Kılıçdaroğlu ABD operasyonu olabilir mi?

Hatırlarsınız; Deniz Baykal'a ait olduğu iddia edilen 'yasak aşk' videosu ortaya çıktığında ilk etapta...

Hatırlarsınız; Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen ‘yasak aşk’ videosu ortaya çıktığında ilk etapta ‘Gülen cemaati yaptı’, ‘Hükümet destekli karargâh yaptı’ yorumları yapılmıştı. Baykal, konuyla ilgili ilk basın toplantısında çıkıp, ‘Gülen yapmadığını bildirdi, samimiyetine güveniyorum’ deyince geriye tek zanlı olarak ‘Hükümet destekli karargâh’ kalmıştı. Baykal’ın teorisine göre, hükümet, kendisinden kurtulmak ve CHP’yi referandumda ve ilk genel seçimde saf dışı bırakmak için bu ‘komploya’ başvurmuştu. Başlangıçta bu videoyu siyaset malzemesi yapmayacağı sözü veren Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, bu sözünü iki gün içinde unutup ‘eşini aldatanlar’, ‘biz çalışırken başka yerde olanlar’ gibi oklarla Baykal’ı hedef alması da Baykal’ın teorisini güçlendirmişti.
Ancak, Baykal’ın istifasıyla birlikte yaşanan gelişmeler, Baykal’sız CHP’nin birden bire iktidar alternatifi haline gelmesi, olayın Baykal’ın teorisindeki kadar basit olmayacağı yorumlarına dayanak oldu. Önemli bir kesim ‘video komplosunun şerrinden büyük bir hayır doğdu’ demeye başlasa da birçok ‘makul’ siyaset uzmanı, video olayının muhalefeti dizayn ederek Türkiye siyasetini dizayn etme arayışındaki odakların eseri olduğunu söylemeye başladılar. Bu söylemler de ‘AK Parti’den kurtulmak isteyen ABD, düğmeye bastı; ilk iş olarak muhalefetin önünü açtı’ gibi hatırı sayılır sayıda insan tarafından dile getirilen bir komplo teorisine dönüştü. Eminim, olayın arkasında nelerin yattığı konusunda herkesin aklında bu tür yüzlerce soru işareti yanıp sönüyordur. Yapanlar hariç, kimsenin elinde de bu sorulara verilecek net yanıtlar olmadığını da biliyorum. Ancak bildiğim iki şey var:
BATILILAR, AK PARTİ’NİN İRAN TAVRINDAN ÇOK RAHATSIZ: ABD ile İngiltere, Almanya ve Fransa üçlüsünün önderlik ettiği Avrupa, Türkiye’nin İran konusundaki ‘başkaldırısını’ hazmedemiyor. Hepsi, bugüne dek diplomasi masasında tutarak da olsa İran’ı Batı’nın istekleri konusunda iknaya çalışan Türkiye’nin, tavır değiştirerek, olası yaptırım kararına karşı savaş açmasının nedenlerini anlamaya çalışıyor. Artık bu ülkelerin deneyimli diplomatlarına ‘Türkiye İran’ı masada tutarak sizin ekmeğinize yağ sürüyor’ dediğinizde, ‘bununun doğru olup olmadığını üç ay sonra nükleer silaha ulaştıklarında acı bir şekilde göreceğiz’ yanıtını alıyorsunuz.
(Bu arada küçük bir detayı hatırlamakta yarar var: Washington’da, Gülen cemaatinin himayesinde olduğu söylenen Amerikan Türki Dernekler Federasyonu’nun toplantısında ABD yönetimi, Temsilciler Meclisi, Senatosu kalabalık şekilde temsil edilmişti. Organizasyon sahiplerini, ABD’de yıllardır ihtiyaç duyulan güçlü lobi odağını yarattıkları için kutlamak lazım. Bu toplantıya katılan Beyaz Saray temsilcilerinin, senatörlerin, Kongre üyelerinin, Türkiye siyasetinde güçlü olduğuna inandıkları organizasyon sahibi Türk muhataplarına İran konusundaki rahatsızlıklarını açık açık söylediklerini biliyoruz. ABD’nin karar alıcılarının bu tavrını, Washington yönetiminin AK Parti hükümetinin İran konusundaki tavrından vazgeçirmek için ‘ılımlı tavrıyla bilinen’ Gülen hareketinin nüfuzundan yararlanma girişimi olarak okumak mümkün.)
KILIÇDAROĞLU ABD POLİTİKALARINA ÇOMAK SOKABİLİR: Batılıların, Türkiye’de, kendilerine meydan okuyan hükümetten kurtulup yeni bir müttefik aradığı teorisi doğru olsa bile o müttefikin Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde bir CHP olacağını düşündüklerini hiç sanmıyorum. Türkiye’de laik yanı ile İran politikasını değiştirebilecek bir Kılıçdaroğlu hükümeti, ABD’nin işine gelecek gibi görünse de geçmişte Bülent Ecevit’in yaptığı gibi başka alanlarda ABD’nin tekerine çomak sokma riski yüksek. ABD‘nin bu endişeden kurtulup, Kılıçdaroğlu’nu destekleyebilmesi için, yeni CHP yönetiminin ciddi bir dış politika vizyonu ortaya koyacak, dünyadaki diplomatik gelişmeleri, konjonktürü doğru okuyabilecek, bu gelişmeler doğrultusunda çıkacak fırsatlardan yararlanacak bir yapıya kavuşması gerekiyor. Hafta sonu belirlenen CHP yönetimi bu açıdan eksik. Hal böyle olunca da ABD, bu haldeki bir CHP’nin iktidarını beklemek yerine AK Partiyi ‘yanlıştan’ döndürmeye öncelik verecektir.