Gezi Dersleri

Siyasilerin, özellikle de İstanbul'u ve Türkiye'yi yönetenlerin 4 gün içinde ülkeyi ayağa kaldıracak şekilde büyüyen mütevazı Taksim Gezi Parkı eylemiyle ilgili çıkarması gereken çok önemli dersler var.
Gezi Dersleri

Fotoğraf: MURAD SEZER/REUTERS

Hayatı, şarkılardan, şarkıcılardan, Facebook’tan, derslerden, arkadaşlarından ibaret 12 yaşındaki bir çocuğun sözlerinden aynen aktarıyorum: “Bir AVM için onlarca ağaç kesen bir lider yerine bir ağaç için ‘Köşk’ün yerini değiştiren lider istiyorum...”
Kendisinden büyük bu cümle ile neyi kastettiğini sordum. “İstanbul’da AVM yapmak için ağaçları kesmek istiyorlar. Atatürk, ağacı kestirmemek için köşkünün yerini değiştirmişti” dedi. Atatürk’ün talimatıyla çınar ağacı kesilmesin diye yer değiştiren Yalova’daki ‘Yürüyen Köşk’ü kastediyordu.
Bunu neden mi anlattım. Sosyal medyanın ‘ortak akıl’ üretme gücünü göstermek için. İlköğretim çağındaki bir çocuk, “Atatürk’ün çevreciliği” başlığı altında ‘Yürüyen Köşk’ün hikâayesini öğrenmiş olabilir ama böyle bir karşılaştırmayı yapacak kapasitede bir siyasi bilince sahip değildir. O zaman bana da “Nereden duydun bunu” diye sormak düştü. Yanıt tahmin ettiğiniz gibi: “Facebook’tan...”
Böyle bir çağda yaşıyoruz işte. Yaşanan bir gelişme karşısında, binlerce tepki, fikir ve öneri sosyal medya süzgecinden geçiyor ve en iyileri, en doğruları ‘ortak akıl’ olarak son şekline kavuşuyor. Saniyeler içinde de son derece apolitik, siyasete ilgisiz, gününü bilgisayar, tablet karşısında ya da elinde akıllı telefonu ile geçiren bir neslin karşısına çıkıyor. Bununla da kalmıyor, sosyal bir dayanışma dinamiği yaratıyor. 

Temel Barışçıl Gösteri Dersleri 

Siyasilerin, özellikle de İstanbul’u ve Türkiye’yi yönetenlerin 4 gün içinde ülkeyi ayağa kaldıracak şekilde büyüyen mütevazı Gezi Parkı eylemiyle ilgili çıkarması gereken çok önemli dersler var: 

1- ‘İzin ve diyalog’ kuralı: Eylemciler adına izin başvurusu yapılması, mülki amirin ve emniyet güçlerinin de eylemcileri temsilen başvuru yapanlarla diyalog halinde olması, barışçıl gösterilerin başladığı gibi bitmesini sağlar. Gezi Parkı eyleminde CHP üçüncü gün valilikten izin alıncaya dek herhangi bir izin ve diyalog mekanizması olmadı. 

2- ‘Etki-Tepki’ kuralı: Polis müdahalesi varsa tepki de vardır. Müdahale büyürse tepki de büyür. Gezi Parkı’nda sosyal medyadan örgütlenen 50-100 kişinin başlattığı sivil eyleme ilk günkü müdahale olmasaydı, ikinci gün müdahale bitirilip ağaç kesimine son verilseydi, olaylar Türkiye’ye yayılacak kadar büyümezdi. İstanbul’daki ve diğer kentlerdeki eylemlere yapılan sert müdahalelerde çok fazla insanın mağdur olması, yaralanması, insanların mağdurlara destek için hızlıca örgütlenmesine, tepki göstermesine neden oldu. 

3- “Samimi tepkici, istismarcıdan güçlüdür” kuralı: Hükümet üyeleri, İstanbul yöneticileri, suçu beklendiği gibi ‘Ajitatörler, Provokatörler ve İstismarcılara’ attı. Toplumsal eylemlerde talepler iyi niyetli olsa bile, zaman zaman provokatörlerin, vandalların kalabalıklardan yararlandığı ve kalabalıkları kışkırtma ve kaos girişimlerinde bulundukları doğrudur. Ancak ortada bir tepki potansiyeli yoksa, ‘provokatörler, istismarcılar, ajitatörler’ ağızlarıyla kuş tutsalar tepki yaratamazlar. Gezi Parkı eylemi de son derece barışçı amaçlarla başladı ve sürdü. İkinci günde protestocuların sayısı on binleri bulduğunda da eylem gayet barışçıydı. Meydanda çatışma değil, polis müdahalesi ve kendilerini savunan ve koruyan eylemciler vardı. İkinci günün gecesinden itibaren sayıları çok çok az olmakla birlikte ‘vitrinleri indiren, kaldırımları söken vandallar’, ‘sosyal medyada yalan haber ve fotoğraflar yayan provokatörler’ ortaya çıktı. Ancak bu girişimler ilk önce eylemlerde öne çıkan aktivistler tarafından engellendi. 

4- ‘Korku eşiğini aşmış tepkici’ kuralı: Toplumsal gösterilerde kritik nokta, korku ve kanun eşikleridir. Eylemciler, kanuni haklarını kullandıklarına inanıyorlarsa, kendilerine yapılmış her türlü orantısız müdahaleyi, ‘kanun ve kast aşımı’ olarak görür ve eylem alanı o andan itibaren ‘kanunsuz alan’ olarak algılanır. Korku eşiği aşılınca da protestocular, müdahaleci pes edene kadar ayakta kalmaya çalışır. 

5- “Samimi tepki, etiket tutmaz” kuralı: Diğer taraftan, uzun bir süredir Türkiye’deki her protesto, bir şekilde ‘hükümeti yıkma planı’ olarak etiketlenip, Ergenekon gibi yapılanmalara bağlanıyordu. Geçmişte, birtakım derin güçlerin organizasyonlarıyla yapılmış protestolar, o protestolardaki darbeci slogan ve pankartlar sık sık hatırlatılarak, yapılan eylemler halkın gözünde küçük düşürülmeye çalışılıyordu. Gezi Parkı eyleminde bu mümkün olmadı. Halk, eylemi ‘Ergenekoncu tepkisi’ ya da ‘ideolojik eylem’ olarak görmemiş olacak ki meydanlarda sağcı, solcu, futbolcu, İslamcı, ülkücü, apolitik, anti-politik her türlü gruptan insan ve isyan vardı. 

6- ‘Kötü yönetim, krizi büyütür’ kuralı: Sosyal olayların bastırılmasında en önemli unsur ‘kriz yönetimi’dir. İstanbul’da kötü yönetim krizi büyüttü. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş 48, Başbakan Tayyip Erdoğan 72 saat sonra ekranların karşısına geçip, yapılanın yayalaştırma çalışmalarının bir parçası olduğunu, Topçu Kışlası ile ilgili sürecin henüz başlamadığını söyledi. Bu açıklama, polis alana müdahale etmeden, inşaat çalışmaları durdurulduktan hemen sonra açıklansaydı 4 günlük kriz başlamadan bitebilirdi. 

7- ‘İki kere kontrol et’ kuralı: Bu kural, Twitter, Facebook çıktıktan sonra daha önem kazandı. Geçmişte fısıltı gazetesinin yaydığı yalanları, bu kez sosyal medya, hem de daha güçlü ve hızlı yayıyor çünkü. Gezi Parkı eyleminde de sosyal medyada birçok asılsız haber yayımlandı. İnsanlar, doğruluğundan emin olmadıkları haberde yalan haberleri yaymaya alet oldu. 

‘Polisin İsyanı’
8 -‘Kolluk kuvvetinin isyanı’ kuralı: Eylem aleyhine geliştiğinde, polis sahip olduğu gücü kontrolsüz kullanmaya meyillidir. Çalışma koşullarının son derece ağır olması, faturanın her durumda polise kesilmesi gibi gerekçeler içten içe bir isyanı da besler. Bu isyan önce eylemcilerin üzerinde patlar. Ancak aynı yöneticileri de hedef alır. Nitekim, İstanbul’daki aşırı güç ve gaz kullanımı İçişleri Bakanı Muhammer Güler’i, İstanbul Emniyet Müdürü’nü ve İstanbul Valisi’ni zor durumda bıraktı. Ankara kulislerinde bu gelişmelerin emniyetteki üst yönetim atamalarına denk gelmesinin tesadüf olmadığı yorumları yapılıyor.