Barzani'nin sarkacı

Irak'taki Kürtlerin iki önemli liderinden Mesud Barzani'nin izlediği siyaset, tıpkı Foucault'nun sarkacı gibi on yıllardır, aynı pragmatik düzlemde sürekli salınmaktaydı.
Barzani'nin sarkacı

Fransız fizikçi Jean Bernard Léon Foucault’nun dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü kanıtlamak için hazırladığı düzenek, ‘Foucault Sarkacı’ olarak bilim tarihine geçmişti.Fransız bilim adamı, sarkaç nereye asılırsa asılsın, salınımın düzleminin aynı olduğunu, buna karşın, gözlemcilerin söz konusu düzlemi yavaşça hareket ediyor gibi gördüğünü kanıtlamıştı. Foucault, ortaya çıkan bu farkın, dünyanın kendi etrafında dönmesinden kaynaklandığını göstermişti.

20 yıldır Türk dış politikasını, haliyle de Kuzey Iraklı liderlerle ilişkileri izleyen biri olarak, dün Diyarbakır’da Mesud Barzani odaklı yaşanan gelişmeleri görünce aklıma ilk gelen Foucault’nun sarkacı oldu. Zira bölgedeki Irak’taki Kürtlerin iki önemli liderinden Barzani’nin izlediği siyaset, tıpkı Foucault’nun sarkacı gibi on yıllardır, aynı pragmatik düzlemde sürekli salınmaktaydı.


KÜRTLERE KARŞI SADDAM’LA İŞBİRLİĞİ

Çok uzak bir geçmişten değil, büyük bir kısmına gazeteci olarak tanıklık ettiğim 90’lardan bugüne kadar geçen süreden söz ediyorum. Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi, (aslında 1970’te Bağdat ile Iraklı Kürt liderler arasındaki anlaşma ile öngörülse de) Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgalinden sonra yaşanan 1. Körfez Savaşı’nın ardından fiili olarak hayata geçirilmişti. 1992’de Bölgesel parlamento kuruldu ve Barzani’nin Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Celal Talabani’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) sandalyeleri eşit olarak paylaşmıştı.

1994’te, Bağdat’ın Kuzey Irak’a uyguladığı ambargo nedeniyle bölgenin can damarı haline gelen Habur Sınır Kapısı’nın bütün gelirlerine, bir iç savaş pahasına el koyan Barzani, Talabani güçleriyle savaşırken 1986’da Kürt halkına karşı acımasızca kimyasal silah kullanan Saddam Hüseyin’den destek almaktan bile çekinmemişti.


PKK’YA DESTEK, TÜRKMENLERE BASKI

Iraklı Kürtlerin kendi aralarındaki kavga bitince, Iraklı Kürtlerin Türkiye ile ilişkilerinde farklı faktörler ön plana çıktı: Biri, ABD’nin öncülüğü ile Irak’ın kuzeyinde uygulanan ‘Keşif Güç’ operasyonu sayesinde bölgedeki dağlara yerleşen ve bir daha çıkmayan PKK, diğeri, bölgede yaşayan Türkmenler...

Talabani ve Barzani bazen açıktan bazen gizli gizli PKK’ya destek verdi. Her ikisi de Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmenlere karşı mesafeli oldu, zaman zaman ciddi sorunlar çıkardı. Kerkük meselesi hâlâ sorun. Türkiye, 5 yıl öncesine kadar bir taraftan ‘Çekiç’, ‘Şafak’ ve ‘Güneş’ gibi isimler verdiği kara operasyonlarıyla Kuzey Irak’a geçerek PKK’ya doğrudan müdahale etti, diğer taraftan bölgede askeri ofisler açarak Türkmenlerin hamisi olacağı mesajını sık sık iki Kürt lidere de verdi.


BİRLİK ÇABASI MI? GÜÇ MÜCADELESİ Mİ?

Uzatmayayım: 1991-2007 arasında Iraklı Kürt liderlerle Türkiye’nin ilişkileri hep inişli çıkışlı oldu. Talabani Irak Cumhurbaşkanı olduktan sonra bölgesel siyasette perde gerisinde kalınca, Kuzey Irak’ın en büyük gücü Barzani oldu. Barzani’nin siyaset sarkacı da Türkiye’ye bir yaklaştı bir uzaklaştı. Haliyle PKK’ya ve Türkiye’deki Kürt siyasi hareketinin güçlü temsilcisi BDP’ye de durmadan yaklaşıp uzaklaştı. Ancak pragmatik düzlemi hiç değişmedi.

Bu günlerde Irak Kürdistanı’nda ortaya çıkan enerji kaynaklarının güvenlik sorunu, Erbil ile Bağdat’ın kopma noktasına gelen ilişkileri, petrol gelirlerini Bağdat’a bağımlı kalmadan elde etme çabası, yolsuzluğa ve petrol gelirlerine dayalı ‘tek aile’ ekonomisinin istikrarını sürdürme arzusu, İran endişesi, PKK-PYD ekseninin güçlenerek Kürtler arasında ön plana çıkması riski, Barzani’nin sarkacını bir kez daha Ankara’ya yaklaştırdı.

Barzani, bu kez Türkiye’ye daha da yaklaşmak için, hükümetin Öcalan’la yürüttüğü çözüm sürecinin tıkandığı, yerel seçim sathı mailine girdiği, Suriye’deki PYD’ye karşı El Nusra’dan daha meşru ve etkili bir müttefik aradığı bir dönemi seçti.

Dört ay önce Suriye’deki gücünü pekiştirmesi için askeri eğitim ve savaşçı vaat ettiği PYD’ye yaklaşan, ancak PYD’nin PKK ile birlikte kendi gücünü sorgulayacak bir etkinlik arayışında olduğunu anlayınca uzaklaşan Barzani’nin, PYD’den pek hazzetmeyen Ankara’yı bir kez daha ‘doğal müttefik’ görmesi son derece doğal. Ancak AK Parti hükümetine yaklaşmak için yaptığı bu salınım, PYD ile ilgili kullandığı ifadelerle yüzünü gösteren güç mücadelesi, BDP’den, PYD’den, haliyle de PKK’dan uzaklaşmasıyla sonuçlanacak. Bakmayın siz BDP’nin son dakikada alınan bir kararla kendisine sıcak bir misafirperverlik ve ev sahipliği gösterdiğine, yakın gelecekte göreceksiniz; Barzani’nin kadim Kürt kenti Diyarbakır’a yaptığı ziyaret, Kürtler arası birlikten çok rekabet, tartışma ve ayrılık getirecek.


ERDOĞAN’IN ZİYARETİ SÜRECİ AYAĞA KALDIRABİLİR

Doğruya doğru; Barzani’nin gelmesi önemliydi ama asıl önemli olan Erdoğan’ın 11 yıl sonra Diyarbakır’a gitmesi, BDP’nin son dakikada tavır değiştirerek kendisine sıcak bir misafirperverlik göstermesiydi. Diyarbakır Belediyesi’ndeki görüşmede yüzlere yansıyan gülümsemelerden de anlaşılacağı gibi, BDP’nin sıcak bir adım atması, Erdoğan’dan karşılık bulması, ortaya muhteşem bir ‘birlik, kardeşlik ve barış’ manzarası çıkardı. Bu manzaranın, haliyle de BDP’nin, çözüm sürecine yaptığı katkının, Barzani’nin yapacağı katkıyla karşılaştırılamayacak kadar büyük olduğunu gösterdi.

Hele bir de Başbakan Tayyip Erdoğan kürsüden söylediklerini hayata geçirirse (“Kamışlı’nın derdi bizim derdimizdir” dedikten sonra Suriye’nin Kürt bölgesinde sınıra duvar örmek, Suriye’nin Kürt köylerine gönderilen insani yardımlara engel çıkarılması gibi çelişkiler olmasa) bugünden itibaren çözüm süreci üzerindeki ölü toprağı atılabilir, ziyaret, sürece büyük bir ivme kazandırabilir.

Emin olun; Anadolu topraklarına kalıcı çözüm ve barış, bize bir yaklaşıp bir uzaklaşan Barzani’nin siyaset sarkacıyla değil, BDP’nin sergilediği sıcak tavır ve Erdoğan’ın verdiği “Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını, 76 milyonun bir olduğunu, beraber olduğunu, birlikte büyük Türkiye yeni Türkiye olduklarını göreceğiz. Hiç endişeniz olmasın” güvencesiyle gelecektir.