'Yarışma'

İzmir sanatsal etkinlikler yönünden 'zengin' günler yaşıyor, resim sergileri, tiyatrolar, gösteriler, belgesel filmler, konserler...

İzmir sanatsal etkinlikler yönünden 'zengin' günler yaşıyor, resim sergileri, tiyatrolar, gösteriler, belgesel filmler, konserler birbiri ardına eklenerek İzmir'i sanat şöleni'nin merkezi haline getiriyorlar. Hangi birini önce anacağımı gerçekten şaşırmış durumdayım. Sizlere Fazıl Say'ın konserinden mi, Genco Erkal'ın
'Yarışma'sından mı, Sunay Akın'ın gösterisinden mi, Ankara Devlet Tiyatrosu'nun
getirdiği ilk oyundan; 'Maviydi Bisikletim' (yazarı ve yönetmeni Münir Canar) den mi, Bornova Şehir Tiyatrosu'nun sergilediği Nâzım için yazılmış olan 'Bir Dünyayı Geçerken'den mi, Misafir Oyunculardan izlediğimiz 'Kahvede Şenlik Var' (yazarı, Sabahattin Kudret Aksal) dan mı, yoksa galerilerdeki resim sergilerinden mi söz açmalıyım? Bilemiyorum. Aslında, hepsini tek tek ele almak, istiyorum ama, 'ne mümkün?'. Yerim belli, yenim belli. Gönlüm söze
'Maviydi Bisikletim'den girmeyi istiyor. Dinçer Sümer'in yazdığı, oynadığı ve yönettiği bu oyunu yıllar yıllar önce -sanırım bir yirmi yılı vardır-, hem de ilk sahnelenişinde, Ankara'da izlemiştim. Oyunu izledikten sonra da çocukluk günlerime ve çocukluk aşklarıma dalıp gitmiştim. Şöyle bir düşünün, hangimizin çocukluk düşleri içinde bir bisiklet yer almamıştır? Hangimizin çocukluk günlerinde, bir türlü açılamadığımız, aşkımızı söyleyemediğimiz sevgililerimiz olmamıştır?
O sevgililerin, bizim yürek çarpıntılarımızdan, her karşılaşmamızda söylemeyi tasarladığımız ama, bir türlü söyleyemediğimiz hiçbir sözcüğümüzden haberleri bile olmamıştır. Bu kadar yıl sonra oyunu izledikten sonra, ilk izlediğimde
içimde uyanan anılar, eski günler, düşler, sevdalar yine dolduruverdi yüreğimi. Bir tarihte İzmir'de, ırk ve din ayrımının yapılmadığı, komşuluk ve dostluk ilişkilerinin içtenlikle yaşandığı, dayanışmanın, bölüşmenin tadına vara vara yarınları beklediğimiz günlerimiz vardı. Oyun o tarihlerde, on beş, on altı yaşların heyecanları içinde savrulan yoksul bir çocuğun 'kırık aşk öyküsünü' ve çocuğun bisiklet üstüne kurduğu düşleri anlatıyor. Dinçer Sümer, tiyatromuza; oyuncu, yönetmen ve yazar olarak çok emek vermiş bir sanatçıdır. Şairdir, roman yazarıdır aynı zamanda. Oyunlarında, şiirlerinde, romanlarında 'yaşama sevecen bir yaklaşım yolu seçmiş, insan ilişkilerinde dostluğa, sevgiye, anlayışa duyduğu özlemi dile getirmiştir' diyor, Sevda Şener hoca. Dinçer'in oyun kişileri yoksul kesimin insanlarıdır. Haksızlığa uğramış, zorbaların eline düşmüş ve bu durumlardan kurtulmayı düşleyen insanlardır.
O bir yazar olarak bu durumlara başkaldırırken 'slogan' tuzağına düşmeden oyunu oluşturur. 'Maviydi Bisikletim' bir 'Rüzgâr gibi' geldi-geçti' İzmir'den. Artık yaşlanmış olan Dinçer Sümer (aynı yaştayız) sahne performansından hiçbir şey yitirmemiş. Ama oyunculuğu daha olgunlaşmış. Oyunda yalnız izleyenleri değil, sanırım kendisini de o ilk gençlik düşlerine alıp götürüyor. İzmir'den 'Rüzgâr gibi' gelip geçiveren bir başka oyun da yılların sanatçısı, ustası Genco Erkal'ın başrolünü oynadığı ve yönettiği 'Yarışma' adlı oyundu. Biliyorsunuz, ülkemizde de birçok yarışmayla ilgili türlü çeşitli dedikodular yapılır. Hakkında dedikodu çıkarılmayan yarışma sayısı pek azdır. Oyunda bir televizyon yarışmasının perde arkası sergileniyor. Alt başlığı 'seks-dalavere-kültür' olan
'Yarışma'yı izlerken, iki saate yakın bir süre, durmadan gülüyor izleyici. Gülüyor ama, yarışmaların perde arkasında çevrilen dolapları, yapılan hileleri, sahtelikleri ve kadın çıplaklığının nasıl ticari bir 'meta' olarak kullanıldığını görüp, uzun uzun düşünüyor. Erkal'ı ilk kez bir güldürüde izledik. O, bu dalda da ne denli başarılı ve usta olduğunu kanıtlıyor. 'Yarışma'yı bulduğunuz yerde lütfen izleyin. Ve yaşamın kendisinin de bir 'Yarışma' olduğunu hatırdan çıkarmayın.