Ankara'da AB çatlağı

Hükümette Bağış'ın öncülük ettiği grup "AB'yle ipler kopsun" derken Dışişleri daha temkinli. Tepkiler İngiltere'nin 'Kraliçe' davetine de yansıdı.
Ankara'da AB çatlağı

2. Elizabeth in doğum günü nedeniyle İngiltere Büyükelçiliği'nin Ankara'da verdiği davete hükümetten katılım olmadı.

Avrupa Birliği’nin pazartesi günü yapılacak toplantıda Türkiye ile yeni bir başlık açıp açmayacağı tartışılıyor. Almanya’nın muhtemel vetosu nedeniyle bunun mümkün olmayacağını bekleyenlerin sayısı hayli fazla. İngiltere gibi ülkelerin öncülük ettiği bir grup, Almanya vetosunu aşabilmek için alttan alta çalışma yapıyor. Peki ya veto gelir ve Türkiye yeni bir başlık açamazsa ne olur? İşte bu sorunun yanıtı Ankara’yı ikiye bölmüş durumda. AB Bakanı Egemen Bağış’ın öncülük ettiği kanat, 1997’de Mesut Yılmaz’ın yaptığı gibi ‘iplerin kopması’ fikri üzerinde duruyor. Dışişleri Bakanlığı ise “Üç yıldır zaten başlık açılmıyordu. Şimdi açılmadı diye ipleri koparmak doğru değil” görüşünde. Türkiye lehine kulis yapan ülkeler, Bağış’ın tavrının yapıcı olmadığına inanıyor. AB dışişleri bakanları, pazartesi günü Brüksel’de toplanacak ve Daimi Temsilciler Komitesi’nin (COREPER) başlattığı, 26 Haziran’da Türkiye ile müzakerelerde Bölgesel Politikalar başlığı açılsın mı” tartışmasına son şeklini verecek. 24 ülkenin destek verdiği konuda, Almanya’nın yanı sıra Hollanda ve Avusturya da olumsuz tavır almıştı.

Kraliçe’nin partisinde ‘mesaj’ savaşları

Gezi Parkı olaylarının ardından Türkiye’nin Batı’yı ‘tahrik etmekle’ suçlamasının ilk somut yansımasını önceki akşam gözlemledik. Büyük Britanya Kraliçesi 2. Elizabeth’in doğum günü nedeniyle her yıl olduğu gibi bu yıl da İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği’nde resepsiyon yapıldı. Çok sayıda Avrupalı diplomatın katıldığı resepsiyonda her seferinde açılış konuşmasını İngiliz Büyükelçi’yle birlikte Türk hükümetinden bir bakan yapardı. Bu yıl İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi David Reddaway açılış konuşmasını tek başına yapmak zorunda kaldı. Çünkü resepsiyona hiçbir hükümet üyesi katılmadığı gibi Dışişleri bürokrasisinin boykotu da dikkat çekici boyuttaydı. Gördüğüm en üst düzey bürokrat, AB Bakanlığı Müsteşarı Haluk Ilıcak’tı. Hükümetin ‘mesajını’ aldıklarını söyleyen büyükelçilikten bir yetkili duruma tepki gösterirken “Başlık açılsın diye Almanya’yı ikna etmeye uğraşırken bu tavırla karşılaşmak rencide edici” yorumunu yapıyordu.

Diğer tarafta yabancı diplomat kadınların ve diplomat eşlerinin kırmızı kıyafetlerinin de Gezi olaylarında polisin biber gazı sıktığı kırmızılı kadına gönderme olduğu gayet açıktı. Ankara’daki diplomatik çevreler de bu yöntemle ‘polis şiddetini’ hedef alıyordu.

‘Tamam mı devam mı’ krizi

Kraliçe’nin doğum günü partisindeki bu boykot, Türkiye’nin pazartesi günü çıkacak muhtemel olumsuz karara önceden gösterdiği bir tepkiydi ve diğer tepkilerin de ilk sinyaliydi. Diğer taraftan AB Bakanı Egemen Bağış’ın AB’ye “Oğlum bak git” denilebileceğine işaret etmesi, basına ‘başlık açılmazsa AB Daimi Temsilcisi Selim Yenal’ın istişare için Ankara’ya çağrılabileceği, üst düzey ziyaretlerin bitebileceği, ilişkilerin askıya alınabileceği’ gibi ihtimallerin sızdırılması, AB ile pazarlığın ötesinde Ankara’da ciddi bir kararlılık olduğunu gösteriyordu. AB diplomatları, bu sert uyarıların, özellikle de Almanya Şansölyesi Angela Merkel’e yönelmiş eleştirilerin yapıcı olmadığını dile getirirken “24 ülke Almanya’yı ikna etmeye çalışırken Ankara, özellikle de Sayın Bağış, pazartesi veto olsun, başlık açılmasın diye mi uğraşıyor?” sorusunu gündeme getiriyor.

Görünürde AB’ye rest açıklamaları dikkat çekse de konuştuğum Dışişleri bürokrasisi, tepkinin boyutları konusunda Bağış kadar kötümser değildi. Üst düzey bir diplomat, Bakan Bağış’ın “Oğlum bak git deriz” sözlerinin Türkiye’nin politikasını yansıtmadığını söylerken “Üç yıldır başlık açılmıyordu zaten. Şimdi de açılmazsa sert tepki gösteririz ama AB ile müzakere sürecini askıya almak bizim lehimize olmaz” yorumunu yaptı. Başta askıya almanın ekonomik etkilerine dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Ali Babacan olmak üzere hükümet içinde “Tepki gösterelim ama ilişkileri askıya alma Türkiye’ye zarar verir” görüşünü savunanlar olduğu da Dışişleri kulislerinde konuşuluyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de “Bir başlık açılmadı diye kesip atmayalım” görüşünü savunduğu gelen bilgiler arasında.