Kadınlar ve kendine güven: Bisiklet hikayesinin devamı

Hormonları, bir kişinin genetik yapısını ya da kadın beyninin özelliklerini değiştirmek mümkün değil. Yine de bütün bunlar, kadınların özgüven eksikliğine mahkum olduğu ya da bu konuda hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor.

Geçen hafta, bozuk bir bisikletin pedallarını çeviremeyen kızımın, bisiklet tamircisi tarafından "Kız evlat olduğu için beceremiyor" şeklinde "eleştirilmesinden" yola çıkarak kadınlar ve kendine güven konusuna eğilmiştim.

Bu hafta, kız çocukların özgüvenlerinin desteklenmesi -ya da en azından fazla sarsılmaması- için neler yapılabilir konusuna giriş yapmak istiyorum.

Öncelikle şunun altını çizmek isterim: Özgüven, birçok başka özellik gibi, birden fazla kişilik boyutunun birleşimi ve kısmen genetik veya yapısal özelliklere bağlı. Dolayısıyla anne babanın ya da bireyin kişisel çabalarıyla bir yere kadar değişiyor.

Kadınların özgüvenlerinin daha kolay sarsılmasına yol açan bazı durumlar olduğundan söz etmiştim*. Hormonları, bir kişinin genetik yapısını ya da kadın beyninin özelliklerini değiştirmek mümkün değil. Yine de bütün bunlar, kadınların özgüven eksikliğine mahkum olduğu ya da bu konuda hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor.

Kızların ya da kadınlar olarak kendimizin özgüvenini desteklemek için ilk aşamada nelere dikkat edebiliriz?

1- Olumsuz durumlarda verdiğimiz tepkilere dikkat etmek: Sebat eden, inatçı ile kolay vazgeçen ve depresif hisseden kişiler arasındaki farklardan biri, kolay pes eden kişilerin başarısızlıklarını genellemesi, değiştirilebileceğine inanmaması ve kişiselleştirmesidir. Örneğin, bisiklet pedalını çeviremeyen bir kız "Ben beceriksizim, güçsüzüm, zaten hiçbir sporda iyi olamıyorum ve hiç olamayacağım" diye düşünürse kolaylıkla vazgeçmesi normaldir. Oysa "Bu bisiklet bana uygun olmayabilir. Bunu bugün iyi yapamadım ama şu konuda daha iyiyim, belki çalışırsam bunda da ileri giderim" diye düşünürse çabalayıp başarıya ulaşmaya motive olur. Ya da başarısız kalmaya devam etse bile özgüveni bundan daha az etkilenir . Kadınlar başarısızlıklarını genellemeye ve kişiselleştirmeye daha meyillidirler. Ama ailelerin başarı ve başarısızlık karşısındaki tepkilerini değiştirerek kızlarını böyle bir bakış açısından korumaları mümkündür.

2- Psikiyatrik hastalıkları göz ardı etmemek: Ergenlikten itibaren kadınlar, depresyon başta olmak üzere birçok hastalık açısından daha fazla risk altındadır. Depresyonun en önemli belirtilerinden biri de kişinin kendini değersiz hissetmesi, yaptığı olumlu şeyleri görememesidir. Dolayısıyla, sonradan gelişmiş ve dış koşullarla çözülemeyen bir değersizlik duygusu varsa, depresyon başta olmak üzere psikiyatrik hastalıkların söz konusu olabileceğini akla getirmek çok önemlidir.

3- Dış görünüş ile ilgili standartları gözden geçirmek: Medyada makbul olarak sunulan kadın figürlerinin gerçekçi olmadığını, hatta bir çoğunun gerçek bile olmadığını hepimiz biliyoruz. Yine de bir çok kadının idealinde manken fotoğraflarındaki gibi incecik olmak var. Kız çocuklarını da küçük yaştan itibaren bedenlerini acımasızca eleştirecek şekilde yetiştiriyoruz. Bu da kadınların özgüvenlerini sarsan nedenlerden biri.

Bu yüzden, kadınların, sıfır beden ideallerini gözden geçirmesi ve bedenleri ile barışmaya çalışması, ailelerin ise kızlarına kilo, şişmanlık, yemek ile ilgili verdikleri mesajlara dikkat etmesi gerek.

4-  Kadınlarla ilgili önyargılarımızı ve söylemimizi gözden geçirmek: Kadınlarla ilgili acımasız eleştirilerde bulunmak sadece cahil erkeklere mahsus değil. Bakıyorsunuz, gayet eğitimli kişiler, kendileri kadın olmalarına rağmen, kadınları haksız bir şekilde ve acımasızca eleştiriyorlar.  Sürekli kadınların yapamadığı şeyleri görüyor ve bunları neden yapamadıklarını göz ardı ediyoruz. Bir şeyi iyi yapan, güçlü cesaretli kişileri "erkek gibi" diye övüyor, duygusal kişileri "karı gibi ağlama" diye eleştiriyor ama kadınlar hırslı, başarılı olduklarında bu sefer, yeterince kadınsı olmadıkları için, kadınlığın eş olma, anne olma gibi özelliklerini yerine getirmedikleri için yine küçümsüyoruz. Toplumun önyargılarını ve kadın erkek ile ilgili kalıplarını değiştirmesi zaman alacaktır. Ondan önce bu konuyu önemseyen kadın ve erkeklerin kendi söylemlerini gözden geçirmeye başlaması şart.

***

Kadın ve erkeklerin özgüvenli olmalarının önemli bir yolu, hayatları için gerçekçi ve anlamlı hedefler belirleyip, bunlara ulaşmak için çabalamaları. Çabalamanıza rağmen ilk başta hayal ettiğiniz sonuca ulaşamıyorsanız, hedefinizi gözden geçirmeniz ve o ana kadar başardıklarınızı göz ardı etmemeniz, bunlar için kendinizi takdir etmeniz önemli.  Çocukların bunu öğrenebilmesi için de, her gün karşılaştıkları zorluklar ya da önyargıları bir felaket değil, çalışarak üstesinden gelinecek bir engel olarak görmelerini sağlamak gerek. Toplumun önyargıları bile bunun için bir fırsata dönüştürmek için kullanılabilir.

Bisiklet hikayesinin devamında olanlar buna bir örnek: Tamirciden bisikleti geri aldım ve bu işlerden anlayan bir komşumuza gösterdim. Yan tekerlerdeki bir sorun nedeniyle pedalları çevirmenin güç olduğunu fark ettik. Bu sorun giderilince kızım başlangıçta zorlanarak da olsa bisikletle gezebilmeye başladı. İstanbula dönünce, okulunda dağ bisikleti kursu açılacağını öğrenince ona yazılmak istedi. Gelecek hafta başlayacak. Onun Türkiye'nin en ünlü triatloncusu olması gibi bir hayalim yok (veya her normal anne gibi  içimde böyle bir hayal var ise de bunu bastırıyorum). Ama en azından bu kış bisiklete binmeyi öğrenir ve bundan zevk alır ise, önyargılı insanlarla karşılaştığında, onların dediklerini kişisel algılamayıp, çabalamaya devam etmesi gerektiğini öğrenmesini umuyoruz.