Davutoğlu'nun 'ayrımcı diplomat' sınavı

Davutoğlu'nun 'ayrımcı diplomat' sınavı

Bakan Davutoğlu, Azeri diplomat Elsever Salmanov a hoşgörü mü gösterecek yoksa yapması gerekeni mi yapacak?

Biliyorum, birazdan yazacağım türden yazılar, ırkçılık batağına saplanmış, kendi etnik kökenlerini bütün diğer etnik kökenlerden üstün gören sıradan insanları, kendi mahallelerinde yapay kahramanlara dönüştürebilir. Birçok makul insan, “ne ciddiye alıyorsun, bu zihniyetin amacı da bu yolla gündeme gelip sesini duyurmak, sağa sola çamur atmak” diyerek sizi bu tür bir yazı yazmaktan alıkoymak isteyebilir. Ancak, konu ilkesel bir konu ve kayıtsız kalmak, görmezden gelmek, bayalığa ve ırkçılığa göz yummaktan başka bir şey olmayacak.
Olay şu: Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği’nde görev yapan Elsever Salmanov isimli bir diplomat, Radikal’in de medya sponsorları arasında bulunduğu Ankara Müzik Festivali’nin broşüründeki “Sarı Gelin, Ermeni türküsüdür’’ iddiasından yola çıkarak, hem Radikal çalışanlarını, hem Ermenileri hedef almış. Bunu yaparken evrensel anlamda ‘insanlık suçu’ sayılan yöntemlere başvurmuş. Öncelikle Ermeni olmayı kötü bir durummuş, suçmuş gibi yansıtmış ve Radikal’de çalışan herkesin Ermeni olduğu yönündeki ‘tahminini’ dile getirmiş. Ardından “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz p..siniz” gibi aşağılık bir küfürle kin kusmuş. 

Davutoğlu’nun sınavı
Radikal’in Ankara’daki kurumsal temsilcisi olarak, önce bu ifadelerin bir diplomat nezaketinden uzak olduğunu söyleyerek kendisini uyardım. “Ermenilere hizmete devam edin” karşılığını aldım. Konuyu hem Türk Dışişleri’nin hem Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi’nin dikkatine getirdim. Büyükelçi Bagirov nezaketle konuyu araştıracağını söyledi. Dışişleri’nin ne yapacağını merak ediyorum doğrusu... Sadece merak etmiyorum, Dışişleri Bakanlığı ve bu konulardaki hassasiyetini bildiğim Bakan Ahmet Davutoğlu için bunu bir sınav olarak görüyorum. Herhangi bir demokratik ülkede, Avrupa’da, ABD’de görev yapan herhangi bir ülkenin diplomatı, görev yaptığı ülkenin vatandaşlarını, bir halkı, saygın bir gazeteyi bu ifadelerle hedef aldığında, kaç gün daha o ülkede görevde kalabilir?
Salmanov, Sarı Gelin’in Ermeni türküsü olduğu görüşünü reddedebilir. Buna saygı duyarım. Kendi görüşünü ve iddiasını içeren bir yazıyı Radikal’e gönderebilirdi ve Radikal de geçmişte yaptığı gibi Salmanov’un yazısını sayfalarında okuyucularla doğrudan buluşturabilirdi. Ancak o evrensel anlamda kabul edilemeyecek bir yöntemi seçti ve hem Radikal çalışanlarına, hem Ermeni halkına (-ki Türkiye on binlerce Ermeni vatandaşı olan bir ülke-) küfretmeyi tercih etti.
Belli ki Salmanov, özür dileyebilecek kadar erdemli bir diplomat değil. Diplomat dokunulmazlığına sığınacağı için kendisini dava da edemeyiz. O halde, uluslararası sözleşmelere göre uyması gereken kuralları ihlal eden bir diplomat karşısında, hakkımızı savunmayı ve gereken en sert önlemi almayı Dışişleri Bakanlığı’ndan beklemek dışında bir çaremiz yok.
Bakalım, Dışişleri ve Bakan Davutoğlu, başta kendi Ermeni vatandaşlarını ve bir basın kuruluşunun çalışanlarını hedef alan ırkçı saldırı nedeniyle Salmanov’a ‘hoşgörü’ mü gösterecek, yoksa ırkçılığın her türüne kapılarını kapatmış demokratik bir ülkenin kurumlarının ve yöneticilerinin yapması gerekeni mi yapacak?

Türküler ihtiyacı olanındır


Sarı Gelin o kadar güzeldir ki Azeriler de, Ermeniler de kendilerinin sayar. Türklere göre ise Erzurum türküsüdür. Postacı filminde, Postacı karakteri, Neruda’nın şiirlerini araklayıp sevdalandığı Beatrice’e kendi duygularıymış gibi okur. Neruda bunu fark ettiğinde Postacı’ya kızar ama bilgece bir yanıt gelir: “Şiir yazanın değil ihtiyacı olanındır.” Postacı’ya aynen katılıyorum. Kalbinize dokunabilen bir Neruda şiirini ya da Nâzım şiirini okurken, ‘Şili şiiri’ ya da ‘Türk şiiri’ diye sınıflandırır mısınız? Sarı Gelin türküsünü dinlerken kendinizi buluyorsanız, kalbinizin en derin yerine dokunduğunu hissediyorsanız, size sevdiğinizin o güzel gözlerini düşündürüyorsa, o türkü size aittir.