AB'de 'İki başlık daha açalım' eğilimi

Avrupalı diplomatlar, hükümet ile yaşanan AB krizinde Almanya dışındaki ülkelerin tavrının yumuşamasını Türk halkının AB konusundaki kararlılığına bağlıyor.
AB'de 'İki başlık daha açalım' eğilimi

AB Bakanı Egemen Bağış, önceki gün yapılan toplantıda AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine, hükümetin hazırladığı Gezi Parkı CD sini izletmişti.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında Almanya nedeniyle yaşanan gerilimin ‘erteleme’ yoluyla aşılmasının ardından “Ekimde sadece 22. fasıl değil, 23. (yargı ve temel haklar) ve 24. (adalet, özgürlük ve güvenlik) fasıllar da açılsın” tartışması başladı. Ankara’nın ısrar ettiği bu konuya Avrupalı diplomatların önemli bölümü de pozitif yaklaşıyor. Dönem Başkanlığı’nın ocak ve temmuz aylarında el değiştirdiği AB’de genişleme süreciyle ilgili kritik kararlar da dönem başkanlıklarının sonunda yapılan konsey toplantılarında alınyor. Türkiye ile müzakere sürecinde son olarak önceki gün “Bölgesel Politikalar ve Yapısal Araçlar” başlığını taşıyan 22. faslın, 2013 Türkiye İlerleme Raporu’nun açıklanmasından sonra açılması kararı alındı. Türkiye ile yaşanan ve yoğun diplomasi trafiğinde iki tarafında geri adım atmasıyla tatlıya bağlanan 22. madde krizi, AB içinde yeni bir tartışma da başlattı. Avrupalı diplomatlar, Türkiye tarafından dile getirilen “çifte standart” eleştirilerinin, bloke edilen başlıklarla ilgili bölümlerini kabul ediyor.

Halk için pozitif yaklaşım

Ancak, Türkiye’nin üyelik koşullarını yerine getirme konusundaki isteksizliğini de eleştiriyor. Hükümetten gelen “Türkiye’nin AB’ye değil, AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var” çıkışları nedeniyle hükümetin AB süreci konusunda isteksiz olduğuna inanmaya başlayan Avrupalılar, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “AB ile müzakereler Türkiye için stratejik bir süreçtir” açıklamasıyla yeniden umutlandı. Diğer taraftan bazı Avrupalı diplomatlar, 22. madde ile ilgili tartışmalarda Türkiye’deki muhalefetin de sivil toplum örgütlerinin de ilişkilerin zedelenmemesi yönünde tavır koymasının Brüksel için son derece önemli olduğuna işaret ediyor. Bir diplomat, Almanya ile Ankara arasında yaşanan krizde, Ankara’nın Angela Merkel için yeterince fazla malzeme ürettiğine dikkat çekerken, Türkiye’den, hükümet dışı kesimlerden Brüksel’e ulaşan, “Hükümete kızıp süreci sabote edemezsiniz” eleştirilerinin Almanya dışındaki ülkelerin tavrını olumlu etkilediğini vurguladı.

Koşul yerine işbirliği

22. madde krizi, AB içindeki tartışmaları da derinleştirdi. Geleneksel AB politikalarını savunan ülkelerin diplomatları, Türkiye ‘olmazsa olmaz’ kriterleri yerine getirmeden hiçbir başlık açılmaması gerektiğini savunurken, Türkiye’de yaşananlara kayıtsız kalmak istemeyen bazı AB ülkeleri, başlıkların koşullara bağlanması yerine, Türkiye’deki reform çalışmalarını hızlandıracak şekilde değerlendirilmesini savunuyor.

Bu görüşe göre, Türkiye, AB ile 23 ve 24. fasılları açarsa, Avrupa Birliği kurumları, Türkiye’ye son zamanlarda çok fazla eleştiri yöneltilen özgürlükler, adalet, yargı gibi konularda daha çok müdahalede ve denetimde bulunabilecek. 23. fasıl “Yargı ve Temel Haklar”, 24. fasıl “Adalet, özgürlük ve güvenlik” başlıklarını taşıyor ve bu alanlarda AB standartlarının yakalanması, Türkiye’nin son iki üç yılda Batı’dan en çok eleştiri aldığı konulardaki sorunların bir çoğunun çözülebilmesi için fırsat yaratabilir.

Türkiye de bu fasılların açılmasını istiyor. Uzun tutukluluk süreleri, ifade özgürlüğü, barışçıl gösteri hakkı gibi çok tartışılan konularla ilgili AB standartları bu fasıllarda belirleniyor ve söz konusu fasıllar açık olsa, AB’nin bu konudaki eleştirilerine Türkiye’nin “Bunlar bizim iç işimiz” deme şansı kalmıyor.