Son DHKP/C eylemi, Suriye ve ABD ile ilişkiler

Dev Sol ve devamı DHKP/C'yi tereddütsüz 'terör örgütleri' listesine alan ABD, yıllardır Belçika başta olmak üzere Avrupa ülkelerine DHKP/C-Dev Sol'a karşı Türkiye ile işbirliğini arttırmalarını telkin ediyordu.
Son DHKP/C eylemi, Suriye ve ABD ile ilişkiler

DHKP/C’nin canlı bombası, 1 Şubat’ta ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ni hedef seçti. Türkiye’de canlı bomba eylemleri, PKK’nın silahlı kanadının TSK operasyonları karşısında sıkıştığı dönemlerde büyük kentlerde başvurduğu en önemli saldırı aracıydı. 1996’dan 2003’e dek tam 9 PKK’lı kadın canlı bomba, değişik kent merkezlerinde polis, asker ve sivilleri hedef alan eylemler gerçekleştirmişti. DHKP/C de 1999’daki ölüm oruçları ve ‘Hayata Dönüş’ operasyonları sonrasında “feda eylemleri” diye adlandırdığı intikam amaçlı canlı bomba eylemlerine başvurdu ve saldırılarda “feda savaşçıları” dediği örgüt mensuplarını kullanmaya başladı.
Son saldırıyla birlikte, DHKP/C’nin 12 yılda 6. kez intihar saldırısı yöntemine başvurduğu görülüyor. Ancak yabancı bir ülkenin canlı bomba hedefi olması ilk:
3 Ocak 2001’de Gültekin Koç isimli DHKP/C üyesi Şişli Emniyet Müdürlüğü önünde üzerindeki bombayı patlattı ve eylemde bir polis memuru şehit oldu. 10 Eylül 2001’de Uğur Bülbül isimli intihar saldırganının hedefi Taksim Gümüşsuyu’ndaki polis noktasıydı. Bu saldırıda da bir polis memurunun yanı sıra yoldan geçen bir turist yaşamını yitirdi.
20 Mayıs 2003’te Şengül Akkurt, dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e yönelik bir intihar saldırısına hazırlanırken üzerine yerleştirmeye çalıştığı bomba patladı ve eylemini gerçekleştiremeden öldü. 29 Nisan 2009 günü eski Adalet Bakanlarından Hikmet Sami Türk’e yönelik bir intihar saldırısı düzenlemeye çalışan Didem Akman üzerindeki 1 kg’lık bombayı patlatamadan etkisiz hale getirildi.
11 Eylül 2012 günü Sultangazi 75. Yıl Polis Merkezi’ne DHKP/C üyesi İbrahim Çuhadar tarafından canlı bomba saldırısı düzenlendi. Saldırıda 1 polis memuru şehit oldu. 1 Şubat 2013’te hedef Ankara’daki ABD Büyükelçiliği idi ve Ecevit Şanlı adlı DHKP/C’li üzerindeki bombayı patlatınca bir koruma öldü.
DHKP/C-Dev Sol’un silahlı saldırıları ABD’yi en son 20 yıl önce vurmuştu. Baba George Bush’un, Temmuz 1991’de Türkiye’yi ziyaret etmesi, kısa süre sonra da ABD’nin Irak saldırısının ve 1. Körfez Savaşı’nın başlaması, Dev Sol’un ABD’lilere saldırılarını başlatmıştı. 1991’de Irak savaşını bahane eden Dev Sol’un saldırılarında iki ABD askeri ölmüş, biri yaralanmıştı ve aynı dönemde yirminin üzerinde ABD ve NATO tesisi hedef seçilmişti. (Bu saldırılardan sonra CIA, MİT ve Türk Emniyet İstihbaratı işbirliği yapmış, 16-17 Nisan 1992’de Çiftehavuzlar, Erenköy, Üstbostancı ve Sahrayı Cedit’te aynı anda düzenlenen operasyonlarda birçok örgüt yöneticisi öldürülmüştü. Dev Sol ve devamı DHKP/C’yi tereddütsüz ‘terör örgütleri’ listesine alan ABD, yıllardır Belçika başta olmak üzere Avrupa ülkelerine DHKP/C-Dev Sol’a karşı Türkiye ile işbirliğini arttırmalarını telkin ediyordu.) 

Zamanlama dikkat çekici 

DHKP/C’nin önceki gün ABD’yi hedef seçmesi, bu kez Suriye’nin hedef olduğu günlere denk geliyor ve Esad’ın yanında görünen örgüt baş sorumlu olarak ABD ile Türkiye’yi görüyor. DHKP/C-Dev Sol ile Baas rejiminin ilişkileri de geçmişe dayanıyor. 1996’daki Sabancı Center suikastlarından sonra failler Şam’a geçmiş, Mustafa Duyar Şam Büyükelçiliği’ne teslim olmuştu. Şu anda Şam yakınlarındaki bir mülteci kampının DHKP/C tarafından kullanıldığı da biliniyor. Esad’ın Türkiye’deki bazı sol örgütlere ekonomik ve lojistik destek verdiği de son dönemde istihbarat raporlarına yansıyordu. 

ABD ile ilişkileri etkiler mi?


Son saldırının Türkiye’de gerçekleşmesinin ABD açısından iki kritik boyutu var. Türk hükümeti, ABD’yi hedef haline getiren herhangi bir siyaset gütmüyor. Diğer taraftan, intihar saldırısında Türkiye’den kaynaklanan bir güvenlik zaafı görünmüyor. Bu yüzden, saldırının ilişkileri olumsuz etkilemesi beklenmiyor. Diğer taraftan saldırı, Türkiye’nin ABD’yle ilişkilerindeki ‘gerçek manzara’yı da değiştirecek sonuçlar doğurmuyor. O manzarayı da beş konu başlığında toplayıp özetleyebilirim:
1) Kuzey Irak sorunu: Bölgedeki enerji kaynaklarının Bağdat’tan bağımsız bir şekilde Türkiye’ye ve/veya Türkiye üzerinden Batı pazarlarına taşınması planları ABD’yi kaygılandırıyor. Mevcut durumu Barzani ile iyi ilişkilerin yanı sıra ucuz enerji kaynaklarına ulaşma fırsatı olarak gören Türkiye ile Barzani’nin güçlenmesinin Şii lider El Maliki’yi daha da güçlendirerek İran’a iteceğine inanan ABD arasında gelecek 1 yılın en önemli kriz konusu olarak görünüyor. Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’nun Washington ziyaretinde konuyla ilgili rahatsızlık ABD tarafından açık sözlerle Ankara’ya iletilmiş.
2) Suriye sorunu: Barack Obama, 2. döneminde ve Washington yönetimi Türkiye’nin Sünni-Şii ayrımını körüklediğine, ABD’nin 2001’den beri savaştığı radikal cihadist örgütlere Suriye’de gereğinden fazla destek verdiğine inanıyor ve bunu Ankara ile arasında önemli bir sorun olarak görüyor.
3) Filistin (İsrail) sorunu: Obama, Netanyahu ve Liberman ikilisine tepkili olmasına karşın Ankara’nın Hamas konusundaki tutumuna karşı. Hamas, ABD için hâlâ terör örgütü listesinde. Türkiye’nin Abbas’ın altını oyup, Meşal’in tek başına güçlenmesine dair politikalarının İsrail-Filistin sorununun çözümünü baltaladığı görüşü hâkim.
4) İran konusu: ABD istihbarat kuruluşlarının Türkiye’nin İran’a uygulanan katı ambargoyu, ekonomik çıkarlarını hesaba katarak deldiğine dair ciddi bulguları var. Türkiye önemli adımlar atsa da ABD’yi ikna etmekte zorlanıyor ve Washington gelecek günlerde bu konudaki ziyaretlerini ve baskısını arttırabilir.
5) İnsan hakları sorunu: ABD’li liberaller ve demokratlar, Obama’yı ‘insan haklarına rağmen Türk hükümetini desteklemekle’ suçluyor. Gazetecilerin tutukluluğu başta olmak üzere birçok insan hakları ihlalinin bu yılki insan hakları raporunda daha sert sözlerle eleştirilmesi kaçınılmaz.

 

Didem Tuncay’a mesaj: Sevgili Didem; arkadaşların, meslektaşların iki gündür, Numune Hastanesi önünde seni bekliyor. Numune’nin başarılı doktorları o güzel gülüşünü yeniden görebilmemiz için canla başla çalışıyor. Sevenlerinle buluşmana az kaldı. Ha gayret!