ABD ile 8 saatin şifreleri

Erdoğan, Beyaz Saray'daki görüşmede Suriye ve Filistin konusunda Obama'nın çizgisine yaklaştı. Kuzey Irak ve ekonomik ilişkilerde ayrılık sürüyor.
ABD ile 8 saatin şifreleri

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Washington temasları dün tamamlandı. Erdoğan ve Obama Beyaz Saray’da baş başa ya da heyetleriyle yaklaşık 5 buçuk saat görüşme fırsatı buldu. Buna Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın katıldığı programlar da eklenirse süre 8 saate ulaştı. Yani Erdoğan, ABD’li muhataplarıyla tam bir mesai günü geçirdi. Erdoğan’a eşlik eden bakanların kendi mevkidaşları ile ayrı ayrı yaptıkları teşriki mesaisi bu süreye dahil değil. Mesela Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün mevkidaşı John Kerry ile bir araya gelirken Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da Pentagon’daydı. Peki, bu kadar sürede ne konuşuldu? Obama’nın 14 kişilik bir yabancı heyete Beyaz Saray’ın kapılarını açması bile önemli bir detaydı. Konular tek tek ele alındı ve sadece Obama ile Erdoğan konuştu. Obama 2 teknik konuda Kerry ve yardımcısı Joe Biden’e danıştı. Erdoğan iyi hazırlanmış olacak ki heyetinde hiçkimseye danışma ihtiyacı duymadı.

Biden, Erdoğan’a hayran
Beyaz Saray’ın ardından ABD Başkan Yardımcısı Biden ve Dışişleri Bakanı Kerry ev sahibiydi. Toplantıda Biden’in Erdoğan’a yönelik Türkçe ve İngilizce yaptığı iltifatların özeti: Biden tam bir Erdoğan hayranıydı. Kerry de Türkiye’ye yaptığı yoğun ziyaretlerde gördüğü ev sahipliğini Washington’da konuklarına göstermek için elinden geleni yapıyordu.
Kırmızı Salon’daki yemekte MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da olması hem ilk hem kritikti. İki açıdan: Suriye’de olup biten konusunda Fidan da en az Davutoğlu kadar deneyimli ve bilgi sahibiydi. Hatta, Suriye’deki askeri durum, Esad’ın sahip olduğu askeri unsurlar, muhaliflerin silah durumu gibi konular hakkında yoğun bir teknik bilgiye sahipti. Fidan’ın yemekte bulunmasının önemli nedenlerinden biri de ABD yönetiminin birinci dış politika önceliği olan İsrail-Filistin barış süreciyle ilgiliydi. Davutoğlu ve Fidan, Filistin’de Hamas ile El Fetih’i uzlaştırma konusunda yoğun bir çaba içinde ve 2 ismin çabası doğrultusunda ortaya çıkacak bir anlaşma ABD için bulunmaz bir nimet. Filistin’deki durum konusunda verimli bir sohbet gerçekleşti. Davutoğlu ile Fidan’ın çok iyi bildiği bir konu da İran’ın nükleer çalışmaları. Ankara’da Tahran’ın nükleer çalışmaları konusunda önemli veriler var ve müttefiki ABD ile paylaşmakta bir sakınca görmüyor.

İki konuda tam mutabakat
Erdoğan, Blair House’a geçerken Obama ile siyasi lider olmanın ötesinde arkadaşlık ilişkisini de bir kademe yukarı taşımıştı. Obama, yemekte kız çocuklarını büyütme gibi kişisel konulara girdiğini saklamadı.
Türkiye heyeti, Suriye ve İsrail konusunda tam mutabakatla dönüyordu. Liderler iki konuda çok fazla ortak adım atmaya karar vermişti. Davutoğlu, ABD’nin öncülük ettiği 2. Cenevre sürecinde daha aktif rol oynayacak. Ankara’nın Esad’ın bir an önce gitmesi için ABD’nin baskıyı arttırma beklentisi karşılık bulmazken, Erdoğan da Washington’ın itidalli duruşuyla hemfikir olmuştu. Ayrıca Erdoğan, Filistin lideri Mahmud Abbas ile Hamas lideri Halid Meşal’i bir araya getirerek ABD’ye barış sürecinde İsrail’in tek bir muhatap bulması yönünde hayati bir destek atacak.

Tam mutabakata varılamayan konular ise şöyle:

Irak’ta görüşler ayrı
Kuzey Irak’la İlİşkİler: İki ülkenin bakış açılarında ciddi farklılıklar var. Türkiye, kuzeydeki enerji kaynaklarına doğrudan ulaşma, alışverişi Kürt yönetimi ile yapma konusunu başka ülke şirketlerinin de başvurduğu genel bir yöntem olarak görüyor. Oysa ABD, Kuzey Irak’ın özellikle enerji kaynaklarından gelen parayı Bağdat üzerinden almasının Irak anayasası açısından zorunluluk olduğu görüşünde. Obama ile Erdoğan arasında Irak Başbakanı Nuri Maliki’ye bakışta da ciddi farklılıklar var.

Ekonomi için komite
Tİcarİ dengesİzlİk: 2001’den beri Washington’ın verdiği sözleri tutmaması, üzerine AB ile Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde Türkiye pazarına gümrüksüz ulaşma avantajına ulaşması Türkiye’yi hayli zorlayacak. Erdoğan bu konuda çok ısrarcı oldu ve Obama’yı ortak çalışma yapma konusunda ikna etti. Taraflar bir komite kurdu. ABD’li gözlemciler, konunun komiteye havale edilmesinin ABD’nin Türkiye’nin taleplerini çok da önemsemediğine yoruyor.
Erdoğan, mevcut konjonktürün uygun olmasından yola çıkarak Washington’dan Kıbrıs sorunu konusunda da somut bir adım bekliyordu. Ancak Obama yönetimi, “Birlikte çalışalım” tavrıyla bu konuda pek de istekli ve umutlu olmadığını ortaya koymadı.