Hakemin ağır çekim izleme şansı yok!

Abdullah Avcı?ya bakıyorum da... Geçen sezon lige damga vuran takımı bu sezon ilk dört hafta 2 puan alabilmiş, tek gol atabilmiş (ki onu da rakip kendi kalesine atmış), kupada orta ayar bir 2. Lig takımına elenmiş (üst üste iki yıldır kendi sahalarında 2. Lig ekiplerine eleniyorlar)...

Abdullah Avcı’ya bakıyorum da... Geçen sezon lige damga vuran takımı bu sezon ilk dört hafta 2 puan alabilmiş, tek gol atabilmiş (ki onu da rakip kendi kalesine atmış), kupada orta ayar bir 2. Lig takımına elenmiş (üst üste iki yıldır kendi sahalarında 2. Lig ekiplerine eleniyorlar)... Ama Avcı hâlâ takımın başında, hâlâ takımına pozitif futbol oynatmaya çalışıyor. Her iddiasına girerim, eğer İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un ismi ‘Altmışlı Yıllarda Kurulup Kendini Köklü Addeden ve Fanatik Taraftarı Olan Anadolu Kenti Kulübü’ olsaydı Avcı tribünlerde bir araba küfür yer, çoktan bavulu eline verilir gönderilirdi. Daha geçen hafta ismi lazım değil gittiğim bir deplasmanda, tribünde teknik direktöre edilen küfürleri kulağımla duydum. Sonra diyorlar ki taraftarı olmayan İstanbul BB’nin Süper Lig’de ne işi var? Siz önce bilinçli bir taraftar olun ondan sonra taraftarı olmayan Büyükşehir Belediyespor’u eleştirin.
Dün beklendiği gibi Olimpiyat Stadı’nın büyük çoğunluğu boştu. Taraftarların boş tribünlerde koltuklara basarak elleri ceplerinde bir yandan titrerken bir yandan tezahürat yapmasıyla amatör maç havasına bürünen karşılaşmanın ilk beş dakikasındaki aksiyon, kalan bölüm için de referanstı. Efe ve Tjikuzu’dan oluşan güçlü rakip orta sahayı aşmak için oyunu kanatlara yaymaya çalışan konuk takım bunda başarılı olup erken gol buldu. Topu kanatlara yaydıkları sürece etkiliydiler ancak ne zaman ki ortada turuncu-mavili bir duvara çarptılar, ayağa pas trafiği yüksek olan ev sahibi ekip etkili geldi. İstanbul BB’nin ileride bir sorunu olduğu gerçek. Adriano, Hakan Şükür gibi. Hava toplarında iyi ama yavaş kalıyor, çok ofsayta düşüyor, bitiricilik sorunu var. Ama en kritik anda çıkıyor bir şekilde golünü atıyor, dün olduğu gibi.
Ertuğrul Sağlam, ikinci yarı başlarken Tello’yu çıkarıp Uğur’u alırken, Holosko’yu sağa, Delgado’yu ileri Nobre’nin arkasına çekti. Böylece orta sahayı da güçlendirmeyi hedefliyordu. Ancak duran toptan gelen gol hesaplarını bozdu. Hemen akabinde tekrar öne geçiyorlardı ancak kaleci Mehmet Ali’nin elinden topu kaçırdığı ve sakatlandığı
pozisyonda Bülent Yıldırım faule hükmetti. Bize gol gibi geldi ama tabii Yıldırım’ın bizim gibi pozisyonu monitörde yavaş çekim görme şansı yok! 84’te Delgado’nun ağlara gönderdiği top öncesi Nobre’nin yaptığı hareketse bariz fauldü.
Gol sonrası Beşiktaşlı futbolcular ve taraftarlar agresiflikle hakemi ve rakibi sindirmeye çalıştıysa da ev sahibi ekip son derece soğukkanlıydı. Son bölümde Beşiktaş baskılı göründü ancak ne yaptığını bilen ev sahibi ekipti. Ancak onlar da kontratakları değerlendiremedi. Böylece her iki tarafın da kazanabileceği maç berabere bitti. Beşiktaş bir kez daha lider geldiği İstanbul BB deplasmanında puan kaybı yaşadı ancak en azından bu kez yanında bir puan götürmeyi başardı. Eh, zararın neresinden dönülürse kardır!