Sunay Akın olayı

Geçen haftaki yazımda, İzmir'den 'Rüzgâr Gibi' gelip geçen iki oyundan söz etmiştim. Yerim yetmediği için, İzmir'den 'Rüzgâr Gibi' gelip geçen Sunay Akın'dan söz etme olanağı da bulamamıştım.

Geçen haftaki yazımda, İzmir'den 'Rüzgâr Gibi' gelip geçen iki oyundan söz etmiştim. Yerim yetmediği için, İzmir'den 'Rüzgâr Gibi' gelip geçen Sunay Akın'dan söz etme olanağı da bulamamıştım. Bildiğiniz gibi Sunay Akın, yaşı 40'lara ermiş şairlerimiz içinde önemli yeri olan edebiyat emekçilerimizden biridir. Edebiyat dünyasına şair olarak girmiştir. Anımsayabildiğim kadarıyla Makiler, Antik Acılar, Kaza Süsü, 62 Tavşanı adlı şiir kitapları ve iki de önemli ödülü var Sunay'ın. Şiir kitapları üzerinde konuşmak benim haddimi aşar. Şiirini yorumlamaya yeltenmek, eleştirmenlerin işidir. Fakat onun şiir esprisine, şiir sesine, şiiri yakalama konusundaki becerisine saygı ve sevgi duyduğumu söylemeden de geçemem. O, 'Ayrılık' adlı bir şiirinde, "İki rayı gibiyiz/bir tren yolunun/yakın olması/neyi değiştirir/son istasyonun" diyorsa, 'Ne yapıp, ne edip' adlı şiirinin bir yerinde "ne yapıp ne edip/buldum sonunda/içinde kurbağaların yüzdüğü/o küçük gölü/ama kimsecik yok ortalıkta/ne yakup ne edip" diyerek bir özlemi, şiir kuşunun kanatlarına yazabiliyorsa, ben onun şiirine saygı ve sevgi duyduğumu söylemeden edemem. Ama 'Sunay Akın olayı' dediğim olay, onun şairliğiyle ilgili değil. İzmir'den 'Bir Rüzgâr Gibi' gelip geçen de, Akın'ın şair yanı değil. Bilmiyorsanız bilin, izlemediyseniz izleyin Sunay, hayranlık duyulacak bir 'one man show'. İngilizce sözlük show' karşılığı olarak 'gösteri' anlamını veriyor. 'Showman' de, o gösteriyi sunan kişi oluyor doğal olarak. Buna, iyi anımsayacaksınız 'talk show' da dediler. Hatta bu tür gösterilerin, tiyatro olup olmadığı bile tartışıldı. 'Ona man show', sözlüklere göre 'tek kişilik gösteri' anlamını içeriyor, ama bu gösteriyi sunanların, sahnedeki sunum biçimleri, bazan tiyatro tadı veriyor, bazan vermiyor.
Ben, bu konuya emek veren bütün arkadaşları izledim. Kimler onlar? Mehmet Ali Erbil, Beyaz, Cem, Uğur Yücel, Ali Poyrazoğlu, Ferhan Şensoy hemen aklıma geliverenler.
Ali de, Uğur Yücel de, Ferhan Şensoy da,
tiyatro tadını hep yakaladım. Ama Erbil, seks ağırlıklıydı ve cıvıktı. Beyaz, anılarını anlatıyordu. Cem, kendini mimiklerine kurban ediyordu. Saydığım adlarda eksiklerim varsa, okurlarım lütfen beni tamamlasınlar, bu tek kişliik gösterilerde, tam anlamıyla tiyatro tadını hiç yaşayamadım. Sunay, adlarını andığım bu sanatçıların tümünden farklı. Onun için de yaptığı iş, bir 'olay'. Sunay, ne yaparak 'olay' oluyor? Onun yaptığı da bir gösteri aslını ararsanız. Ama yalnızca gösteri değil. O, bir araştırmanın, hem de tarihsel bir araştırmanın bulgularını, bugüne, bugünün olaylarına yansıtıp bir sonuca, bir vargıya götürmeye çalışıyor kendisini izleyenleri. Anlatımına şiir katıyor. Şiirsellik katıyor. Düz metinlerini şiirle destekliyor. Size dünle bugünü buluşturan ya da bugünü var eden olayları belgelere dayanarak sunuyor. Anlatımını tarihi fotoğraflarla gözlerinizin önüne koyuyor. İki, iki buçuk saat kalıyor sahnede. Ama bir saniyesi bile hava cıvayla geçmiyor. İzleyenler, her sözünden bir ders alıyorlar. Bilmiyorum hiç aklınızdan geçer miydi? Diyor ki Sunay, "Şiirde dize sayısı önemli değildir, şairin dize gelmemesi önemlidir." Sonra aldı bu sözü, götürdü O. Wilde'a bağladı. Sunay, müthiş bir tarihçi. Müthiş bir araştırmacı. Müthiş bir sentezci. Müthiş bir belleği var. Hiçbir kağıda bakmadan, hiçbir nota göz atmadan, iki buçuk saat dünle bugünü, tarihin sayfalarında yolculuk yaptırarak ve dudaklarınızdan hüzünlü bir gülümsemeyi hiç eksik etmeyerek, insan dikkatini diri tutmak kolay bir iş mi?
Sunay işte bunu başarıyor. O bir 'one man show'. Ama size tarihi sunuyor, şiiri sunduklarına ekliyor, şiirine espri katıyor, damağınıza bitişi uzun zaman alan bir akide şekeri koyup, sahneden ayrılıyor. Bu nedenle de, bu uğurda emek harcayanlardan farklı bir yere oturup, farklı bir kimliğe imza atıyor. Öteki talk show'cuların önüne geçiyor. Tek dileğim, onun şair Sunay Akın'ı ihmal etmemesi. Çünkü şiir ihmale gelmez.