Paketin boş tarafı

Başbakan tarihi bir gün olduğunu söylediğinde süprizle karşılaşacağımızı ummuştum. Ne var ki, açıkla- madan sonra "Hepsi bu kadar mı" hissine kapıldım.
Paketin boş tarafı

Aylardır konuştuğumuz ‘Demokratikleşme Paketi’ açıklandı. Geçen pazar günü yazdığım yazıda muhtemel tepkileri “Helal olsun hükümete, tarih yazıyor”, “Yetmez ama evet”, “Bu mudur, dağ fare doğurdu” ve “Türkiye’yi bölmek için bir adım daha atıldı” olarak sıralamıştım. Dünkü yorumları görünce yanılmadığımı gördüm. Sonra da kendimin hangisine yakın olduğumu düşündüm. 

Öncelikle şu izlenimimi aktarayım: Başbakan günün tarihi bir gün olduğunu, Türkiye’nin yeni bir aşamaya geçeceğini söyleyince beklentim hayli yükseldi. Hele hele, paketin şehitlerin vasiyeti olan milli birliğe büyük hizmet edeceğini ifade edince de Kürt sorununun çözümüne dair hiç beklemediğimiz sürprizlerle karşılaşacağımızı umdum. Hal böyle olunca Erdoğan, 18. sırada Roman Dil ve Kültür Enstitüsü’nü kuracağını duyurup basın toplantısını bitirince de ‘bitti mi, bu kadar mı’ hissine kapıldım. Etrafıma baktığımda toplantıyı izleyen bütün gazetecilerin benzer tepkiler gösterdiğine tanıklık ettim.

MHP olumsuz etkilenir
Evet, Başbakan dün 14 yasa değişikliği, 4 de idari düzenleme açıkladı. Yasa değişikliklerinin ilk 5’i siyasi partiler ve seçim yasasıyla ilgiliydi ve MHP dışında diğer muhalefet partileri açısından hiçbir sorun teşkil etmeyecek şekildeydi. MHP’nin BDP’nin Hazine yardımı almasına yol açacak değişiklikten rahatsızlık duyacağı açık. Erdoğan’ın bire indiremediği baraj alternatifleri de MHP açısından ‘mevcut kalsın’ dedirtecek cinsten. Neticede 1 bölgede 1 milletvekilinin seçileceği 3. seçenek de ‘yüzde 5 seçim barajı, 5 milletvekilli daraltılmış seçim bölgesi’ alternatifi de MHP’ye darbe indirecektir. Batı’da AK Parti ve CHP’nin, doğuda ise AK Parti ile BDP’nin yüzünü güldürecektir. Kürtçe propaganda, Kürtçe kamu hizmeti, özel okullarda anadilde eğitim, ‘w,x,q’ harflerinin kullanılması ve köy isimlerinin eski haline getirilmesi, ‘Andımız’ın kaldırılması önemli düzenlemeler. Bu düzenlemelerin, Türkiye’de Kürt sorununun çözümü açısından büyük bir ilerleme olduğu doğru, ancak daha önce bunların hepsini bir şekilde basından öğrenen BDP’nin ve PKK’nın bu konuda ‘yetmez’ yaklaşımında olacağı kesin.

Pakette Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu oluşturulacağı ve bu suçlara ilişkin ceza kanunlarındaki cezaların arttırılacağına dair hüküm de var. Kulağa oldukça hoş geliyor. Ancak Başbakan’ın çizdiği çerçevede cinsel tercihlerle ilgili bir durum olmayışı, eşcinsellerin bu davranışlara maruz kalmaya devam edeceğinin sinyali gibi. Diğer taraftan şunu da unutmamak lazım: Nefret suçunun çerçevesi evrensel ölçülerde çizilmediği sürece bu düzenlemeler yeni bir ‘301 sorunu’ doğurabilir. Süryanilerin Mor Gabriyel Kilisesi konusunda yaşadığı sorunun aşılacak olması çok önemli. Ancak paketin ilk halinde yer alan “Heybeli Ada Ruhban Okulu’nun açılması” ve ’Cemevlerine statü verilmesi’ hükümlerinden son anda vazgeçilmesi, paketin en önemli boşluğunu oluşturdu. Belli ki cemevi-cami projesi çerçevesinde son dönemde yaşanan tartışmalar, Alevilerin farklı tavırlar ortaya koyması hükümeti “onlar bile kendi aralarında anlaşamamışken hangisini dikkate alacağız” noktasına getirmiş.

Paketle tutuklu gazetecilerin ‘terör örgütü üyesi’ statüsünden çıkarılıp salıverilmesine dair bir beklenti de vardı. Ancak, Terörle Mücadele Kanunu ile TCK’nın ilgili maddesine dokunulmasının bazı yan etkileri, bu adımın atılmasının da önüne geçti.