BM'nin Mavi Marmara panelinden ne çıkar

Mavi Marmara gemisi, olaylı baskından 68 gün sonra Türk karasularına döndü. Taşıdığı kanlı gömlekler, kurşun...

Mavi Marmara gemisi, olaylı baskından 68 gün sonra Türk karasularına döndü. Taşıdığı kanlı gömlekler, kurşun izleri ve 9 ölümün acı izleri ve geride kalan uluslararası kriz, su yüzünde kaldığı sürece tonlarca yükün altına giren emektar geminin en büyük yükü olsa gerek. İHH’yi, yarattığı uluslararası kamuoyu baskısı nedeniyle Hamas’ın en tehlikeli işbirlikçilerinden gören İsrail, herhalde göndermeden önce gemiyi son teknoloji casusluk cihazları ile donatmıştır. İHH’nın Gazze’ye ambargoyu delmek için yeni girişimlerde bulunacağını ve Mavi Marmara’yı yeniden kullanacağını öngören bir ülkenin böyle bir ‘önlem’ almadığını düşünmek saflık olurdu. Eminim, İHH da bir daha yüzdürmeden önce gemiyi baştan aşağı tarayacaktır.
Mavi Marmara’nın İskenderun limanına yanaştığı gün, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un önerdiği soruşturma paneli de oluşmuştu. 4 ayaklı panelin başkanlığını Yeni Zelenda’nın eski Başbakanı Geoffrey Palmer ve Başkan yardımcılığını Colombia Devlet Başkanı Alvaro Uribe yapacak. Türkiye’yi, deneyimli diplomat Özden Samberk, İsrail’i de ünlü Meşal Suikast girişimini soruştururken Benjamin Netenyahu’yu aklayan komisyonun başkanı Joseph Ciechanover temsil edecek.
Türkiye ve İsrail’in sunduğu bu iki isim bile, tarafların Paneli önemsediğini ve propaganda zemini olarak kullanacağını gösteriyor. Şimdi gelin, bugün çalışmalarına başlayacak ve 15 Eylül’de ön raporunu yayınlayacak BM Panelinin artıları ile eksilerini gözden geçirelim:
* İsrail’in kendi ulusal komisyonu dışında, uluslararası bir yapıyı kabul etmesi bir ilktir ve Türkiye’nin ısrarının ürünüdür. Bunu İsrail cephesi de kabul ediyor.
* Amerika’nın BM’nin telkiniyle kurulan panele nasıl baktığını, çerçevesini nasıl çizdiğini BM Büyükelçisi Susan Rice 2 Ağustos günü yaptığı açıklamada şöyle anlatmıştı: “Panel, iki hükümetin ulusal soruşturma raporlarını alacak, gözden geçirecek ve bu olayların gelecekte yaşanmaması için nelerden kaçınmak gerektiğine dair öneriler sunacak. Bu panel ulusal soruşturmaları ikame etmeyecek. Panel, İsrail ve Türkiye’nin kendi soruşturmalarının sonuçlarını uluslararası topluma sunmasına vesile olacak. Panelin odağı, benzer olayların tekrarlanmasını önlemek olacak. ABD, ayrıca panelin Türkiye ile İsrail’in yaşanan son gerilimleri geride bırakmasına ve güçlü tarihi bağlarını onarmasına hizmet edebileceğini umuyor.”
Sanırım fazla yoruma gerek yok.
* Belli ki İsrail de BM Genel Sekreteri’nin önerisini, Washington’dan, Büyükelçi Rice’ın açıkladığı çerçevede bir Panel olacağı yönünde garanti alarak kabul etmişti. Bir İsrailli diplomat, “Bu bir yargısal soruşturma süreci değildir. Tek bir İsrail askerin, İsrailli yetkilinin ifadesi alınmayacak. İsrail Soruşturma Komisyonu’nun bulguları Panel ile paylaşılacak” sözleriyle, panel çalışmaları sırasında İsrail devletinin ‘sanık sandalyesinde’ olmayacağını vurguluyordu. Aynı diplomata göre, bu formatta çalışacak bir panelin yazacağı raporda, Türkiye’nin olduğu kadar İsrail’in de suçlamalarına ve delillerine yer verilecek. Yani İsrail, süreç boyunca İHH’nin Hamas ile bağlantılarını, Türk hükümetinin gemi krizini yönetemediğini, diplomasi kanalının Türkiye’nin ilgisizliği yüzünden işlemediğini uluslararası kamuoyunun gündemine getirecek.
* Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun konuyla ilgili trafiğine, Dışişleri’nin açıklamalarına ve temsil için emekli Büyükelçi Özden Sanberk gibi ‘dişli’ bir diplomatın seçilmesine bakılırsa Türkiye’nin panelden beklentileri yüksek. Türkiye, bir aydan biraz fazla çalışacak panelde, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmek suretiyle korsanlık yaptığı görüşünün altını çizecek. Geminin uluslararası kara sularında olduğunu, orantısız güç kullanıldığını ve İsrail ordusunun hedef gözeterek gönüllüleri öldürdüğü gibi bulguları delilleriyle masaya koyacak. Ardından da taleplerini sıralacak.
* Bu farklı yaklaşımlardan yola çıkarsak, panel sonunda Türkiye’nin ‘özür ve tazminat’ talebine dayanak yapacağı elle tutulur bir sonuç olmayacak. Taraflar savunmalarından çok suçlamalarını masada tutacak. Panel sonucunda benzer olayları bir daha yaşamaması ve ilişkileri normalleştirmesi beklenen Türkiye ve İsrail’in tam tersine, yaraların deşilmesi yüzünden daha da kanlı bıçaklı olması ihtimali de az değil.