Risk daha fazla özgürlük için alınmalı

2007 Eylül'ünde Ergun Özbudun ve ekibinin hazırladığı 'yeni anayasa' taslağını, özgürlükler ile kısıtlamalar...

2007 Eylül’ünde Ergun Özbudun ve ekibinin hazırladığı ‘yeni anayasa’ taslağını, özgürlükler ile kısıtlamalar arasındaki denge açısından masaya yatırmıştık. Bütün maddeleri gerekçeleriyle birlikte değerlendirdikten sonra, ‘12 Eylül ruhu sivil anayasada’ başlıklı bir haber hazırlamıştık (24 Eylül 2007, Radikal). Haberde mealen, “12 Eylül darbe rejiminin kaşıkla verdiği özgürlükleri, kepçe ile almasına yarayan ‘Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması’ gibi ‘sihirli kısıtlama sözcükleri’, Özbudun taslağında da bolca mevcut” demiştik. Bu tespitimizde, en somut biçimde mevcut Anayasa’nın 14. maddesiyle vücut bulan ‘yasakçı’ zihniyetin korunmasını kastetmiştik.
‘Temel Haklar ve Ödevler’ başlıklı bölümündeki o ünlü maddenin ilk fıkrası aynen şöyle diyor: “Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz...”
Anayasa metinlerinde bir tarafta kaşıkla verilen özgürlüklerin, diğer tarafta kepçe ile alınması bu tür maddeler sayesinde oluyor. Nitekim, dolandırıcılıkla suçlanan bazı vekiller ‘dokunulmazlık’ zırhının
keyfini sürerken, aynı ‘anayasal’ dokunulmazlığa sahip DTP’li vekillere Ağır Ceza Mahkemelerinden celp yağmasının altında bu madde yatıyor. Aynı şekilde eleştiri oklarını kimseden sakınmayan gazetecileri koruyan ve yine aynı Anayasa’da bulunan ‘düşünce özgürlüğü’ de 14. madde ile etkisiz kılınıyor.
***
Hükümetin dün yenileyerek TBMM’ye sunduğu pakette, durumun Özbudun taslağından farklı olmadığı açık. Ne yazık ki teklifin içeriği, hükümetin ‘AB normları ve daha fazla özgürlük’ dayanağını havada bırakıyor. Paket, özünde 12 Eylül anayasasının ‘kısıtlayıcı’ yanına el sürmüyor. ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ gibi muğlak gerekçelerin her türlü özgürlüğün önüne geçtiği 14. madde, sarsılmaz bir kale gibi karşımızda duruyor. Paketle gelen ‘görece’ özgürlükler, mevcut anayasanın ‘yasakçı’ boyutu yanında ‘küçük ve etkisiz’ kalmaktan kurtulamıyor.
Teklifte, hükümetin icraatları karşısında başından beri ‘uzlaşmaz’ tutum içinde olan Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştiriliyor olması, ‘yapılan değişiklikler sekiz yıllık iktidarı döneminde hükümetin karşılaştığı somut sorunları ve engelleri kaldıracak şekilde düzenlendi’ algısını da beraberinde getiriyor. Nitekim, HSYK’nın yapısında yapılması öngörülen değişikliğin, pankartın bir ucundan tutanın yedi yıl, diğer ucundan tutanın altı ay hapis cezası alması ya da bir hâkimin bıraktığını, diğer hâkimin tutuklaması gibi durumları nasıl bitireceği de hala meçhul.
BDP’lilerin siyasi yaşam alanı parlamento içinde bile daraltılıyorken, paketteki ‘parti kapatmaya karşı önlemler’ de iktidar partisinin sadece kendisine ‘zırh’ hazırladığı, DTP, BDP tarzı partilerin ağır yaptırımlardan hiçbir zaman kaçamayacağı yorumlarına neden oluyor.
***
Hükümete bakarsanız, şu cümleleri duyuyorsunuz: “TBMM’ye sunulan mini anayasa değişiklik paketi, AB uyumu, bazı özgürlükler ve yargı reformu için gerekli ‘acil’ hükümlerden oluşuyor. Anayasa’nın genelindeki özgürlük karşıtı tutumun farkındayız ama koşullar yasakçı hükümlerin tümüyle ayıklanacağı kapsamlı değişiklikler için uygun değil. Mini bir paket için bile kıyameti koparan muhalefet kapsamlı metinlere hiç yakın durmaz.”
CHP ve MHP’nin üç madde dışında itirazı olmadığını, iktidar partisinin de HSYK, Anayasa Mahkemesi ve Parti kapatma konusundaki değişiklikler konusunda muhalefetin tavrını umursamadığını
biliyoruz. Üç madde konusunda ‘referandumu göze alan’ hükümetin aynı kararlı tutumu temel insan hak ve özgürlükleri konusunda da göstermesini beklemek hepimizin hakkı. Hükümet, madem Başbakan’ın dediği gibi risk alıp, elini değil vücudunu taşın altına sokuyor; o zaman işe kendi ihtiyaçlarından çok vatandaşların ihtiyaçlarıyla başlamalıydı.