Türkiye, İsrail'le barışacak

Obama, Türkiye'yle diplomatik ilişkilerdeki kötü günleri, ABD'nin bölge politikaları açısından fırsata çevirebilir. İsrail-Filistin barış süreci hatırına Türkiye ile İsrail'i barıştırır.
Türkiye, İsrail'le barışacak

28 Şubat dalgaları, dördüncü paket, Yeni Anayasa tartışmaları ve İmralı Süreci nedeniyle çok fazla birinci sayfalara yansımıyor ama Türkiye’nin gündemindeki en önemli gelişmeler dış politikada yaşanıyor. Özellikle de Ankara ile Washington arasında. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne yapılan saldırının ve ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone’nin tartışma yaratan açıklamalarının ardından, konu biraz ön plana çıksa da unutuldu. 

Bu ayın sonundan itibaren ABD’nin bölgedeki hareketliliği artacak. Çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı John Kerry bölge turuna çıkacak ve büyük ihtimalle şubatın son haftasında Türkiye’ye de gelecek. Ardından ABD Başkanı Barack Obama mart ayında, ikinci döneminin ilk yurtdışı ziyaretini İsrail’e yapacak. Gitmişken de Filistin ve Ürdün yöneticileri ile görüşecek. Filistin yöneticileri derken, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı kastediyorum. Obama’nın burnumuzun dibine kadar gelip de Ankara’ya uğramaması izah edilmesi zor bir durum ama yaşanan önemli sorunların alt düzeyde aşılabilecek olanları halledilmeden gelmesini beklemek de safdillik olur. Bu trafiği yaşamadan önce, size önce Türkiye ve ABD’de diplomatların perde gerisinde ikili ilişkilere nasıl baktıklarını ve konuları nasıl konuştuklarını anlatacağım: 

ABD kanadı: Türkiye’nin bölgede ‘olmazsa olmaz’ bir müttefik olduğu konusundaki görüş değişmemiş. Aynı şekilde ABD’nin bölgeye ilişkin planlarını hayata geçirmesinde AK Parti iktidarına, özellikle de Başbakan Tayyip Erdoğan’a büyük rol düştüğünü reddetmiyorlar. Türkiye’nin gidişatı hakkında en kötümser olanlarda bile “Türkiye’de iktidarda kim olursa olsun, Ankara’nın mesajlarını iletme ve ikna etme konusunda kimse Erdoğan kadar başarılı olamaz” düşüncesi hâkim. Diğer taraftan, Erdoğan’ın son dönem icraatları, özellikle yargı alanında olmak üzere Türkiye’deki insan hakları ihlalleri, Suriye, Irak ve İsrail konusundaki büyük uzlaşmazlıklar her geçen gün derinleşiyor. ABD diplomasisinde genel kanı, Türkiye, yaptığı yanlışların eleştirilmesine tahammülü olmayan ve eleştirenleri yanlış yapmakla suçlayan bir ülkeye dönüştü. 

Türkiye Kanadı: Yapılan yorumlar ABD’li diplomatların eleştirilerini doğrular nitelikte. Nitekim, hükümette de Dışişleri’nde de genel kanı, ABD’nin Irak’ta Maliki’yi destekleyerek, Suriye’de ağırdan alarak büyük yanlışlar yapıyor. Maliki, ABD’den aldığı cesaretle siyasi rakiplerine yaşam alanı tanımıyor ve ‘Şii Saddam’ olma yolunda ilerliyor. Suriye’de ise her geçen gün ABD’nin karşı olduğu radikal örgütleri ve mezhep ayrımını büyütüyor. Ankara’da ABD’nin insan hakları konusundaki eleştirileri doğru bulunmakla birlikte, ‘Kapalı kapılar ardında konuşulmasının’ daha yapıcı bir yöntem olacağına inanılıyor. Bu arada Ricciardone’nin Dışişleri’ne gidiş nedeni ABD kanadından ‘önceden alınmış bir randevu’ olarak açıklansa da bizzat Başbakan Erdoğan’ın “Çağırın, tepki gösterin” talimatı verdiği anlaşılıyor. 

İsrail ile barış yakın
Obama bölgeye geliyor diye herkes Suriye konusunda gelişme bekliyor ama ziyaretin en önemli gündemi geçmişte Ortadoğu Barış süreci olarak adlandırılan ancak ‘Arap Baharı’ndan sonra genel tabloyla karıştırıldığı için daha dar bir başlıkla anılmaya başlanan ‘İsrail-Filistin Barışı’. Obama, ikinci döneminde bu sorunu çözerek tarihe geçmek istiyor ancak Suriye krizi devam ederken İsrail’in Türkiye’yi bile kaybetmiş olmasından endişe duyuyor. Bu yüzden Washington’a göre Ankara-Tel Aviv ilişkileri bu haliyle devam edemez. Türkiye’nin üç şartı vardı. “Gazze ambargosu kalkacak” şartı, bizzat Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife Âl Sani’nin Gazze ziyaretinde ortadan kalkmış görünüyor. Nitekim, Hamas liderleri, bu ziyareti “Gazze Ambargosu kırılmıştır” sözleriyle kutlamıştı. İkinci şart Mavi Marmara olayı nedeniyle tazminat ödenmesiydi. İsrail hükümeti bu konuda adım atmaya hazır. Geriye bir tek üçüncü şart kalıyor. O da ‘özür’ meselesi. Kerry ve Obama’nın bölge ziyaretinden sonra, yeni İsrail hükümetinin Türkiye’den özür dileyeceğini açıklaması şaşırtıcı bir gelişme olmayabilir. Türkiye ile İsrail’in Cenevre’de vardığı ama uygulayamadığı anlaşma bu kez sorunsuz hayata geçebilir. 

Ezcümle, Obama, Türkiye’yle diplomatik ilişkilerdeki kötü günleri, ABD’nin bölge politikaları açısından fırsata çevirebilir ve Suriye, Irak gibi anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp İsrail-Filistin barış süreci hatırına Türkiye ile İsrail’i barıştırabilir.