uluç ile bazı konularda anlaşamayabiliriz hatta tartışabiliriz de ama böyle ucuz bir dedikoduya prim vereceğim anlamına gelmez.
Asıl mesele Galatasaray Spor Kulübü ile sözleşmesi bitmekte olan Suada’nın nasıl kurtulacağı. İstanbul’un ortasında bir şehircilik cinayeti duruyor. Benim Galatasaray Adası’nın özel bir şirket tarafından işletilmesine hiçbir itirazım yok. İtirazım geçen yıllarda adaya ek yapılan, o çirkin siyah camlarla kapatılan bölüm. Böyle bir bölümün bütün şehrin gözleri önünde yapılabiliyor ve hâlâ orada hiç kimse dokunmadan duruyor olması, Türkiye’de kılıfına uydurursanız her şeyi yapabileceğinizin kanıtı. Hıncal Uluç’un da benim de derdim işte bu. Galatasaray Adası bu haliyle bir çirkinlik abidesi. Haydi diyelim bu estetik bir konu, belki tahammül edebiliriz. Ancak 14 milyonluk bir şehrin ortasına göz göre göre dikilebilmesi, adayı bir kanunsuzluk anıtına dönüştürüyor. İşte buna tahammül edemeyiz. Etmemeliyiz.
Öğrendiğim kadarıyla 1872 yılında Sarkis Balyan’ın ardından Ayvazovski’nin ev olarak kullandığı, sonrasında kömür işletmelerine verilen ve 1957 yılında Galatasaray’ın aldığı bu ada için Bilgi Üniversitesi öğrencileri bir tasarım yarışması yapıyorlarmış. Ziyaretçime, “Bakın işte Galatasaray Adası için asıl yapılması gereken bu” dedim. Bir çirkinlik ve kanunsuzluk abidesinden şehrin simgesine dönüşecek bir tasarım harikası çıkarmak konuya yapıcı bir yaklaşım olur.
Polis tarafından aranan Mehmet Koçarslan gücünü nereden alıyor, bu ada bu haliyle hâlâ nasıl durabiliyor bilmiyorum. İstanbul Belediye Başkanı seyrediyor, Galatasaray Spor Kulübü umursamıyor ama Gökkafesi bile kanunsuz bulduğu için protesto eden İstanbul âşığı Recep Tayyip Erdoğan’ı da hiç rahatsız etmiyor mu?
Proje ise, al işte sana ‘çılgın proje!’

 

Polis dün yine protestocu öğrencilere karşı cop ve gaz kullanmaktan çekinmedi.

 

http://www.radikal.com.tr/1031425103142528

YORUMLAR
(28 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

empati - sevdayl

sen polis olsaydın ne yapardın??

Hak var da görev yok mu? - Matilla

Demokrasinin ne bitmez tükenmez bir derya olduğunu anlayamadım gitti. Protesto demokratik haktır diyoruz iyi güzel de bir başbakanın rektörlerle buluşması demokratik bir hak değil midir? Her şeye demokratik hak gözüyle baktığımızda ortada ne hak kalır ne de hukuk. Bence başkalarının demokratik haklarını protesto etmek demokratik bir hak değildir. Aksine başkalarının demokratik haklarına saygı göstermenin de demokratik bir görev olduğunu anlamanın zamanı geldi gibime geliyor.

...... - genç/ekonomist

siz öğrenciler okullarınızda akp düşüncelerini benimsemiş hocalarınızın derslerinde olmanız gerekirken nasıl olur da protesto için istanbul'a gelirsiniz?bir üniversite mezunu olarak sorarım size, bu yakışırmı böyle bir iktidarın yönettiği ülkenin gençlerine??hiç birşey sorgulanmayacak artık, düşüncelerinizi kendinize saklayacak, sesli düşünmeyeceksiniz, protesto olmayacak, ve daha neler neler?bunları 8 senede öğrenemediniz mi?neyse bundan sonraki dönemde daha çok dövülerek öğreneceğini(mi)zi düşünüyorum??

Değişmeyen Ritüeller! - Adaletinan

Bu ülkede belli kesimler değişmeyen rituellere sahip. Mesela benim hep aynı tonda dinlediğim solcu sloganları gibi. Artık melodiyi dinlemem yetiyor kimin eylem yaptığını anlamam için. Ama aslında bu insanlar herşeye önemli önemsiz eylem yaptıkları için artık insanlar onları dikkate dahi almıyor. Çünkü yalancı çoban misali insanlar ne zaman gerçek ne zaman yalan bilmiyor. Millet bir de 80lerde darbeden önce çatışan komunist ülkücü gruplara bakıyor bugun akpye karşı kanka dahi oluyor yeri gelince. Tabi insanlar sormadan edemiyor, dün mhp faşistti, onlara karşı şiddet uyguluyorlardı ve hadi ülkücülerde de şiddet uygulayan gruplar vardı. Bugun akp var, şiddet uygulayan gruplar yok. Sen çıkıp şarkı söylesen kim sana müdehale edecek, aslında şarkı söyleseler kimse bizi takmaz diye yapıyorlar bunu. Bir tür acı çekerek dikkat çekme olayı. Ancak ben bunlara itibar etmiyorum, bilmem toplumun ne kadarı böyle. Kısacası ne hak ne değil demeden önce biraz daha başkalarını anlama ve saygı lazım. Ne yazıkki bizim solda saygı yok, hep şiddetle birşeyleri birilerine zorla dikta etmek var. Yoksa derdimiz akp filan değil, akp gider başka bir parti gelsede belli bir kesim gelene kadar eylemler biter mi? Hayır! Rituellere devam o zaman!!!

Ileri demokrasiyi yeniden tanimliyorlar - nyoped

AKP'nin ileri demorkasi anlayisina gore Akkara'dan Istanbul'a otobusle gitmek belli sartlarda yasak. Erdogan'i protesto etmek icin alinan sehirler arasi otobus biletlerinin hepsi derhal iptal edilsin de ileri demokrasiye gecis hizlansin.

Kraldan cok Kralcilar ulkesi:Turkiye - SleepingLady

polis kim asker kim,devletin guvenligini saglayan kurumlar ve calisanlarda devlet memuru...devlet kim? ustteki burokrasi falan iste, halk kim? bunu bilemiyorum asker ve polis devleti korur...halki degil halk i kim koruyor, bu ise belli degil halk ben isem ve ben gibilerden olusuyorsa demekki kendimi devletten korumam lazim yoksa basima is gelir... az kaldi secimlere...kimlere oy verebilirim... chp ye oy veremem:cumhuriyeti kurmus ama sorgulamayada kapamis ve resmi ideoloji ile cok halt islemis, akp ye oy veremem erdogan ve erdogan gibi fasist gorurum hep..diktalari sevmem cunku ben bri antifasistim... mhp ye oy veremem ulkucu yada milliyetci olmak mantaliteme tersdir hep bunlari fasizm gorurum... bdp ye oy veremem,aslidna ismi guzel ve es baskanlar falanda iyi de,sanki bri tarafin partisi gibi geliyor ee baska ne kaldi hangi parti... politikalari ile benden oy alabilecek parti yok ortada ve bu seferde oy vermeye gitmeyecegim demekki... saglik olsun...

ANAYASAL HAKKIN İHLALİ - MUNZUR62_

Bir ülkede eğer insanların en doğal hakkı olan düşüncelerini fikirlerini özgürce söylüyemiyor ise orada bir sorun var demektir orada demokratik bir yönetim olamaz ama bir ülkenin başbakanı kalkıp kendi ülkesini hem diktatörlükle yönetecek birde bunun üstüne kendi adına insan hakları ödülü verecek başkasıda çıkıp o ödülü alacak sen önce kendi ülkende halkın fikir ve düşüncelerine bir tahammül etde sonra o diktatörün ödülünü al demekki aynı zihniyet bir sözde emniyete kardeşin nasıl olurda insanların seyahat özgürlüğüne müdahale edersiniz bu hak Anayasal bir haktır bu hakka hiçbir şekilde aykırı bir işlem yapılamaz ne diyordu Sn. Başbakan referandumda demokrasimizi geliştirecez bunlar buna karşı çıkıyor sizin getireceğiniz demokrasi bu kadar olur herhalde artık Sn. Başbakan ve %58 EVET oyu kullananlar mutludurlar