Türkiye ile İran'ın arasına Irak girer mi?

Irak'ta 7 Mart 2010 günü yapılan meclis seçimlerinin resmi sonuçları, üç ay sonra...

Irak’ta 7 Mart 2010 günü yapılan meclis seçimlerinin resmi sonuçları, üç ay sonra açıklanabilmişti. Seçimin üzerinden 7 ay geçmesine karşın hala hükümet kurulamadı. Ülkede en büyük iki grup 91 sandalye ile İyad Allavi’nin Irakiye Bloğu ve 89 sandalye ile Nuri El Maliki’nin ‘Hukuk Devleti Koalisyonu’ olmuştu. Radikal Şii din adamı Mukteda Sadr’ın öncülük ettiği Milli İttifak ise 70 sandalyesiyle hükümet kurma konusunda anahtar role sahip. Irak meclisinde, Kürt ittifakı, Goran (Değişim Hareketi), Kürt İslam Birliği, Kürt İslam Cemaati gibi Kürt partileri de var. Diğer partilerdeki Kürt meclis üyeleriyle birlikte Kürt partilerinin sahip olduğu sandalye sayısı 60’a yaklaşıyor. (Irak’taki seçimlerin sonuçlarıyla ilgili detaylı bir analizi Mete Çubukçu ile Taha Özhan’ın SETA Vakfı için hazırladığı ‘İşgal altında istikrar arayışları-2010 Irak seçimleri’ başlıklı çalışmada bulabilirsiniz. Emek harcanmış ve muhteşem bir Irak fotoğrafı çekilmiş)
***
Irak’ta hükümet kurulamamasının iki temel nedeni var:
- İlkini iki gündür Ankara’da temaslarda bulunan ve dün Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (ORSAM) düzenlediği ‘Irak’ta hükümetin kurulması süreci’ konulu konferansta konuşan Irak İslam Yüksek Konseyi (IİYK) Başkanı Seyid Ammar El Hekim açıkladı. Seçim sonucunda ortaya çıkan parçalı sonuçlar, seçimlerde ‘etnik ve mezhepsel farklılıkların’ ön planda olmasından kaynaklanmıştı. El Hekim’e göre, Irak’ın etnik ya da mezhepsel farklılıklardan kurtulup ‘ulusa dayalı’ bir anlayışa geçmek için, daha çok zamana ihtiyacı var.
- İkinci temel nedeni, geçen hafta Türkiye’ye gelen Irak Başbakan Yardımcısı Rafi El İsavi ortaya koymuş ve “Seçimlerin ardından Irak’ta hükümetin oluşturulmasına engel olan en büyük sorun, dış müdahaleler” demişti. El İsavi’nin dikkat çektiği dış müdahalenin ne olabileceği konusunda Irak’ta hangi gruba sorarsanız farklı bir ülke ismi duyarsınız. Mesela Sadr, Suudi Arabistan’ı suçlayabilir. Sunni grupların mutlak hedefi İran olabilir. Sadr gibi isimler ile Saddam’ın izinden giden Sunni gruplar ABD’yi de sorumlu tutabilir.
Türkiye’yi suçlayan gruplar mutlaka olur ama Irak’taki genel siyasi eğilim, Ankara’yı sıkça ziyaret eden Allavi, El İsavi ve El Hekim’in de ifade ettiği gibi Türkiye’nin bütün siyasi ve etnik gruplara eşit yaklaştığı yönünde. 
***
Görüldüğü gibi Irak’ın hükümet meselesi, sadece Irak’ta değil, etrafında da kamplaşmaya neden olmuş durumda.
Türkiye, Irak’taki tüm gruplara eşit yaklaşıyor ama Washington’ın olduğu gibi Ankara’nın gönlünden de Allavi başbakanlığında bir hükümetin geçiyor. Allavi’yi gönlünden geçiren bir ülke de bölgede İran’ı esaslı rakip gören Suudi Arabistan. Bu çerçevede sıkça Ankara’da gördüğümüz Allavi’nin, haftasonu Riyad’a yaptığı ziyareti ve Kral Abdullah ile görüşmesini es geçemeyiz.
Bir tarafta ABD ve Suudi Arabistan, diğer tarafta İran; bir taraf Maliki ve Sadr, diğer tarafta Allavi ile Kürt liderlerin oluşturacağı koalisyonlar. Türkiye görece daha ortada duruyor ama Irak’ta işler ne Türkiye’nin gönlünden geçtiği gibi ne de ABD’nin planladığı gibi ilerliyor. Irak’taki yeni siyasi yapıyı yakından izleyen İran, yerinde-zamanında müdahalelerle yeni hükümet konusunda ipleri elinden bırakmıyor. İsavi ile görüştükten sonra “Bölge ülkelerinin ilgisi yapıcı olmalı” diyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun aynı mesajı son telefon görüşmesinde İranlı Mevkidaşı Manuçer Muttaki’ye de verdiğinden şüphem yok.
Ne dersiniz, Batı’nın bütün baskısına rağmen köprülerin atılmadığı İran ile Irak yüzünden yaşanan ‘tatlı sert’ rekabet, yakın gelecekte bir krize dönüşebilir mi?