Siyaset spor için çalışıyor

Olimpiyatlar ve Süper Lig'in başlaması, sporu yeniden canlı bir gündem maddesi yaptı. Bu yüzden bugün takip edeceğim iki konu da spordan...
Siyaset spor için çalışıyor

İlki konu Süper Lig takımı Mersin İdmanyurdu’nun Galatasaray’dan Juan Emmanuel Culio’yu transferiyle ilgili. Hatırlayacaksınız, Arjantinli futbolcu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Mersin İdmanyurdu Kulübü Başkanı Ali Kahramanlı’nın katıldığı törende kendisini bir yıllığına kiralık olarak kırmızı-lacivertli renklere bağlayan sözleşmeye imza atmıştı. Törende Kahramanlı, Culio’nun “Çağlayan’ın armağanı” olduğunu söyleyince kafalarda “Acaba parasını Çağlayan mı ödedi” sorusu canlandı. Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı ve biz de öyle yaptık. Bakan Çağlayan’a sorduk. Çağlayan her zamanki gibi mütevazi bir şekilde başladı ve sadece küçük bir aracılık ettiğini söyledi. Ancak sonra detaylara girince Culio’nun Mersin’e gelmesi için tam bir mekik diplomasisi yaptığı anlaşıldı.
Malum, Culio’yu Mersin’e götürmek için tam üç kişinin ikna edilmesi gerekiyordu. Bunlardan ilki Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’dı. İyi bir Galatasaraylı olan Çağlayan, yakından tanıdığı “Ünal Başkanı” ikna etmekte zorlanmamış. İkna edilmesi gereken ikinci isim biraz daha zorluydu: Fatih Terim… Culio’yu vermek istemediğini açıkça ifade etmişti çünkü. Çağlayan Terim’i ikna için oldukça diplomatik bir yöntem kullanmış ve “Hocam, Culio’yu kadroda düşünmezseniz talibiz” demiş. Böylece istekli diğer kulüplerin bir adım önüne geçmiş. 

Ve sıra gelmiş en önemli ismin, Culio’nun ikna edilmesine. Bakan Çağlayan Beşiktaş’dan Mersin İdman Yurdu’na transfer olduktan sonra öne çıkan Nobre’yi örnek vermiş ve “Fenerbahçe’de Beşiktaş’ta Galatasaray dışına çıkınca kendini gösterme fırsatı bulursun. Nobre Fener’e gidiyordu ama ‘Mersin’e gelenin kısmeti açılır. Burada bir kere taraftar desteği var. Burada futbolcu kaybolmaz, öne çıkar’ dedik ve öyle oldu” demiş. Culio da teklifi kabul edince anlaşma olmuş. Çağlayan’a göre Mersin İdman Yurdu Culio’yu en ucuz maliyetle almış ve çok iyi bir anlaşma imzalamış. Çağlayan, bugünlerde Mersin İdman Yurdu camiasına bir sürpriz daha yapacak. Yurtiçinden önemli bir transfer yapacaklarını söylerken, ismi gizli tutmasının nedenini “son dakikada karşı tarafı sıkıntıya sokmayalım” sözleriyle açıkladı. Spor camiasına sorunca muhtemel sürprizin Fenerbahçe’den olduğunu öğrendim. Hatta Culio’nun imza attığı törende transferi sorulmuş ama renk verilmemiş.

Kılıç’ın olimpiyat izlenimleri
Ağustos ayının ilk iki haftası hepimizi ekran başına kilitleyen Londra Olimpiyat Oyunları, Türkiye için az kalsın büyük bir hayal kırıklığına dönüyordu. Tekvando, atletizm ve güreşten gelen iki altın, iki gümüş ve bir bronz madalya adeta olimpiyat kafilesine hayat öpücüğü olmuştu. Atletizmde 1500 metrede iki Türk sporcunun ipi peş peşe göğüslemesi bütün eleştirileri unutturmuştu.
Olimpiyat kafilesi döndükten sonra bir iftar nedeniyle Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile aynı masa etrafında denk geldik ve uzun bir olimpiyat sohbeti yaptık. Güreş ve halterdeki hüsranı, “Ata sporumuz tekvando” espirisi ile saklamaya çalışsa da belli ki çok üzülmüştü. O yüzden iki spor dalına da yoğunlaşmayı kafaya koymuştu. Uzun vadeli bir stratejisi vardı. Doğu’dan antrenör getirmek, Türk antronerleri Çin’e kadar gönderip işin sırrını öğrenmelerini sağlamak bu yeni stratejinin ipuçlarını veriyordu.
 
Masamızda Türk Telekom Genel Müdürü Gökhan Bozkurt da vardı ve mevzumuz ‘sponsorluk’ ile ‘sporcu destekleme’ yöntemleriydi. Bozkurt, tek tek sporcu desteklemenin daha verimli sonuçlar doğuracağı görüşündeydi. Bakan Kılıç ise bireysel desteklerin yarış sırasındaki bir talihsizlik nedeniyle bütün destekleri anlamsız hale getireceğine dikkat çekerek, şirketlerin spor dallarına kapsamlı destek vermesinin daha başarılı sonuçlar getirebileceğini anlatıyordu. Olimpiyatlarda başarılı olan sporcuların Fenerbahçe ve belediyeler gibi kulüplerden çıkmış olması, Kılıç’ı haklı çıkarıyor. Süreyya Ayhan’ın başarısının atletizmde, Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu’nun halterde neden olduğu motivasyon, önemli başarıların kapısını aralamıştı. Bunu gayet iyi gördüğü anlaşılan Kılıç, olimpiyatlarda daha başarılı sonuçlar alabilmek için devletin ve özel sektörün şimdiden spor dallarına ve sporculara yatırım yapmaya başlaması gerektiğini vurguladı. Öyle görünüyor ki önemli projeleri var ve özel sektörleri bu projelere dahil etmekte kararlı…