Erdoğan için yürekli bir savcı lazım

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Erdoğan 4 bakanı istifa ettirdi. Kendine yönelecek tepkileri azaltmak istedi. Şimdi yürekli bir savcıya ihtiyaç var" dedi.
Erdoğan için yürekli bir savcı lazım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’in bugün dört eski AK Partili bakan hakkındaki fezlekeler gündemiyle toplanması öncesinde, “Şimdi yürekli bir savcıya ihtiyaç var. Erdoğan için de bir fezleke düzenlemek zorundalar” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun dünkü yerel seçim miting programının adresleri sırasıyla Muğla, Afyonkarahisar ve Akşehir’di. Üç merkezdeki mitinglere Hürriyet Ankara Temsilcisi Deniz Zeyrek’i de davet eden Kılıçdaroğlu, özel uçakla Ankara’dan Muğla’ya gidişi sırasında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Fezlekeleri okudunuz mu?

İnternete düşenleri okudum. Vahim bir tablo, tamamı belgeli, ses kayıtları, görüntüler, diğer belgelerle kanıtlanmış bir fezleke. Zaten olayın doğruluğunu, biraz da kamuoyunun baskısı ile olayın gerçek olduğunu gören Erdoğan 4 bakanı istifa ettirdi. Kendine yönelecek tepkileri de azaltmak istedi. Şimdi yürekli bir savcıya ihtiyaç var. Demokrasiye ve hukuk düzenine inanmış bir savcıya ihtiyaç var. Erdoğan için de bir fezleke düzenlemek zorundalar. Çünkü 18 Nisan 2013 tarihli MİT belgesi, Erdoğan’ın bütün bunları bildiğini gösteriyor. Bildiği halde o bakanları 17 Aralık operasyonuna kadar koruyorsa, devletin istihbarat örgütünün verdiği raporu görmezden geliyorsa baş sorumlu odur.

Rıza Zarrab’ın bakanlarla ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rıza Zarrab fezlekelere konu olan bakanları satın almıştır. Bir İran yurttaşının Türkiye’de söz konusu bakanları ve çocuklarını satın alması tarihimizde karşılaşmadığımız bir olaydır. MİT’in uyarısının temelinde de ulusal güvenlik meselesi olması var. Zarrab, ‘Takip edilip edilmediğini’ soruyor. İçişleri Bakanı ‘Takip edilmediğini’ söylüyor, ‘Sana bir şey olursa önüne yatarım’ diyor. Kendisini, Zarrab’a bu kadar adayan biri ülkenin çıkarlarını koruyabilir mi? O bakanların iradesinin, Zarrab tarafından satın alındığının göstergesidir. Zarrab’a karşı bir şey yapıldığında dönemin İçişleri Bakanı (Muammer Güler) canını bile feda edeceği noktasına gelmiş. Bu kişinin, böyle bir noktaya kendisini taşıması ancak rüşvetle açıklanır. Bir de Efkan Âlâ’nın durumu var. Âlâ, kendisini 12 Eylül döneminin paşası gibi görüyor. Savcıları mahkeme kararlarını uygulamamak, polisleri açığa alın talimatı vermek, savcıların gönderdiği yazıların yırtılıp çöpe atılmasını istemek, şu anlama gelir: Erdoğan’ın militanı gibi konumlanması kendisine İçişleri Bakanlığı kapısını açtı. Telefonda ‘Bu bir hükümet meselesi’ diyor, ‘Ülke meselesi’ demiyor. Devletin sırları satılacak, bakanların çocuklarının odalarında kasalar olacak, Bilal’in evinde 1 milyar para olacak, ‘Yolsuzluğu araştıran polisleri açığa alın’ diyecek. Devletin adamı gibi değil, siyasi parti militanı gibi hareket ettiğini gösteriyor.

Kullandığınız kayıtlara ilişkin ‘Yasadışı’ diyorlar ama siz ısrarla açıklıyorsunuz. Dokunulmazlığınız olmasa sıkıntıya girersiniz. Niye yaptınız?

İnternete düşen ses kayıtları, ülkeyi, yurttaşları ilgilendiriyorsa, özel hayatı ilgilendirmiyorsa artık kamunun malıdır. Hukukun üstünlüğüne inanıyorsanız, toplumun tümünü ilgilendiren, toplumu soyacak bir soygun düzenini açıklamazsanız zaten görevinizi yapmamış olursunuz. Erdoğan ‘Kayıtlar bana ait değil’ demiyor. Tersine kendine ait olduğunu kabul ediyor. TİB kayıtlarını açıklamıyor. Kendi bakanı çıktı televizyonda gayet açık söyledi ‘Sen talimat verdin, ben yaptım’ dedi. Bu da mı montajdı? Bunu elbette her şeyi göze alarak yapıyorum. Bunu yapmazsak siyaseti kirden arındıramazsınız. Başbakan oğluna telefon edip ‘Paraları sıfırla’ diyorsa o paraların rüşvet parası olduğunu herkesin bilmesi lazım.

Anadolu’da bu yolsuzlukların çok fazla konuşulmamasını neye bağlıyorsunuz?
Ülkenin içinde bulunduğu durum, herhalde muhalefetin eseri değil. Başbakan sürekli şikâyet ediyor. ‘Bunlar paralel devlet işidir’ diyor. İyi de 700 bin liralık saati bakanın koluna paralel devlet takmadı. TÜRGEV’e Katar’dan 100 milyon doları paralel devlet mi getirdi?

‘Batı çalma grubu oluşturdular’
Muğla’daki mitingde konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu “Bir dönem 28 Şubat oldu, Başbakanlık’ta ‘Batı Çalışma Grubu’ vardı. Şimdi bunların dönemimde ise ‘Batı Çalma Grubu’ var” dedi. Erdoğan’ın, Menderes’i kullandığını dile getiren Kılıçdaroğlu “Adnan Menderes’i kullanan diktatöre sesleniyorum: Sakın ola o insanı ağzına alma. Adnan Menderes’in çocuklarının evinde 1 milyar dolar para çıkmadı. Bakanlarının çocuklarının evlerinde 7 kasa çıkmadı. Ona bu millet asla hırsız demedi ama bir bak sana ne diyorlar.”