En insaflısı bizim UEFA

Tanıl Bora hocamız geçtiğimiz günlerde bu satırlarda Avrupa'nın cüce ülkelerinden bahsetti. Yazıda öğrendik ki, bizlerin bir sürpriz yapmalarını heyecanla beklediğimiz San Marino, Liechtenstein, Faroe gibi ülkelerle yaptıkları maçları vakit kaybı olarak gören 'Devler' (!) yeni düzenleme istiyormuş.

Tanıl Bora hocamız geçtiğimiz günlerde bu satırlarda Avrupa’nın cüce ülkelerinden bahsetti. Yazıda öğrendik ki, bizlerin bir sürpriz yapmalarını heyecanla beklediğimiz San Marino, Liechtenstein, Faroe gibi ülkelerle yaptıkları maçları vakit kaybı olarak gören ‘Devler’ (!) yeni düzenleme istiyormuş. Misal Almanya Milli Takımı Teknik Direktörü Joachim Löw ve Arsenal Menajeri Arsene Wenger, ‘küçükler’in kendi aralarında bir turnuva yapıp kazanan 1-2 tanenin ‘büyükler’ arasına katılması gerektiğini beyan ediyorlarmış. Bu, basketbolda ULEB ve FIBA’nın yaptığına benzer bir uygulama. Basketbol milli takımımızın hiç Galler veya Moldova’yla karşılaştığını hatırlıyor musunuz? Hatırlayamazsınız çünkü (en azından resmi olarak) oynamadık. Bu tür ülkelere FIBA tarafından ayrı bir kupa düzenleniyor. 2011’e kadar FIBA, A, B ve C ligleri yapıyordu. Sonra B’yi iptal ederek İsveç, Karadağ gibi ülkeleri bizim Milli Takım’ın yer aldığı elitler grubuna dahil etti. C Ligi’yse ‘Küçük Ülkeler için Avrupa Şampiyonası’ adı altında devam ediyor. Hal böyleyken futbolun yaygınlığı ortada, basketbolun yaygınlığı ortada.
Biz futbola dönelim. UEFA’ya şöyle böyle diyoruz ama diğer kıta federasyonlarına göre daha adiller. Tüm üyelerini hep beraber oynatıyor. Hoş, UEFA’nınki kaz gelecek yerden tavuk esirgememek. Löw ve Wenger’in istediği ayrımcılık diğer kıtalarda yapılıyor. Kıta konfederasyonlarını geçtim, FIFA’nın kendisi bile Okyanusya’ya direkt Dünya Kupası bileti vermiyor. Adamlar da haklı, iyi pazar olan Güney Amerika yerine es kaza Tahiti gidecek diye ödleri patlıyor.
Afrika’da mesela, en kötü FIFA puanına sahip 24 ülke çift maçlı eliminasyon sistemine göre karşılaştı ve 12 ülke iki maç oynayıp hemen postalandı. Asya’da da en kötü 16 takım eleme maçları yaptı ve Macau, Doğu Timor, Moğolistan, Kamboçya gibi ülkeler aradan çıkarıldı. Sonra bir eleme turu daha yapıldı, 15 ülke daha iki maçın ardından postalandı. Kıtanın en güçlü beşi (Japonya, Avustralya, Güney Kore, İran, Bahreyn) doğrudan grup aşamasından başladı. Bahreyn hariç diğer dördü 6 maç sonunda Dünya Kupası vizesi aldı. 11 takımlı Okyanusya Federasyonu bile en kötü 4 takıma ön eleme yaptırıp, 7 takımı tur atlattı.
Kuzey ve Orta Amerika daha insaflı. CONCACAF ilk eleme turunda yalnızca 5 ülkeyi eledi (Elenenler de Montserrat, Anguilla, Turk&Caicos Adaları gibi dünyanın en kötü takımlarıydı). İkinci ve üçüncü turlar hep grup aşaması şeklindeydi. Şu anda final grubundalar. Güney Amerika’da da herkes tek eleme oynuyor ancak orada toplam 9 takım var. Eleme oynatsalar ayıp ederler zaten.
Şu tabloya bakıyorum da... Biz aylarca Dünya Kupası elemelerini konuşuyoruz, tartışıyoruz, ihtimalleri sıralıyoruz... Şu koca dünyada iki maç yapıp Dünya Kupası elemelerine veda eden ülkeler var. Hayatlarından da bir şey eksildiğini sanmıyorum. Biz mi gereğinden fazla önem veriyoruz ne...