Hilario'nun elinde eriyen hayaller

Michael Ballack maçın 4. dakikasında sağdan yapılan ortaya kafasını uzatıp Chelsea'yi öne geçirdiğinde kimse şaşırmadı herhalde.<br></br><li><b>EFKAN BUCAK</b>

Michael Ballack maçın 4. dakikasında sağdan yapılan ortaya kafasını uzatıp Chelsea'yi öne geçirdiğinde kimse şaşırmadı herhalde. Fenerbahçe'de artık maçtaki ilk golü yemek gelenek halini aldı. Sevilla, ilk Chelsea ve Kayseri maçlarını hatırlayın (Bir ara Beşiktaş da aynı dertten mustaripti). Fenerbahçe'nin kanatlardan yapılan ortalarda adam
paylaşımı sorunları yaşadığı ilk maçta da belliydi. Gol sonrası Avram Grant'in sevinci görülmeye değerdi, adamın sinirleri boşaldı. Ne kadar baskı altında olduğu belliydi.
Maç öncesi basın toplantısında Zico "Her zamanki hücum futbolumuzu oynayacağız" demişti, ilk dakikalarda sahadaki Fenerbahçe'ye baktığımızda Brezilyalının hariçten gazel okumadığını gördük. Fenerbahçe'nin en takdire şayan özelliği paniğe hiçbir zaman kapılmaması. Tamam, ilk yarıda Chelsea'nin 3'ü gollük 10 şutuna karşın sadece 3 şut bulabildiler ancak en azından telaşsız bir futbol ortaya koydular. Ancak sakin olmak farklı, belli bir oyun planını uygulayabilmek başka bir şey. Sarı-Lacivertliler koca ilk 45 dakika boyunca dalga dalga gelen Chelsea atakları karşısında topu ileri şişirdiler, ileride topu yere indirecek adam olmadığından organize bir atak geliştiremediler. Zaten dün Fenerbahçe'nin amacı duran toplardan gol bulmaktı. Bunun için Deivid, Alex ve Gökhan kamikaze gibi içeri dalma teşebbüslerinde bulundu. Özellikle Chelsea savunmasının önündeki Makelele'nin tatlı sert futbolundan yararlanmak için Alex ve Deivid Fransızın üstüne üstüne gitti. Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki en tehlikeli atağı da bir duran toptan geldi. Sağdan ortada Lugano'nun kafası az farkla dışarı çıktı.
Ev sahibi ekip sahaya 4-3-3 şeklinde dizilirken ilerideki Drogba'yı kanatlarda Joe Cole ve Kalou destekledi. Özellikle Gökhan Kalou karşısında maç boyunca epey zorlandı. Neyse ki Grant, Essien'i orta sahaya çekmek için ikinci yarıda Kalou'yu kenara çekip Belletti'yi oyuna aldı. Buna karşın Zico da Maldonado'yu çıkarıp Kezman'ı aldı ve forveti ikiledi. Ancak top gelmediği sürece iki forvet bir işe yaramaz tabii ki.
Sahasında kolay kolay gol yemeyen Chelsea'nin bunu nasıl başardığını dün gece gördük.
Mavi-Beyazlılar neredeyse hatasız oynadı. Zaten Semih de ilerleyen dakikalarda çıktı. Eee, ilk 11'de başlamak farklıymış demek ki!
Mourinho'lu bir kredi kartı reklamında, o zamanlar Chelsea'nin başında olan Portekizli teknik adam soyunma odasında değişik bir İngiliz aksanıyla, "Koşun, gerçekten hızlı koşun. İnanırsanız atarsınız" diyordu. Chelsea'li oyuncular eski hocalarından pek bir şey kapmamış gözüktü. 1-2 oyuncu dışında ne hızlıydılar ne de inançlı gözüktüler. Fenerbahçe'nin durağan futboluna onlar da ayak uydurdu, dakikalar ilerledikçe
kendi yarı sahalarına daha fazla gömüldüler. Sonrası futbolun bilinen kanunu, Fenerbahçe tempoyu artırdı, Chelsea kontrataklarda geniş alanlar buldu. Sarı-Lacivertliler son 10 dakika önemli pozisyonlar da buldu. Ancak önce kaleci Hilario, son anlarda da Lampard Sarı-Lacivertlilerin yarı final umutlarını tüketti. Risk alan Fenerbahçe bedelini ödedi.