PKK ne zaman kazanır?

PKK, haziranda başlattığı yeni savaş stratejisi çerçevesinde saldırılarını yoğunlaştırdı...

PKK, haziranda başlattığı yeni savaş stratejisi çerçevesinde saldırılarını yoğunlaştırdı ve adeta ‘cephe’ savaşına geçti. İskenderun’dan sonra Şemdinli’de yaşanan büyük çaplı saldırılar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin önderlik ettiği bir kesimin, yeniden ‘OHAL ilan edilsin’ söylemlerini gündeme getirmesine neden oldu. Şehitler için düzenlenen cenaze törenlerinde ortaya çıkan öfke ve kinin kontrolden çıkmasına ramak kalmış görünüyor. Kuzey Irak’taki Kürt gruplara yönelik açıklamalar, eleştiri olmaktan çıkıp küfre dönüşmüş durumda. Bu koşullar altında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta olmak üzere, herkesin sorunu doğru okuyup, ‘PKK ne istiyor ve ne zaman amacına ulaşır?’ sorusuna doğru yanıtlar vermesi gerek. Tartışmalarda öne çıkan başlıklara göre göz atalım:
* OHAL ilan edilirse: Türkiye PKK saldırılarıyla, 1984 yılının 5 Ağustos günü, Siirt’in Eruh ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçelerindeki karakollara yapılan baskınlarla tanışmıştı. 1987’de Diyarbakır Merkezli bir OHAL Valiliği kurulmuş, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Hakkâri, Mardin, Siirt, Tunceli ve Van’da OHAL ilan edilmişti. Adıyaman, Bitlis ve Muş ise mücavir il olarak tespit edilmişti. 1990’da Batman ve Şırnak’ın da il olmasıyla OHAL kapsamına alınan illerin sayısı 13’e çıkmıştı. 2002 Kasım ayında tamamen kalkıncaya dek geçen 15 yılda, OHAL uygulamaları PKK’yı bitiremediği gibi, sorunu daha da derinleştirmişti. OHAL kapsamında yaşanan faili meçhul cinayetler, hukuk dışı uygulamalar, uzun gözaltılar, kayıplar, yaşam hakkı ihlalleri, AİHM Kararları, Türkiye dışında ‘meşrulaşmak’ için yaptığı propaganda da PKK’nın ekmeğine yağ sürmüştü. Bu uygulamalar, Türkiye’yi suçlamak için her türlü gerekçeye dört elle sarılan Batı dünyasında PKK’nın ‘marjinal bir terör örgütü’ olarak algılanmasının önündeki en büyük engel olmuştu. TSK, OHAL’in kimin işine daha çok yaradığını 15 yıllık sıkıntılı bir sürecin sonunda gayet iyi anlamıştı. Bu yüzden, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, dün OHAL ile ilgili soruları yanıtlarken ‘gerek olmadığını’ gayet net bir şekilde söyledi. PKK’nın da OHAL istediğini, OHAL ilan edildiğinde PKK’nın hedeflerinden birine ulaşacağını unutmamak gerek.
* Özgürlükler kısıtlanırsa: PKK saldırıları yoğunlaşınca gelen önerilerden biri de ‘Cezaevindeki taş atan çocukların özgürlüğüne kavuşması için hazırlanan yasa teklifi ertelensin’ oldu. Bölge halkınca büyük ilgiyle karşılanan ve bugüne dek hiçbir zararını görmediğimiz, tersine PKK’nın kanalı ROJ TV ile yarışan TRT-6 yeniden sorgulanmaya başlandı. Oysa, bu tür özgürlükler arttıkça, PKK’nın saldırılarının da artmasına tersten bakmak gerek. Türkiye’de yaşayan Kürt kökenli vatandaşların sosyal, kültürel, ekonomik sorunları çözüldükçe, PKK’nın marjinalleşeceğini, örgüte katılımların azalacağını, çözülmelerin artacağını, en amatör güvenlik uzmanları bile ortaya koyuyor artık. PKK, Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşlarının canını acıtacak, öfkesini artıracak her türlü kısıtlamanın, olağanüstü uygulamaların kendi kâr hanesine yazılacağını çok iyi biliyor. Yanlış bir yöntemle ortaya konulmuş olsa bile, Türkiye açısından büyük önem taşıyan ‘açılım’ stratejisinin ‘çuvallaması’ da en çok PKK’yı mutlu edecektir.
* Barzani ve ABD ile ipler koparsa: PKK’nın Kuzey Irak’ı ‘kurtarılmış bölge’ ilan edip, buradan TSK’nın sınır birliklerine kanlı baskınlar düzenlemesi, Türkiye’deki adamlarını buradan yönlendirmesi, ‘ev sahibi’ Kuzey Irak Kürtleri ve ABD’ye yönelik tepkileri artırıyor. Mesud Barzani’nin Ankara’da ağırlanmasına muhalefetin tepkisi büyük oluyor. AB’nin, topraklarındaki PKK faaliyetlerine ‘insan hak ve hürriyetleri’ kapsamında göz yumması, Türkiye’de önemli bir kesimin ‘sigortasını attırıyor’. ABD’nin ve Barzani’nin bugüne dek Kuzey Irak’taki PKK varlığıyla ilgili olarak ortaya koyduğu ‘ikircikli’ tavır, tatmin edici olmasa da Ankara’nın ABD ve Barzani ile ipleri tamamen atması, Kuzey Irak’taki durumu Türkiye açısından daha da iyiye götürmeyecek.
Toparlamak gerekirse, sokağın ‘ruh hali’ aksini gösterse de Türkiye, kendi halkı ile kucaklaşmayı sağlayacak reformlardan ödün vermemeli. TSK da PKK’yı kentlerden uzaklaştıracak, bölge halkından koparacak taktik ve stratejiler izlemelidir. Bu iki konuda da CHP ile MHP’nin oynayacağı rol büyük olacak.