Enseyi karartmayabilenlerden misiniz?

Bazen iyimserlik yaratacak şeyler çok azalır. Bazen kötümserin her dediği doğru çıkar. Bazen, yaşadığınız zamanda, ülkede uzun bir süre iyi şeyler olmayabilir. Ama...

Seçim oldu, sayılmadı. "Enseyi karartmayın" diyen bilge yazarı hatırladık, "sonraki seçimler daha demokratik olur belki" diye bekledik.

Silahlar susmuştu, tekrar konuşmaya başladı. Güzel insanlar, kurulan pusularda vuruldular. Başka güzel insanlar, mitinglerde, toplantılarda, sıkıyönetim altındaki ilçelerde öldüler. "Enseyi karartmayalım" diyen bilge yazarı hatırladık, ülkemizde daha kötü günlerin  olduğunu ve sonra geçtiğini düşünmeye çalıştık.

Ormanlar kesildi viyadük oldu, yaylalardan otoyolu geçti. "Hala Köyceğiz'deki yazarın anlattığı gibi nice güzelliklerimiz duruyor" dedik. Kesilenlerin yerine ağaç dikmeye çalıştık.

Gazeteciler dövüldü, hapse atıldı. Twitter'da herkes farklı düşünene saldırdı. "Enseyi karartmayalım" diyen bilge yazarı hatırladık. Saf, temiz, dürüst nice insanımız olduğunu düşünmeye çalıştık.

Maçta saygı duruşu yapılırken ıslıkladılar, madencinin yakınını yumrukladılar, zavallı bir çocuğun gözüne kezzap attılar. "Enseyi karartmayın" diyen bilge yazarı hatırladık, bunların münferit ve geçici olaylar olduğuna inandık.

Şimdi bize "enseyi karartmayın" diyen bilge yazar da öldü. Ne yapacağız, artık umut etmeyi bırakacak mıyız?

                                                           ***

Kimi insanlar iflah olmaz iyimserdir, kimileri ikna edilemez kötümser. Kimileri ise ortada: birşeyler iyi giderken iyimser, korkunca kötümser. İyimserler kötü olayların münferit olduğuna, geçici olduğuna, kendilerinin suçu olmadığını düşünürler. Kötümserler ise karşılaştıkları üzücü, korkutucu ve zor şeylerin hiçbir zaman geçmeyeceğine, dünyada herşeyin ve herkesin kötü olduğunun ispatı olduğuna inanırlar. Bir diktatörün hiç yenilemeyeceğini düşünüp karısıyla intihar eden yazar* kötümserdir, kuşatma altındaki bir şehirde tenis antrenmanlarına devam eden çocuk** ve ailesi iyimser.

Kötümserler bazen haklıdır. Kötümserlik bazen işe yarar. Örneğin, tehlike altındaysanız, önlem almanız gerekiyorsa, kötümser düşünen birisi tüm riskleri hesaplayacağı için, onu dinleyerek kendinizi koruyabilirsiniz. Ölçülü kötümserlerden iyi avukatlar, iyi doktorlar, iyi hava kontrolörleri çıkar.

Ama kötümser, kendini felaketlerden korumaya çalışırken şimdiyi yaşamayı unutabilir. Daha güzel şeyler yaratmakla uğraşmaz. Risk almaz, coşku duymaz, tatmin olmaz.

Kötümsere, sadece kötümsere  inanırsanız, belki hayatta ve güvende kalırsınız, ama büyük ve güzel ve cesaret isteyen hiç bir atılım yapamazsınız. Küçük yaşar, ilerleyemeden küçücük, sıkıcı ve sönük bir yaşamda hapis kalırsınız.

Bazen iyimserlik yaratacak şeyler çok azalır. Bazen kötümserin her dediği doğru çıkar. Bazen, yaşadığınız zamanda, ülkede uzun bir süre iyi şeyler olmayabilir. Ama elinizdeki imkanlar çerçevesinde önlem aldıktan sonra,  kötümserlik yine de size zarar verir. Ömrünüz bu kötü koşullar içinde tükenecekse, ve bunun için gerçekten elinizden bir şey gelmiyorsa, kötümser olup sürekli üzülmek kısacık ömrünüzün bir kat daha mutsuz geçip tükenmesine yol açar.

                                                           ***

Korkutucu haberler, kötü siyaset, haksızlıklar, acımasız insanlar ve insan toplulukları bugün bizim ülkemizde birçok insanın içindeki kötümseri açığa çıkardı.

Biliyorum ki giderek umutsuzluğa kapılan insanlar, "Acaba gitmeli miyiz" diye düşünüyorlar. "Kendimi, çocuklarımı nasıl korurum" diye akıl yürütüyorlar.

Önlem almamıza, uyanık olmamıza, bizim gibi düşünen insanları bulup onlarla birlik olmamıza yol açacaksa, kötümserliğin bir miktarı işimize yarayacak. Onu kullanabiliriz.

Ama bir tanecik, kısacık hayatımızı sızlanarak ve korkarak geçirmemize yol açıyorsa, yapabileceğimiz ve ufak da olsa bir fark yaratacak atılımları baltalıyorsa, kötümserlik artık bize zarar veriyor demektir. Onu hayatımıza sokmanın hiç bir faydası yok

Son günlerine kadar, okuyan, düşünen, eleştiren ama uzun hayatında güzellikleri de ıskalamayan bilge yazarın anısına, onun gibi, gözlerimizi açıp "enseyi de karartmadığımız" bir ülke hayaliyle, iyimser günler diliyorum.