Zaten tesadüf değildi sayın Bakan

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya'ya gidip gelirken uçağına aldığı gazetecilere...

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya’ya gidip gelirken uçağına aldığı gazetecilere “Kimse bizden bunun (ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun ‘Ermeni soykırımı tasarısını’ 4 Mart gündemine almasının) tesadüf olduğuna inanmamızı beklemesin” demiş.
Elbette yaşananlar tesadüfi değil, ama tesadüfi olmayan tek şey, Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin protokollerin ruhunu öldüren kararıyla ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun tasarıyı gündeme almasının çakışması değildi. ‘Tesadüfi olmayan’ bazı gelişmeler daha var:
- ABD’nin Afganistan birlikleri komutanı General Stanley A. McChrystal, NATO toplantısı için geldiği İstanbul’da Türk birliklerinin Afgan güvenlik güçleriyle birlikte Kabil ve çevresinde güvenliği sağlamak üzere devriyeye çıkmaya başladıklarını açıkladı.
- NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, İstanbul’daki toplantı sürerken “NATO Rusya’nın düşmanı değildir” dedi.
- ABD’nin Irak’taki birliklerinin komutanı, namı diğer Çuvalcı Paşa Ray Odierno, Ankara’ya gelip, “PKK’yla mücadele konusundaki taahhüdlerimiz geçerliliğini koruyor” mesajı verdi.
- ABD Savunma Bakanı Robert Gates, NATO toplantısında alınan kritik kararları Türkiye ve uluslararası kamuoyuna Brüksel ya da Washington’dan değil, Ankara’dan açıkladı. ABD ile Türkiye, Füze Savunma Sistemi kapsamında Türkiye’de de iki radar sisteminin kurulması konusunda pazarlığa başladı. Bir radar sisteminin Karadeniz’de ‘yüzer’ halde olması muhtemel.
- ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Sabah Gazetesi’nde yayınlanan söyleşisinde Orgeneral İlker Başbuğ’u “demokrasiye bağlı olağanüstü bir lider” olarak niteledi.
- ABD Dışişleri’nin Türkiye Masası’ndan diplomatlar Türkiye’de yıldızı parlayan muhalefet figürlerini ziyaret edip, seçim nabzı tuttu.
- Rusya’nın Ankara Büyükelçisi, Hürriyet Gazetesi’ne yaptığı açıklamalarda Ankara’ya mealen ‘Türkiye enerji konusunda bize muhtaç, bugüne dek Türkiye’ye yamuk yapmadık’ mesajı verdi.
- ABD’nin Kafkaslar Temsilcisi Münih Konferansı öncesinde Bakü ve Erivan’a gitti. 
- Bütün bunlar olurken, Münih Konferansı sırasında ABD’nin öncülük ettiği Batı cephesi, İran’ı nükleer güreşte tuş etmeye çalıştı. Ahmedinejad, Türk hakemin ‘Direnme artık, bir yerlerin kırılacak’ telkinine rağmen kolay kolay tuş edilme niyeti olmadığını gösterdi.
Siz bu gelişmelere, Ukrayna’daki seçim sonucunu, Rusya’nın himayesindeki Ermenistan-Azerbaycan buluşmasını ve NATO’nun Afganistan’a Rusya’yı çekme çabalarını da ekleyebilirsiniz.
***
Diplomaside bazen iltifatlar, jestler öne çıkar; bazen de bir ülkenin başına bilinçli bir şekilde açılan derdi ortadan kaldırmak, ‘jest’ gibi sunulur. Bazen jestler yetmez, ‘sopa’ göstermek gerekir. Kanımca tesadüfi olmayan ve jestlerle, sopalarla dolu bütün bu gelişmelerle oluşturulan denklem çok açık:
ABD’nin ‘Afganistan cephesinde Türkiye’nin askeri etkinliğini artırmak’, ‘İran ve Rus füzelerine karşı Türkiye topraklarında ve Karadeniz’de yüzen gemilerde radar konuşlandırmak’ ve ‘Türkiye ile Kuzey Irak Kürt yönetiminin yakın ilişkiler kurmasını sağlamak’ gibi hedefleri var. Türkiye ise hem Kuzey Irak’taki PKK’yı bitirmek, hem de ABD’nin elindeki ‘soykırım’ kılıcından kurtulmak istiyor.
Ermenistan’ın istekleri, ABD için yaşamsal değil, ama ‘soykırım’ kozunun Türkiye üzerindeki yaptırım gücünün büyüklüğü nedeniyle ABD için bulunmaz nimet. Washington’ın bugünlerde Kongre aracılığıyla bu kozu ileri sürmesi, bu kozu, 24 Nisan’daki Başkan Obama’nın açıklamasının izlemesi işte bu yüzden ‘tesadüf’ olamaz.
Türkiye’nin Ermenistan konusundaki sıkışmışlığı bununla da sınırlı değil. Ankara, ‘soykırım’ tasarısını önleme pahasına ABD’nin isteklerini yerine getirirse, Rusya’yı karşısına almaktan kurtulamayacak. Ermenistan’ın bu fırsattan yararlanıp Rusya’nın desteğini alması da hem Dağlık Karabağ sürecini, hem Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecini olumsuz etkileyecek.
Bu denklemin Türkiye aleyhine sonuçlanmaması için bugünlerde Washington’da ter döken Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun işi gerçekten zor.