Sri Lanka'yı doğru okumak

PKK şiddetle bastırılsın diyenlerin de Tamil Kaplanları'nı yüceltenlerin de felaketi anlaması için Sri Lanka'ya bakması yararlı.

Sri Lanka ordusu, 1983’ten beri ayrılıkçı silahlı mücadele yürüten Tamil Kaplanları örgütüne karşı Mayıs 2009’da askeri zaferini ilan ettiğinde, hükümet liderleri ‘terörizmin şiddetle bastırılabileceğini dünyaya gösterdiklerini’ belirtmişlerdi. Ordu ile Tamil Kaplanları arasındaki savaşın son safhası olan Eylül 2008-Mayıs 2009 arasında yaşandı; bir sahil şeridine kıstırılan örgüt, şiddetli bombardımana tutulmuş, kurucusu ve liderinin öldürülmesiyle 19 Mayıs’ta mağlup edilmişti.
Yaklaşık 30 yıllık iç savaşın bu dönemi, uluslararası kamuoyunca olduğu kadar Türkiye’de bir kesim tarafından da ilgiyle izlenmişti. Türkiye hükümetinin PKK’yı benzer biçimde çökertmesini savunan şiddet yanlılarıyla PKK’nın kaderinin Tamil Kaplanları’na benzemesinden endişe duyan bazı Kürtlerden oluşan bir kitle, uluslararası kamuoyunun aksine, o sekiz ayda yaşananlarla değil sonuçla ilgilendi. Oysa, toplumların geleceğinin belirlenmesinde ve barışın inşasında, savaşların sonucundan çok, süreçleri önemlidir.
BM Genel Sekreteri’nce oluşturulan özel heyetin o sekiz ayda işlenen savaş suçlarının sorumlularının yargılanmasına ilişkin Mart 2011 tarihli raporu, ülkenin kuzey kıyılarında daracık bir sahil şeridinde çatışmaların ortasında kalan yaklaşık 400 bin Tamil sivilin trajedisini belgeliyor. Son günlerde 3 kilometre kareye kadar daralan sahil şeridinde ordu ile Tamil Kaplanları arasında kalan çocuklar, yaşlılar, kadınlarla yaralıları son ana dek çaresizce tedavi etmeye çalışan sağlık personeli ve insani yardım görevlileri, ‘Cenevre Sözleşmesi’nin en temel hükümlerini hiçe sayarak doğrudan sivilleri hedef alan şiddetli ordu bombardımanına maruz kalırken, sivilleri kalkan olarak kullanan Tamil Kaplanları’nın engel olması nedeniyle savaş bölgesini terk edememişti.
Rapor, hem Sri Lanka ordusunun (örgüte ve sivillere karşı) hem de Tamil Kaplanları’nın (sivillere karşı) ağır savaş suçları işlediğini belgeliyor. Ordu, savaştan kaçan sivillerin hükümetin ‘ateş etmeyeceği’ güvencesine inanarak sığındığı bu bölgede; Uluslararası Kızılhaç Örgütü tarafından tahliye edilmeye çalışılan yaralı sivillere ateş açarak, zorunlu göç mağdurlarının kaldığı kampları, hastaneleri ve sivillere gıda ve malzeme dağıtan yardım kuruluşlarının bürolarını aylarca kesintisiz bombalayarak; örgüt mensubu veya sempatizanı olduğundan ‘şüphelendiği’ sivilleri infaz ederek, kaçırarak, kaybederek ve kadın şüphelilere tecavüz ederek işlemiş bu suçları. Örgüt ise kaçmaya çalışan Tamil sivilleri baskı, son aylarda infaz tehdidiyle bölgede tutarak, kaybettiği savaşı son ana dek ısrarla sürdürerek, hastanelerle uluslararası yardım kuruluşları gibi savaşta hedef alınamayacak binaların civarından ateş açarak sivilleri barındıran bu yerlerin askeri hedefe dönüşmesine yol açarak, başta çocuklar olmak üzere sivilleri zorla örgüt mensubu yapıp silah altına alarak...
Savaşın bu son döneminde kaç kişinin öldüğü, yaralandığı, sakat kaldığı hâlâ bilinmese de güvenilir kaynakların tahmini, yaklaşık 40 bin insanın hayatını kaybettiği. Bugün, ordunun ‘askeri zaferi’nden iki sene sonra, evlerini terk etmek zorunda kalan on binlerce Tamil kamplarda yaşamaya devam ediyor.
Onların bıraktıkları evlere el koyan ordu, turistik tesisler, restoranlar işleterek bölgenin ekonomik rantını elinde tutuyor. Hükümetin savaştan sonra teslim olan ve yakalanan binlerce örgüt mensubuna yönelik ‘rehabilitasyon’ programından ‘mezun olan’ eski örgüt üyeleri toplumdan dışlanıyor, iş ve ev bulamıyor. Örgüt üyeleri rehabilite edilmesine ve/veya hapis cezası almasına rağmen, savaş sırasında ağır suçlar işleyen güvenlik mensupları ile siyasi liderlerin hiçbiri yargılanmış değil. Hükümet, ‘sıfır sivil ölümünü hedefleyen bir insani kurtarma operasyonu’ yürüttüğü o dönemde ordunun savaş suçları işlediğini reddediyor. Bu operasyondan sağ kalabilen Tamil siviller ise ülkenin gerisi ‘barış’ın keyfini sürerken, savaş ortamında yaşıyor.
Hem PKK’nın şiddetle bastırılmasını savunanların hem de Tamil Kaplanları’nı yüceltenlerin, savaşın ne demek olduğunu bir kez daha hatırlamak için Sri Lanka’da henüz iki sene önce neler yaşandığını görmelerinde fayda var.