Çekilen büyükelçilere oda bile bulamazken...

Önce bir 'kamu diplomasisi' haberi paylaşacağım. Hani, Bakan Ahmet Davutoğlu öncülüğünde kalabalık bir...

Önce bir ‘kamu diplomasisi’ haberi paylaşacağım. Hani, Bakan Ahmet Davutoğlu öncülüğünde kalabalık bir heyetle Mardin’e çıkmıştı. Başbakan’ın sık sık ‘monşerler’ diye seslendiği diplomatlar boyunlarında puşiyle, kahvede yerel halkla iskambil oynamış, Kürtçe ezgiler eşliğinde halay çekmişti. Sonra sanal âlemde boy göstermişti Dışişleri Bakanlığı. Twitter.com’da ’TC_Disisleri’ (şimdilik 108 takipçisi var) ve Facebook.com’da ’Dışişleri Bakanlığı’ isimleriyle profil oluşturmuştu. Bunlar kamu diplomasisi etkinlikleri olarak biliniyor. Bakanlığın yeni adımı ‘halka inmek’ olacak.
Müsteşar Yardımcıları il il dolaşıp hem Türkiye’nin dış politika dinamiklerini anlatacak, hem de üniversiteli gençlerin, yerel iş çevrelerinin ve yerel yöneticilerin nabzını tutacak. Ortadoğu işlerinden sorumlu Engin Soysal bu hafta sonu Trabzon’a gidecek. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde öğrencilere konferans verecek. Yerel esnaf odalarıyla valiyle buluşacak (diğer illere gidecek büyükelçilerin programı da Soysal’ın programı gibi). Ekonomik işlerden sorumlu Hakkı Akil, nisan başında Konya’ya gidecek. AB ile ilişkilerin emanet edildiği Ayşe Sezgin’in rotası Denizli. Bakanlığın idari işler sorumlusu Naci Koru Şanlıurfa’ya gidiyor. Ermenistan’la normalleşme sürecinin mimarı Ünal Çeviköz Erzurum’da olacak. Kamu Diplomasi çalışmalarını koordine eden Selim Yenal Adana, Halit Çelik ise Afyon’a gidiyor. Bu ismin ziyaretleri 24 Nisan yaklaşırken gerçekleşecek. Ardından ikişer ile daha gidecekler. Program tamamlandığında 20’den fazla ilde üniversite öğrencileri, ticaret sanayi odaları yöneticileri, valiler doğrudan buluşmuş olacaklar.
***
1998’de ABD’de ‘Amerikan Dış Politikasında Karar Alma Mekanizmaları’ konulu bir seminere katılmış, Amerikan Dışişleri’nin Kamu Diplomasisi direktörünü dinleme şansı bulmuştum. Beyaz Saray’ın Küba’ya uyguladığı ambargo zirvedeyken, İlinois eyaletinden bir grup çiftçi ve siyasetçinin 1 milyon dolarlık yardımı bir uçağa doldurup Küba’ya götürmesi karşısında Washington’un ne kadar çaresiz kaldığını anlatmıştı. Tıpkı, Türkiye’de hükümet Ermenistan açılımı adımları atarken, milliyetçilerin önderlik ettiği halk kesimlerinin Azeri bayraklarıyla sokaklara dökülmesinin Ankara’yı zor durumda bırakması gibi.
Müsteşar yardımcılarının halkla, bizzat yerinde kuracağı temas bu açıdan önemli. Ankara’da Ermenistan açılımına karar verenlerden birinin, bütün ömrü boyunca ‘Ermeniler Türkleri katletti’ bilgisiyle donatılmış Trabzonlu ya da Erzurumlu bir üniversitelinin “Hem dedelerimizi, hem azeri kardeşlerimizi katletmişler, niye kapıları açıyorsunuz, niye Ermenistan’a bu kadar taviz veriyorsunuz” sorusuna ikna edici bir yanıt vermesi şart. Aynı diplomat, Trabzonlu ve Erzurumlu gençlerin bu serzenişi ile Karslı ya da Iğdırlı esnafın “Kapılar şehrimizin ekonomik can damarı olabilir, derhal açılsın” çıkışını da hesaba katmalı. Diğer taraftan, İsrail politikasının karar vericilerinden biri, Konya’da ya da Adana’da İsrail’e daha sert yaptırımlar isteyen bir vatandaşı İsrail ile köprülerin neden tamamen atılmayacağı konusunda ikna edebilmeli. AB ile ilişkilerin emanet edildiği diplomat, halkın genelindeki ‘Bize bu kadar çifte standart uyguluyorlar, neden hâlâ AB’nin peşinde koşuyoruz’ sorusuna aracısız yanıt verebilmeli.
***
Halkın hemen her olaydaki ‘ilişkileri kesin, boykot edin, elçimizi çekin’ çağrıları ile Merkezin ‘ben yaptım, doğru yaptım’ tavrı arasında bir ortayol mutlaka olmalı. Halk ikna olup Ermenistan açılımına destek verseydi, TBMM’de muhalefet de protokollerin onayı konusundaki tavrını gözden geçirebilirdi. Diğer taraftan, son bir yılda Ankara’ya çekilen 4 büyükelçiye (iki büyükelçi soykırım tasarıları, iki büyükelçi ‘personele taciz’ iddiasıyla geri çekilmişti) oda bulmakta bile zorlanan Dışişleri, halkın her ‘büyükelçi çekin’ sesine kulak verseydi, dışarıda sorunların peşini kovalayacak temsilcisi bulamayabilirdi.
Attığı her adımdan emin görünen ‘merkez’ ile, bu adımlara kuşkuyla bakan taşranın frekanslarını eşleştirecek; sadece kanaat önderlerinin değil, halkın da dış politika adımlarına destek vermesini sağlayacak bu tür adımlar, sorunların çözümüne yardımcı olabilir.