AK Parti tabanında Gül hazırlığı

Seçim maratonu başlarken Ankara kulislerinde sıklıkla konuşulan konu "Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan yer değiştirsin" senaryosu oluyor. Erdoğan 'Köşk'e çıktıktan sonra Gül'ün partinin başına gelmesini bekleyen ve Gül'ü ziyaret eden AK Partililerin sayısı artıyor.
AK Parti tabanında Gül hazırlığı

Türkiye peş peşe üç seçimin yapılacağı bir dönemden önceki son viraja girdi. Partiler, bir buçuk yıllık stratejilerini ve adaylarını belirlemek için düğmeye bastı. İsimler ve analizler havada uçuşuyor. Türkiye’de bunlar yaşanırken bölgemizde ve bölgeyle yakından ilgilenen ülkelerde kritik bir hareketlilik yaşanıyor. İlgisiz gibi görünüyor ama Türkiye’nin içinde yaşanan siyasi gelişmeler ile Türkiye’nin dışındaki küresel karar alıcıların üzerinde çalıştığı bölge ve Türkiye senaryoları arasında ciddi bir paralellik var. Ancak iki ayrı mecranın ortak bir yükseleni var: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.


BAŞKAN SAYISI DEĞİL, EN YÜKSEK OY

2014’te mart ayının sonunda yapılacak yerel seçimler, bir buçuk yıllık dönemin ilk durağı. Ortaya çıkacak manzara, aynı yıl ağustosta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve (erken seçim kararı alınmazsa) 2015’te yapılacak genel seçimlerin sonuçları hakkında sadece fikir vermeyecek, aynı zamanda sonuçları da etkileyecek. Bu nedenle 2014 yerel seçimleri kıran kırana geçecek. Bu nedenledir ki başta AK Parti ve CHP olmak üzere bütün partiler, en çok belediyeyi almanın ötesinde en çok oyu alabilecekleri stratejiler üzerinde çalışıyorlar. AK Parti’nin hedefi oy oranını yüzde 50 bandında tutmak, CHP’nin hedefi ise bir taraftan yüzde 30’ları aşıp diğer taraftan AK Parti’yi yüzde 40’ın altına çekmek. Bu noktada da Türkiye’de seçmen nüfusun yoğunlaştığı İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana ve Mersin gibi büyük şehirler öne çıkıyor.


İSTANBUL VE ANKARA KİLİT
Seçimlerde en kilit kentler seçmen sayısı bakımından Türkiye ortalamasını etkileyen İstanbul ve Ankara. Diğer taraftan, bu iki kentte yaşanabilecek bir yönetim değişikliği, siyasi dengeleri değiştirebilir. Dolayısıyla yerel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi, ardından gelen yerel seçimler açısından anahtar rol oynayabilir.


CHP ÇIKIŞ YAPABİLİR Mİ?
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu işin ciddiyetinin farkında ve aceleci davranmıyor. Kurmaylarına “En çok oyu alacak adayları bulun” dediğini birinci kaynaklardan duymak mümkün. Çünkü, büyükşehirleri kazanmak hem de en çok oyu alarak kazanmak istiyor. Mustafa Sarıgül’le ilgili yaratılan efsaneye en başında inanmak yerine, kamuoyu yoklamalarıyla bu efsanenin doğru olup olmadığını araştırması da bundan. Neticede Gürsel Tekin’in de AK Parti adayları için dişli bir rakip olacağının bilincinde ve “Sarıgül mü Tekin mi” sorusuna “1 puan bile olsa fazla oy alacak olanı” yanıtını vermesi işten bile değil.

Ankara’da ise durum farklı. Merkez sağ ve muhafazakâr seçmenin yoğunlukta olduğu başkentte solun oy ortalaması yüzde 32. Kılıçdaroğlu, bunu kırmak için CHP seçmeninin rahatlıkla benimseyebileceği, aynı zamanda da merkez sağ ve muhafazakâr seçmenlerin tereddütsüzce oy verebileceği isimler üzerinde duruyor.

Eski diplomat Mehmet Ali Bayar’ın isminin de bu kapsamda gündeme geldiğine inanıyorum. Geçmişte, yeterince hazırlanmadan girdiği siyasette başarısızlıkla tanışan Bayar’ın geçen dönemde, siyasetteki değişimi çok doğru okuduğu, Türkiye’nin ihtiyacı olan hoşgörü, demokrasi, adalet ve özgürlük yanında konumlandığı görülüyor. Neticede, kariyeri, vatanseverliği tartışılmayacağı gibi, ne laiklikle ne dindarlıkla sorunu var.

İzmir’de, Antalya’da, Eskişehir’de, Ordu’da ‘başarılı’ bulduğu başkanlarla devam etmeyi planladığı anlaşılan Kılıçdaroğlu, CHP’nin kazanma ihtimali olmayan yerlerde de en yüksek oyu alacak ‘fedakâr’ adaylar arıyor.

Bu arada, CHP’nin bölgedeki diplomatik girişimlerini, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini düzeltme çabalarını yakından izleyen ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone’nin Kılıçdaroğlu ile görüşmesi, Washington’a davet etmesi, Sarıgül’ün Washington ve Brüksel’in yoğun ilgisine mazhar olmasını da hafife almamak lazım. Diğer taraftan, Batılı diplomatik misyonların, bu günlerde başkentlerine “CHP’nin seçimlerden birinci parti olarak çıkması zor ancak çıkış yapabilirler” görüşünü ilettiği de kulislere yansıyor.


KÖŞK HEDEFLİ YEREL SEÇİM

Anketlerde ortaya çıkan tablo, AK Parti tabanında gözle görülür bir rahatlık yaratmış. Bu rahatlık ve rehavet AK Parti’nin yerel seçimlerdeki en büyük düşmanı olabilir. Başbakan Tayyip Erdoğan, yerel seçimleri aynı zamanda cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık olarak gördüğünden en büyük oy oranını yakalamayı istiyor. Bu nedenle de “Orayı kaybedeceğimiz kesin, profili düşük aday koyalım” yorumlarına sıcak bakmıyor. Parti kulislerinde temel hedefin partinin oy oranını yükseltmek olduğu açıkça ifade ediliyor. Bu kentler arasında İzmir, Diyarbakır, Mardin ve Van var. Örneğin İzmir’de kazanma ihtimali düşük olduğu halde AK Parti adayı Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım olabilir. AK Parti yönetiminde “İzmir’de 2009’da sadece küçük bir ilçe kazanmışken 2014’te 14 ilçe AK Parti’ye geçebilir” gibi yorumlar yapılıyor.


TABANDA GÜL HAZIRLIĞI

ABD’de eski iki Türkiye büyükelçisinin öncülüğünde hazırlanan bir raporda, Başbakan Erdoğan’ın artık ‘değişmez’ olmadığı savunuluyor. Bu ifadeyi Türkiye’deki birçok yorumcu “AK Parti iktidarı değişmez değil” şeklinde okudu ama doğru değil. İki eski büyükelçinin kastettiği tam da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başbakan, Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olduğu bir formül. Bu formül, artık geçmişte bu ifadeleri ‘fitne sokmak’ olarak gören AK Parti’de de çok konuşuluyor. ABD ve Avrupalı yetkililerin Gül’le ilgili olumlu yorumları, son zamanlarda AK Parti milletvekillerinden de sıkça duyar olduk. Gül’ün AK Partili ziyaretçilerinde de gözle görülür bir artış var. AK Parti’nin 1-3 Kasım’da Kızılcahamam’da kampı olmasına karşın 60’a yakın milletvekilinin Cumhurbaşkanı Gül’ün 3-6 Kasım’da çıkacağı Edinburg ziyaretine eşlik etmek için girişimde bulunduğunu da küçük bir not olarak hatırlatmak isterim...