Esad için 'Zugzwang' zamanı

Suriye haritasının üzerinde karşılıklı yapılan her hamle, oyunu biraz daha sona yaklaştırıyor. Son hamleler Beşar Esad lehine görünse de her yeni hamle Esad'ı Zugzwang durumuna, yani kendisini bitirecek hamleyi yapmak zorunda kalacağı aşamaya biraz daha yaklaştırıyor.
Esad için 'Zugzwang' zamanı

Jeff Davis’in yarattığı ‘Criminal Minds’ adlı dizinin fanatiği olduğumu söyleyebilirim. Her bölümünün başında ve sonunda dünya siyasetine, bilimine yön vermiş isimlerden yapılan alıntılar, seri katillerin izini sürerken yapılan psikolojik ve sosyolojik analizler, katillerin akıl almaz stratejileri, dizi karakterlerinin bağlantı kurma yetenekleri, insanı ekran başına kilitliyor. 

Kendi hamlenle kaybetmek


Bazen fırsat bulamadığım için kaydedip toplu olarak izlerim. Geçenlerde haber kanallarında oradan oraya zap yapıp Suriye ile ilgili haberleri izlemekten bitap düşmüşken, kaydettiğim bir Criminal Minds bölümünü izlemeye karar verdim. Bölümün adı Zugzwang’di. Doğrusunu isterseniz, bölümün adı, içeriğinden çok ilgimi çekti ve diziyi de izlemeyi bırakıp, ünlü Zugzwang hamlelerini görmek için kendimi Google âleminde buldum.
Satrançla ilgilenenler Zugzwang’in ne olduğunu hemen anlamıştır. Ancak bilmeyenler için sade bir şekilde izah etmeye çalışayım: Satrançta hamle zorunluluğu vardır ve herkes hamle sırası kendine geldiğinde bir adım atmak zorundadır. İşte bu zorunluluk nedeniyle öyle bir an gelir ki oyunculardan biri yapmak zorunda kaldığı tek hamlenin ardından oyunu da kaybeder. İngilizcede durum ‘You Move, I Win!’ diye özetlenir. Yani “Sen hamle yaparsın, ben kazanırım...” 

Diplomasi, güvenlik ve istihbarat satrancı


Satranç, sadece zekâ gerektiren bir strateji oyunu olduğundan, diplomaside en çok analoji kurulan oyundur. Sadece diplomaside değil, güvenlik ve istihbarat politikalarında da satranç analojisi yapılır.
Mesela Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), iki yıl önce yeniden yapılanma sürecini başlatırken yeni personel adaylarına hitaben hazırladığı videoda kendisini satrançla anlatmıştı. O videoda yer alan bazı ifadeler şöyleydi: “Taşlar yan yana dizildiğinde oyunu kimin kazanacağı hiç bilinmez. Küresel oyunda herkes kendi hamlesini yapar. Hamleleri önceden bilmek önemlidir. Mükemmel başlayabilirsin. Ama önemli olan mükemmel bitirmektir. Mükemmellik zekâ ve tecrübeye bağlıdır. Zekâ ile tecrübe birleşince mükemmel sonuçlar alınır. Zamansız yapılan hamle hamle değildir. Biz doğru zamanda olmamız gereken yerdeyiz. Bilgiye erişir bilinmeyenleri öğreniriz. En iyi strateji, rakibinin seni çözdüğünü sandığı stratejidir. Doğru kararlar için oyunun tamamına hâkim olmak gerekir. En az 10 hamle sonrası hesaplanmalıdır.
Oyun bittiğinde şahlarla piyonlar aynı torbaya konur. Biz küresel oyunun hiçbir zaman bitmeyeceğini biliyoruz. Dostlarımızla ve rakiplerimizle aynı oyun tahtasının üzerindeyiz. Oyunu ülkemizin özgürlüğü için çok dikkatli oynamamız gerektiğinin farkındayız.” 

Esad’ın son hamlesi


MİT’in videosunu yeniden izleyince, son günlerde Suriye’yle ilgili gelişmeleri düşünmemek imkânsız. ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, İran, Beşar Esad, Türkiye gibi aktörler ve ‘kimyasal silah kullanımı’, G-20 zirvesinden çıkan ‘kimyasal silahları teslim etme’ formülü, ‘ateşkes ve barış görüşmesi talepleri’, ‘Türkiye’nin Suriye helikopterini düşürmesi’, ‘Esad’ın DHKP/C gibi örgütler aracılığıyla Türkiye’de güvenlik tehdidi yaratma çabaları’ gibi hamleler, önümüzden hızlıca akıp gidiyor.
Özellikle son üç haftada gelinen noktada son hamlelerin kısa, hatta belki de orta vadede Rusya’nın ve Beşar Esad’ın lehine göründüğü sonucu çıkarılabilir. Ancak, uzun vadeli düşünüldüğünde, (MİT’in videosunda da dikkat çekildiği gibi) ‘Önemli olan mükemmel bitirebilmektir’ ve tahta üzerindeki taşlar Esad’ın her hamlede Zugzwang hamlesine bir adım daha yaklaştığını gösteriyor. Çünkü satrançta ‘zekâ ve tecrübe’ avantaj sağlayabilir ama diplomaside bu iki koza gücü de eklemek gerekir. Rusya, İran, Suriye üçlüsü tecrübe ve zekâ konusunda ABD’nin öncülük ettiği bloktan ileride görünse de ABD blokunun sahip olduğu gücün büyüklüğü, ‘doğru zamanda doğru hamleyi yapma’ avantajını getiriyor ve oyunun sonucu hakkında bir fikir veriyor.
Hatırlayın, Saddam Hüseyin Halepçe’de kimyasal silah kullandığında yıl 1988’di ve o yıllarda takım arkadaşlarıyla birlikte oyunda üstün gibi görünse de geçen 15 yıl içinde attığı her adımla kendi sonunu hazırladı. Oyunun sonucunu zekâ ve tecrübeyle birlikte güç belirledi.