Yeni Annelik: Yetersiz hissedenler kulübü

Bebeğinin dünyaya gelişini müjdeleyen ağlamasını hatırlıyor musun? Kendini yetersiz ve suçlu hissettiğin için döktüğün gözyaşları var ya..İşte senin gerçek bir anne olarak doğuşunu haber veren ağlama da bu işte. Kulübe hoşgeldin!

"Bu çocuk aç!" dedi annen.

"Uğraştım. Daha fazla emmek istemedi" dedin.

"Sütün yetmiyor belki de. Mama vermen lazım."

"Yeni doğanlara mama ve biberon zararlıymış anne!"

"Biz sizi böyle büyüttük kızım. Çok şükür, var mı bir eksiğiniz? Doktorun dediğine uyacağım diye aç uyuttun çocuğunu. Ağlaya ağlaya uyudu yavrum!"

Ağlamaya başladın sen de. Sütü yetmeyen, çocuğunu aç uyutan bir anne olduğun için ağladın. Annen kadar iyi bir anne olamadığın için üzüntüden ağladın. Annen sürekli sana  doktorların dediklerinin tersini yaptırmaya çalıştığı için öfkeden ağladın. Bebeğinin derdinin gaz mı, açlık mı, şımarıklık mı, kolik mi olduğunu anlayamadığın için çaresizlikten ağladın.

Bebeğinin dünyaya gelişini müjdeleyen ağlamasını hatırlıyor musun? Kendini yetersiz ve suçlu hissettiğin için döktüğün gözyaşları var ya..İşte senin gerçek bir anne olarak doğuşunu haber veren ağlama da bu işte. Kulübe hoşgeldin!

Hayatında açılan bu yeni sayfada, bir şeyleri eksik yaptığın duygusu, suçluluk ve yetersizlik en yakın arkadaşların olacak. Sütün yetmedi, suçlusun. Fazla şişmanladı, suçlusun. Çocuk hastalandığına göre kesin sen üşütmüşsündür. Çocuk hasta olmasın diye ziyarete gelenlerin öpmesine izin vermediğinde aşırı pimpiriklisin. Soğuk su içmesine izin verdiğinde fazla rahatsın. Yorgunluğa dayanamayıp onu yatağına aldığında disiplinsizsin. Uyku eğitimi için ağlattığında vicdansızsın.

Çocuktan bunalıp biraz dışarı çıkmak istediğinde sorumsuzsun. Yorgunluktan kocanla ilgilenemediğinde kadın değilsin. Süt yapsın diye fazla yiyip şişmanladığında  pejmürdesin. Az yiyip zayıfladığında çocuğun sütünü azaltıyorsun. Sütün yetmediyse suçlusun.

Bebeğin ilk aylarında bir ucundan süt konusuna mutlaka dokunan bu suçluluk duyguları, çocuk büyüdükçe farklı temalara kayacak:  Tuvalet eğitimi, işe başlama zamanı, okunan kitaplar, oynanan oyunlar, kaliteli-kalitesiz zaman stresi. Konular değişse de duygu hep aynı olacak: "Çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimindeki her ayrıntı senin sorumluluğun ve senin çocuğuna ayırmadığın her dakika bir kayıptır. "

Bu sorumluluk ve yetersizlik duygusunun belki bebek ve çocukların daha özenli bakılmasını sağladığı için bir yere kadar faydası olabilir. Yani, karakteri vurdumduymaz birilerinin çocuklarını ihmal etme olasılığını falan azaltıyordur belki. Ama bir düşün bakalım, senin kendini yetersiz hissedip durman, sürekli bu yüzden stresli olman çocuğuna iyi mi geliyor, kötü mü? " Kendimi daha az suçlayacağım" desen çocuğunu ihmal mi edersin acaba? Onunla oyun oynarken zekasını geliştirme çabası içinde olmasan da keyif almaya çalışsan, zamanın boşa mı geçmiş olur?

Çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi konusundaki iyi ve kötü her değişiklikten senin sorumlu olduğun yanılsaması seni bu kadar strese sokuyor belki de. O zaman uzmanından bir saptama:  Çocuğunun yaptığı ve olduğu her şey senin eserin değil. Çocuk dünyaya senin rahatlıkla yoğurabileceğin bir hamur olarak gelmiyor. Onun yapılanmasında genlerin ve kontrol edemeyeceğin çevrenin etkisi, senden çok daha fazla. Yani çocuğunun iyi uyumaması senin başarısızlığın olmayabilir. İştahsızlığını yemek yemeyi bir dert haline dönüştürsen de çözemeyebilirsin. Zekasını geliştirmek için aldığın setlerin çocuğun IQ'sunda yaptığı değişim büyük olasılıkla senin dışarıdan zor fark edeceğin kadar hafif olacak. Sabah akşam malt içeceği ve marul ile beslensen de süt miktarını bir yere kadar etkileyecek. Bebeği tıkabasa doyursan da, her dakika kucağında  taşısan da bazen nedensizce ağlayacak.

O zaman çare ne? O hissettiğin yetersizlik duygusunun her zaman gerçeği yansıtmadığını, anneliğin doğal bir parçası olduğunu bilmek. İçinden bir ses "yine yapamadın, suçlusun, suçlusun!" dediğinde kendine, iyi yaptığın şeyleri hatırlatmak. Hala ikna olamadıysan sağduyusuna güvendiğin ve yakın akraban olmayan birisinden fikir almak. "Ben gerçekten kötü müyüm? Benzer bir şeyi sen de yaşadın mı? Bunu daha iyi nasıl yapabilirim?". Akıl sağlığını korumak için, bütün suçluluk hissine rağmen, kendin için bir şey yaptığın zaman aralıkları yaratmak. Çocuğun yaşına ve senin alabildiğin yardıma göre, belki banyo yapacağın, belki dışarıda bir yemek yiyeceğin, belki bir gazete okuyacağın bu anların dolaylı olarak çocuğunun da sağlığına iyi geleceğini unutmamak. Ve en önemlisi, kendini annenle ve başka annelerle karşılaştırırken gerçekçi kalmaya çalışmak.

Bunları yapsan bile suçluluk ve yetersizlik hissin zaten sıfıra inmeyecek. Suçluluk duygusu yaşayıp strese girdiğin için de strese girersen çok yazık olur. Motive olmak, daha iyiye gitmek için, "Burada yanlış yaptığım bir şey var mı? " diye sormanın sakıncası yok. Önemli olan, şu anda kaygılanmanın, üzülmenin, ağlamanın sana fayda mı zarar mı verdiğini anlamaya çalışmak. Eğer bir işe yaramıyorlarsa, seni suçlayan iç ve dış seslere net bir cevap vermek:

"Bir dakika, ben çocuğum ve kendim için şu an elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Bana yardımcı olacaksan ol. Olamayacaksan dırdır edip beni üzmeyi bırak!"