Çözüm süreci rehberi...

Çözüm süreci rehberi...

Çözüm süreci başladığından beri hem hükümet hem güvenlik kuruluşları hem de BDP ve PKK cenahının attığı adımları yakından takip ediyorum. Buna rağmen çözüm sürecinde “Kim kimdir”, “Hangi kavramı kim kullanıyor”, “Takvim nedir”, “Yasa gerekli mi” gibi onlarca soruya net cevaplar bulmakta zorlanıyorum. Bu nedenle bu pazarı kendim için hazırladığım ‘çözüm süreci rehberi’ne ayırmayı seçtim. Katkılarınızı bekliyorum. İşte rol dağılımı: 

DEVLET KANADI:


1 - MİT Müsteşarı Hakan Fidan: Sürecin en kritik ismi. Çok uzmanlaşmış bir çalışma ekibi var. İmralı’da Öcalan’la, Kandil ve Avrupa’da PKK yöneticileriyle doğrudan ve dolaylı görüşmeleri o yürütüyor. Öcalan’ın ve PKK’nın atacağı adımların öngörülmesi, analiz edilmesi, gerektiğinde yönlendirilmesi gibi konularda önemli roller üstlenmiş. PKK’nın silah bırakması için izlenen ‘DDR-Silahsızlandır, terhis et, entegre et’ stratejisini Türkiye’nin ve PKK’nın öznel koşullarında Fidan ve ekibi şekillendiriyor. 

2- Başbakan Tayyip Erdoğan: Hem güvenlik hem siyaset kanadından bütün bilgilerin toplandığı tek isim. MİT’in yürüttüğü ‘PKK’yı silahsızlandırma süreci’nin siyasi yansımalarında son kararları hep Başbakan veriyor. Atılan/atılacak bazı adımlardaki büyük siyasi risklerde de son söz Başbakan Erdoğan’a ait. 

3- Başbakan’ın Başdanışmanı, Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan: Köşe yazılarıyla ve gazete/TV’lere yaptığı açıklamalarla sürecin şeffaflığına en çok katkıyı O yapıyor. Başbakan’la yoğun teşriki mesaisi nedeniyle, olup bitenler konusunda da en çok bilgi sahibi. Gazetelere isimsiz ‘hükümet yetkilisi’nin açıklamaları olarak yansıyan çelişkili bilgilere de en fazla o tepki gösteriyor. BDP’ye ve PKK’dan gelen açıklamalara en şahin yanıtları o veriyor. Pazarlıksız tutumuyla dikkat çekiyor. 

4- Adalet Bakanı Sadullah Ergin: Sürecin siyaset, sivil toplum ve mevzuat ayağının yükü Ergin’in sırtında. Sessizliği, sabırlı hali, cezaevlerindeki açlık grevlerinde ve BDP’lilerin İmralı ziyaretleri sırasında çıkan isim krizlerinde ortaya koyduğu kriz yönetim kabiliyeti, yasal engeller çıktığında sergilediği sorun çözücü yaklaşımları, Öcalan’ın sürece hazırlanmasındaki katkıları görmezden gelinemez. Sivil/siyasi kanatta çok aktif ve başarılı olmasına karşın MİT’in Öcalan’la ve PKK ile yürüttüğü görüşmeler ile takvim konusunda, belki de işin doğası gereği, biraz geri planda. 

5- Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay: Aslında 2009’dan beri çözüm sürecinin her türlü altyapısını Atalay ve ekibi hazırladı. Oslo sürecinin çökmesi ve ardından yaşanan kanlı çatışmaların yarattığı öfkeye rağmen silahsız çözüm süreci konusunda ısrarcı oldu. Bu günlerde hükümet kanadından kendisi için “Sürecin dışında” yorumunu yapanların sayısı hayli fazla. Âkil İnsanlar Komisyonu’nun sekretaryasını yapan Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kendisine bağlı ve bu nedenle gelecek haftalarda yeniden ve yoğun bir şekilde sahnede olması kaçınılmaz. 

6- Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel: Sesi soluğu çıkmasa da sürecin önemli aktörlerinden biri. TSK’nın bu süreçte sağduyu içinde hareket edip siyasi iradenin kararlarına harfiyen uyması, geçmişte karşılaşılan ve TSK’dan kaynaklanan ‘yol kazaları’nın yaşanmasının önüne geçiyor.

SÜREÇ SÖZLÜĞÜ


1- Çekilme ve terk etme: PKK’nın Türkiye’den ayrılması konusunda PKK ve BDP ‘çekilme’ sözcüğünü kullanıyor. Hükümet kanadı ise ‘çekilme’ sözcüğüne tepki gösteriyor ve ‘terk etme’ ifadesini kullanıyor.
2- Ateşkes ve çatışmasızlık: Çatışmaların yaşanmaması konusunda PKK ve BDP ‘ateşkes’ ifadesini tercih ediyor. Hükümet kanadı PKK’yı taraf gibi gösteren bu sözcük yerine ‘çatışmasızlık’ diyor.
3- Çözüm süreci ve barış süreci: BDP ile sol çevreler ‘barış süreci’ ifadesini kullanıyor. Hükümet ise “Savaş mı var ki barış diyorsunuz” yaklaşımıyla ‘çözüm süreci’ ifadesinin kullanılmasını istiyor.
4- Silahların susması ve silah bırakma: Başbakan Erdoğan, ‘silahları bırakma’ demeyi tercih ediyor. Çünkü silah susabilir ama bırakılmamışsa yeniden ateşlenebilir.
Âkil adamlar ve âkil insanlar: Hükümet âkil adamlar, BDP kanadı âkil insanlar demeyi tercih ediyor.

SÜREÇ TAKVİMİ

Nisan 2013: Âkil adamlar oluşacak ve 7 bölgede 7’şerli gruplar halinde dolaşacak.
Ağustos 2013: PKK’nın Kuzey Irak’a, Suriye’ye ya da İran’a gitme süreci tamamlanacak.
Ekim 2013: PKK’nın silahları bırakma süreci başlayacak. TBMM yeni yasama yılında demokratikleşme adımları atacak.
2013 sonu: Bir yol kazası yaşanmazsa PKK’nın silah bırakması süreci tamamlanacak ve PKK’lıların hayatlarına nasıl devam edeceğine dair süreç netleşecek.

BDP-PKK KANADI


1- Abdullah Öcalan: Bekaa Vadisi’ndeyken bile kendisini bu kadar güçlü hissetmemişti. Nevruz açıklamasına bakılırsa 35 yıllık bir süreci Kürtlerin değil, kendisinin ‘kişisel isyanının sonucu’ olarak görüyor. Kandil’in, Avrupa’daki PKK’nın ve BDP’lilerin çağrısına verdiği topyekûn destek de liderliğini pekiştirmiş. Çıkış yıllarındaki Marksist referansların yerini dini referansları almış. Ülkedeki modaya o da uyup, “Geçmişte ben de dindardım, ben de namaz kılardım” moduna geçmiş. Belli ki İmralı’daki hücresinde geçirdiği 14 yılda, akıl sağlığını korumak ve kişisel gelişimini arttırmak için çok okumuş ve büyük mesafe kat etmiş! Bu durumu, çözüm sürecinin de anahtarı olmuş durumda. 

2- Murat Karayılan: Dışarda ve silahlı olması hükümet karşısında farklı bir tutum sergilemesini sağlıyor. Sıkça yapmaya başladığı açıklamalara bakılırsa Öcalan’ın ‘ayrı bir Kürt devleti’nden ‘tam demokratik Türkiye’de çözüm’e kayan siyasal analizleri konusunda kafası karışık. Kendi itirazlarını, ‘orta yaştaki PKK’lılar’ dediği grubun itirazları olarak sıralıyor. Ancak neticede o da silahların susması ve yeni bir hayat konusunda Öcalan ile aynı noktada. Her şeye rağmen en az Öcalan kadar kilit bir rol oynuyor. 

3- Zübeyir Aydar: Eski milletvekili Aydar, silahlı mücadele ile siyasi mücadele arasındaki farkı en iyi bilen isim. Öcalan’ın “Artık silahlarla değil fikirlerle mücadele zamanı” mesajına da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sorunu çözebileceğine de en çok o inanıyor. 

4- İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder: Popülaritesi ve hitabet yeteneği ile çözüm sürecinin siyasi kanadındaki en kritik isim. Öcalan’a giden 3 heyetten ikisinde olması tesadüf değil. Süreçle ilgili çok şey biliyor. “Ağzında bakla ıslanmaz” görüntüsüne karşın en yakın arkadaşlarına bile tek kelime bilgi vermeyecek kadar ketum. Adalet Bakanı Ergin ile ilişkisi, diyalog kanallarının hep açık kalmasındaki en büyük etken. 

5- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan: Kürt kadınının siyaset dünyasına kazandırdığı önemli isimlerden biri. Çok bedel ödemiş ama mücadeleyi bırakmamış. Kindar ve agresif değil, diyaloğa açık ve sabırlı, yapıcı bir üslubu var. O da üç ziyaretten ikisinde bulunarak iki tarafın da güvenine mazhar olduğunu gösterdi. Hükümetin, Sırrı Süreyya Önder ile birlikte diyalog kanalı olarak gördüğü nadir BDP’lilerden biri.

6- BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş: İmralı’ya giderken çocuklar gibi şendi. Zaman zaman sert çıkışları olsa da sağduyulu siyaset tarzıyla “Doğru zamanda BDP’nin başında” yorumlarına neden oluyor.


7- BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak: Agresif yaklaşımları ve sert söylemleri nedeniyle hükümetin tepkisini çekti ve sürecin dışına itildi.