Halı saha maçı gibi

Fenerbahçe taraftarına diyecek yok. Her maçta, ama özellikle Avrupa sınavlarında tribünde resmen ?döktürüyorlar? ancak ben şu her maçtaki ıslık olayına takıldım.

Fenerbahçe taraftarına diyecek yok. Her maçta, ama özellikle Avrupa sınavlarında tribünde resmen ‘döktürüyorlar’ ancak ben şu her maçtaki ıslık olayına takıldım. Bir ara duramayıp kendi takımlarını bile atak sırasında ıslıkladılar. Onların nezdinden tüm Türk futbolseverlere sormak istiyorum: Hadi rakip oyuncuları anladık da hakemlerin isimleri anons edilirken niye ıslıklıyorsunuz? Ya da UEFA’nın her maçta okunan resmi ‘hoş geldiniz’ mesajının Ukraynaca versiyonunu ıslıklamanın herhangi bir mantığı var mı? Onlar mesajı duyamayınca elinize bir şey mi geçiyor? İlginç, gerçekten ilginç.
Tribünden sahaya inelim... Dün, Avrupa’da evinde 14 maçtır yitirmeyen Fenerbahçe’yle Şampiyonlar Ligi’nde gruplarda oynadığı son 8 deplasman maçında 7 yenilgi 1 beraberlik alan Dinamo Kiev karşılaştı. Konuk takım ilk yarıdaki oyunuyla bu istatistiği daha fazla uzatmak istemediğini belli ediyordu. Çakılı oynayan dörtlü savunmalarının önünde Aliyev ve Vukojeviç gibi hareketli iki isim, onların önünde de bir üçlüyle Fenerbahçe’ye zor anlar yaşattılar. Özellikle Aliyev, Sarı-Lacivertliler’i en fazla rahatsız eden isim olurken modern
bir ön libero nasıl olur herkese gösterdi.
Fenerbahçe olağan kadrosuyla başlarken, olağan olmayan şey Maldonado’nun son derece aktif oluşuydu. Büyük olasılıkla Aliyev’den feyzaldı. Şilili dışında ilk yarıda Fenerbahçe’de göze çarpan tek şey bariz savunma hatalarıydı.
Tamam, Fenerbahçe savunması iyi, rakibe çok zor pozisyon veriyorlar ancak her futbolcu adeta ayaklı birer bomba. Özellikle Edu ve Volkan’ın ne kadar sürprizlerle dolu(!) isimler olduğuna dün bir kez daha şahit olduk. Dün bu ikili çok ölümcül hatalar yaptılar ancak Dinamolu forvetler fazla becerikli davranamadı.
İkinci yarı başlarken Yuri Semin ileride tek başına dikilip duran Bangoura’yı çıkarıp Şatskih’i oyuna alarak hücumuna hareket getirmeyi planlıyordu ancak hareketlenen Fenerbahçe oldu. İkinci devre Gökhan Gönül ve Roberto Carlos daha fazla ileride görünmeye başlarken Sarı-Lacivertliler ciddi pozisyonlar buldular. İlk yarıda oyunu forse eden Dinamo Kiev ise bir süre şaşkın şaşkın Fenerbahçe’yi izledikten sonra, özelikle 60. dakikadan sonra kontrataklarla pozisyon aradı ancak Ukrayna ekibi yorulmuş ve temposunu yitirmişti. Böyle olunca Fenerbahçe ikinci yarının büyük bir bölümünde oyuna hakim oldu. Sarı-Lacivertliler yaptıkları presle rakibin oyun kurmasını ve dolayısıyla ilk yarıdaki o müthiş pas trafiğini engelledi.
Ancak Fenerbahçe’nin de gücü bir yere kadar... Baskısı sonuç getirmeyen ev sahibi ekip de yoruldu ve oyuncuların yarısı oyundan düştü. Böyle olunca karşılaşmanın son 10 dakikasında ortada taktik, oyun planı falan kalmadı, halı saha maçına döndü. İki takım da geriye dönmekte zorlanıyor, ataklarla boş alanlar bulunuyor, büyük heyecan yaşanıyordu ancak Fenerbahçeli hücumcuların aşırı heyecanlı ruh hali, Dinamolularınsa laçkalıkları nedeniyle gol olmadı. Ligde kötü giden Fenerbahçe’ye bir darbe de Devler Ligi’nde geldi. Gruptaki en kolay rakiplerini sahalarında yenemediler, artık işleri çok daha zor.