Hangi birinize şaşıralım?

Çinli sanatçı Ai Weiwei'nin tutuklanışı dünyanın dört bir yanında protesto ediliyor.

*Bu hafta kültür sanat âleminde büyük bir işten atılma, öldürülme ya da sansür skandalı olmadığına göre, bir şeylerle dalga geçebiliriz. Mesela Cannes Film Festivali’nin gururla açıkladığı yarışma filmleri listesiyle. Festival geçen yıl bir tane bile kadın yönetmenin filmini Altın Palmiye’ye aday göstermeyip, haklı eleştirilere maruz kalmıştı. Bu sene zahmet edip dört kadın yönetmenin filmini adaylar arasında göstermişler; birileri “Aman abi, iki üç kadın atın araya” demeden durum kimsenin dikkatini çekmemiş. 

*2012 yılında düzenlenecek yedinci Berlin Bienali’ne başvuran sanatçılara, geçtiğimiz cuma çok acayip bir e-mail gitti. Vallahi, kelimesini değiştirmeden çevirdim. Şöyle diyor: “Lütfen başvurularınızı değerlendirmemiz için bize, siyasi eğiliminizle ilgili açık bir bilgi verin. İlla ki kesin bir hareket ya da siyasi parti ismi vermek zorunda değilsiniz. Ancak siyasetle olan ilişkinizi bilmemiz gerekli.” Ben sanatın kendi politik eğilimini kendi yarattığı gibi saçma bir fikre kapılmıştım oysa ki. Bu noktada sanıyorum bir sanatçının yapması gereken, “Niye sordunuz canım?” diye bir cevap vermek. 

*Tam Los Angeles’ta bir ‘müzenin’ sokak sanatı sergisi açmasıyla mutlu mutlu dalga geçecekken, Twitter’a Jack Persekian’dan öyle saçma sapan bir açıklama düştü ki, çıldırmak işten değil. Hatırlatayım, Persekian Şarja Bienali’nde sergilenen işlerden biri İslam’a aykırı bir mesaj içerdiği için, bienal direktörlüğü görevinden alınmıştı. Sonra da, hatanın kendini görevden alan şeyhte değil, kendinden olduğunu, daha dikkatli olması gerektiğini söylemişti. O kendini savunmasa da, birileri onun adına imza kampanyası başlatmıştı. Persekian bu sefer de “Ben bu imza kampanyasını onaylamadım” demiş. Allah her teokrasiye böyle küratör versin. Ya da belki yeterince inanırsanız Allah, istediğiniz gibi küratör veriyordur. 

*Çin devletine ait bir Hong Kong gazetesine göre Ai Weiwei, porno film dağıttığını, vergi kaçakçılığı yaptığını ve ikieşli olduğunu itiraf etmiş. Sanatçının karısı Lu Qing, Ai Weiwei’nin vergisini kaçıracak bir şirketinin olmadığını, şirketlerinin zaten kendi üstüne ait olduğunu açıkladı. Porno film dağıtması ve ikieşli olması ihtimalleri ise hiç kimsenin ilgisini çekmemişti. Hong Kong polisi ise ‘Kim korkar Ai Weiwei’den’ stensillerini yapan grafiticinin peşinde. 

*Bu arada Komünist Parti bir yamuk yapmasın diye, Bob Dylan’ın geçen haftaki Pekin konserine 2 bin bilet satın aldı. Ama hiç gerek yokmuş zira Bob Dylan, Ai Weiwei ile ilgili tek kelime etmedi. Bob Dylan bunun yerine ‘Yıllar Yorgun Ben Yorgun’ isimli şarkıyı seslendirdi ama basının ve hayranlarının eleştirilerinden kurtulamadı. 

*Geçen hafta line-up açıklayan festivallerin galibi, Bant dergisi ve Converse ortaklığında gerçekleştirilecek Converse to the City oldu, çok net. Mick Harvey, The Pains of Being Pure at Heart, Six Organs of Admittance falan derken, ortaya on yıl önceki değil, bugünkü heyecanlarımızı yansıtmayı becerebilen bir festival çıkmış. 4 – 5 Haziran’da Santralistanbul’da Tamirane’de. Üstelik betondan yansıyan sıcak yok, otobüslerle saatlerce yol gitmek yok, çadır alanına kapatılmak yok. 

*Şu haberi bir cümleyle geçirmeden edemeyeceğim: Dünyanın en büyük müzik festivali Glastonbury’de kosskoca Morrissey, Bono’nun seçim propagandası amacıyla kurduğunu düşündüğüm grubu U2’nun konseri için, seyirciyi ısıtacakmış. Çarp artık Marduk, çarp!

.