Bu referanduma 'HA-VET' seçeneği şart!

Herkesin kendi öncelikleri doğrultusunda bir anayasa değişikliği paketi beklentisi vardı. Başbakanın, AK Parti yöneticilerinin konuşmaları ve basına sızan haberlerin ışığında, kendime 'destekliyorum' diyebileceğim şöyle bir 'mini' paket hayal etmiştim...

Herkesin kendi öncelikleri doğrultusunda bir anayasa değişikliği paketi beklentisi vardı. Başbakanın, AK Parti yöneticilerinin konuşmaları ve basına sızan haberlerin ışığında, kendime ‘destekliyorum’ diyebileceğim şöyle bir ‘mini’ paket hayal etmiştim:
- 12 Eylül darbecilerine yargı yolu etkili bir şekilde açılsın.
- Geçmişte ya da bugün darbe teşebbüsünde bulunanlar ve bulunacaklara sivil mahkemelerde hesap sorulabilsin.
- Memurlar toplusözleşme ve grev hakkını elde edebilsin.
- Askeri mahkemelerin faaliyet alanı askeri görevlerle sınırlandırılsın, siviller askeri mahkemelerde yargılanmasın.
- HSYK’nın yapısı Avrupa normlarına göre değişsin, adalet bakanı ve müsteşarının HSYK içindeki varlığı son bulsun. Yargının siyaset, siyasetin de yargı üzerindeki etkisi ortadan kalksın.
- Siyasi parti kapatmalarında Avrupa Konseyi bünyesinde kurulan Venedik Komisyonu’nun belirlediği kriterler belirleyici olsun. Şiddet dışında hiçbir şey parti kapatma gerekçesi olmasın.
- Yüzde 10 olan seçim barajı en azından yüzde 5’e indirilsin.
***
Nihayet dün büyük gündü ve hazırlanan 23 maddelik anayasa paketi karşılaştırmalı bir şekilde önümüze geldi. Kendi beklentilerim ve ‘Evet’ diyebileceğim mini paket ışığında yaptığım değerlendirmede şöyle bir sonuca vardım:
- 12 Eylül darbecilerine yargı yolunu kapatan anayasanın geçici 15. maddesi kaldırılıyor. Kulağa hoş geliyor ama AK Partililer de dahil herkes bunun Kenan Evren’i ve arkadaşlarını mahkeme karşısına çıkarmaya yetmeyeceğini biliyor.
- Paketteki hükümlerle darbecilerin bundan sonra sivil mahkemelerde yargılanması mümkün hale geliyor. Paket, Balyoz ve Ergenekon soruşturmaları üzerinden devam eden ‘Suç varsa da askeri mahalde askeri görev sırasında ortaya çıkmıştır, yetki askeri mahkemededir’ tartışmasını bitirecek nitelikte unsurlar içeriyor.
- Pakette bir elle memurlara toplusözleşme hakkı verilse de diğer elle söz konusu hak memurlardan alınıp ‘uzlaştırma kurulu’na bırakılıyor. Medeni ülkelerde toplusözleşme görüşmeleri sonuçsuz kaldığında grev hakkı devreye girerken paketle oluşturulacak yeni düzende ‘uzlaştırma kurulu’ devreye girecek ve kesin kararı verecek.
- Daha önce CMK’da yapılan gece yarısı değişikliği ile gündeme gelen ancak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen düzenlemeler nihayet anayasal güvence altına alınacak. Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması, sivillerin savaş hali dışında askeri mahkemelerden kurtulması mümkün hale geliyor.
- HSYK’nın yapısı, ne yazık ki Avrupa Birliği’ne uyum hedefleriyle çelişecek şekilde değiştiriliyor. Bakan ve müsteşarının kurulda kalması yetmiyormuş gibi yargı kesimini temsil edecek başkanvekili bile bakan tarafından seçiliyor. Kurulda yargı camiası dışından büyük ihtimalle siyasi tavassutlarla gelecek üyeler de bakan ve müsteşarını yargı temsilcileri karşısında güçlendiriyor. Yargı mensuplarının denetiminde, hakim ve savcı kadrolarının belirlenmesinde kıdemli yargı mensuplarının rolü ortadan kaldırılıp, Adalet Bakanlığı’nın ve adalet müfettişlerinin rolü artırılıyor.
- Siyasi parti kapatmalarında ‘Venedik Kriterleri’ yerine ‘iktidar’ kriteri getiriliyor. Şiddet dışında kapatmaya karşı çıkan evrensel ilkeler yerine, daha önce yolsuzluk iddiaları konusunda birbirlerini aklayan partilerin tavrı belirleyici olacak.
- Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı getirilmesi önemli bir adım.
- Pakette seçimlerde uygulanan yüzde 10 barajının kaldırılması konusunda hiçbir hüküm yeralmıyor.
***
Ak Parti, öyle bir paket hazırlamış ki, tümüyle ‘Evet’ ya da tümüyle ‘Hayır’ diyebilmek mümkün değil. Buna karşın ‘refedanduma giderse tümü gider’ hükmü nedeniyle tek tercih yapabileceğiz. Muhalefetin destek vermeyeceğini ve en geç iki-üç ay içinde önümüze bir sandık konulacağını varsayarsak, şimdiden o tek yanıtımızın ‘Evet’ mi ‘Hayır’ mı olacağını düşünmek lazım. İnsanlar seve seve ‘Evet’ diyebilecekleri maddelere, ‘Hayır’ diyecekleri tek bir madde yüzünden topyekün ‘Hayır’ demek zorunda kalabilir. Hükümet aksini düşünüyor gibi ama en güzel çorbanın bile içine düşen sinek yüzünden yenilemediğini, geri gönderildiğini unutmamak gerek.